Okullar ne zaman açılacak? – 2017

9 Haziran 2017 Cuma günü 2016 2017 eğitim öğretim dönemi sona erdi. Karnelerin alınmasının ardından İlk-Orta, Lise ve Üniversiteler 3 ay tatile girdi.

Yaz tatili ne zaman bitecek? Okullar ne zaman açılacak?

İlk-Orta ve Lise sınıflarındaki öğrenciler eğitim-öğretim yılına hazırlanıyor. Uzun süren tatil sonrasında yeni eğitim-öğretim yılı için ilk ders zili 18 Eylül 2017 Pazartesi günü çalacak.

İlk yarı yıl ne kadar sürecek? 15 tatil ne zaman? ikinci yarıyıl ne zaman başlayacak?

Takvimde yer alan tarihlere göre yarıyıl tatili 22 Ocak 2018 – 02 Şubat 2018 tarihleri arasında yapılması bekleniyor. Bu duruma göre ikinci yarı yıl okullar 5 Şubat Pazartesi günü açılacak.

 

YGS Sonuçları Açıklandı!! YGS Sonuçları Sorgu Ekranı

Üniversite’ye girebilmek için ilk adım olan YGS (Yüksek Öğrenime Geçiş) Sınavı sonuçları bu gün açıklandı. Öğrenciler YGS sonuçlarını öğrenebilmek için TC Kimlik numaraları ve şifreleri ile beraber “YGS Sonuçları Sorgu Ekranı” ndan, SMS ile cep telefonlarından veya mobil uygulama üzerinden öğrenebilecekler. 150 puanın üstünde puan alan öğrenciler başarılı sayılacak ancak 150-180 puan aralığında puan alan öğrenciler ise sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açık öğretim programlarını seçebilecekler. Bu öğrenciler YGS den sonra yapılan LYS’ye (Lisans Yerleştrirme sınavı) giremeyecek. YGS sınav sonucuna göre puan türlerinden en az biri 150 ve üzeri olan öğrenciler özel yetenek sınavıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına başvurabilecek. YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar ise LYS’lere girme hakkı kazanacak.

YGS Sonuçları Sorgu Ekranı

YGS Sonuçlarını öğren, YGS Sonucu bilgi sistemi, YGS sonuçlarını nereden öğrenebilirim? nasıl öğrenebilirim? YGS den kaç aldım?

YGS Sınav Sonuçlarını Öğrenmek için Buraya Tıklayın !!!

ÖSYM Çağrı Merkezi Telefonu İletişim

Ösym bilgi merkezi iletişim

Adres: ÖSYM 06800 Bilkent / ANKARA
Telefon: 444 6796 (OSYM) (Çağrı Merkezi)

&

ÖSYM teknik alt yapısında köklü değişime gitti. 36 yıllık bilgi sistemi yenilendi.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi ,kurum ve sınavlara ilişkin her türlü soruyu etkin ve hızlı şekilde yanıtlamak için kurulan çağrı merkezini hizmete açtı.

ÖSYM tarafından, sınavlara ilişkin her türlü soruyu etkin ve hızlı şekilde yanıtlamak için kurulan 444 6796/ÖSYM numaralı çağrı merkezi kurumun merkez binasında, 44 operatörle, 7 gün 24 saat hizmet verecek.

ÖSYM, merkezin yaptığı sınavların hazırlanması, başvuru yöntemleri, sınav binalarının belirlenmesi, sorular ve soru kitapçıklarının hazırlanması, kapalı dönem, basılan sınav evrakının sınav merkezlerine gönderilmesi, sınav merkezlerinde sınav evrakının güvenliğinin sağlanması, adayların sınavdan bir gün önce yapması gerekenler, sınavın geçersiz sayılacağı ve kopya olarak değerlendirilen durumlara ilişkin adayların ve diğer vatandaşların merak ettiği tüm sorulara daha hızlı ve etkin cevap vermek amacıyla çağrı merkezi kurdu. 444 6796/ÖSYM numaralı çağrı merkezi kurumun merkez binasında, 44 operatörle, 7 gün 24 saat hizmet verecek.

Çağrı merkezinde 44 personelin çalıştığını dile getiren Demir, ihtiyaca göre ileride personel sayısının artırılabilineceğini söyledi.

Çağrı merkezi arandığında kişinin hangi sınava yönelik soru soracağını, kişinin aday mı veya sınav görevlisi mi olduğunu önceden belirttiğini, buna göre de operatörlerin soruları daha hızlı şekilde yanıtlayabildiğini anlatan Demir, adayların doğru bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmasının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayarak, ”Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulu Üyesi Durmuş Günay, ÖSYM Başkan Yardımcısı Ercan Öztemel, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ömer Açıkgöz, Devlet Personel Başkan Yardımcısı Enes Polat ve diğer ilgilerin katılımıyla açılışını yaptığımız çağrı merkezine son iki günde çağrı merkezini 9 bin kişinin aradı” dedi.

36 YILLIK BİLGİ SİSTEMİ YENİLENDİ

Çağrı merkezinin IP tabanlı bir sistemle kurulduğunu anlatan Demir, sistem kalitesini sağladıklarını şimdi de hizmet kalitesini artırmaya çalıştıklarını dile getirdi. ”Adayların mümkün olduğunca ÖSYM ile sınavla ilgili akıllarında soru işareti olmadan sınava girmesini istiyoruz” diyen Demir, merkezin bilgi işlem sistemini tamamen yenilediklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu sayede, hatırlarsanız KPSS’de son yerleştirmelerini 1,5 günde açıklamıştık. YGS başvurularında bir günde 360 bin adayın başvurusunu aldık. Bu bizim sistemimizi sadece yüzde 10 işgal etti. Dolayısıyla şu anda 2 milyon adayın bir günde başvurusunu kabul edebilecek bir sistemimiz var. 36 yıllık o eski teknoloji bu yıl itibarıyla tarih oldu. Artık başvurularda, sınav açıklamada ve yerleştirmede daha hızlı olacağız. Biz göreve geldiğimizde sınav sonuçları 35 günde açıklanıyordu, bunu biz geçen sene 19 günde açıkladık. Bu sene bu süreyi daha da düşürmeyi düşünüyoruz. Üniversite yerleştirmeleri de 15-20 günde açıklanıyordu, bunu da daha kısa sürede açıklamaya çalışıyoruz.”

ÖSYM’nin tarihinde ilk defa kendi yazılımını yaptığını anlatan Demir, KPSS’deki yerleştirme sisteminin yazılımının ÖSYM’nin personeli tarafından yapıldığını dile getirdi.

Yeni Yıl İle İlgili Kompozisyon Örnekleri 2016

Yeni yıl, yılbaşının gelişi ile ilgili yazı. Yeni yılın ilgili kompozisyon, yılbaşı konulu yazı örnekleri…

 1.Yeni Yıl Kompozisyon

Tüm insanların yeni yıldan beklentileri farklı farklıdır. Çocukların istekleri iyi bir karne, ödevden başarılı not alma, cep telefonu yada beğendiği ayakkabınınonun olmasıdır. Yani çocukların istekleri onlar gibi masumdur. Yetişkinlerden bazıları yeni yıldan başarı, para,  şans, sağlık ve aşk ister. Bu istekler kişiden kişiye değişir. Ancak mutlaka herkesin bir dileği, isteği vardır.

Yeni yılda insanlar bir araya gelir, eğlenceli vakitler geçirilir, birlikte yemekler yenir ve gecesonunda hediyeleşilir. Tam yeni yıla girmekle birlikte milli piyango çekilişi yapılır. Bazı evlerde de bunun heyecanı yaşanır. Sonuç olarak yeni yıla bu şekilde girilir. Bizde yeni yılın yaklaşmasıyla şimdiden tüm takipçilerimizin mutlu ve huzurlu yeni bir yıl geçirmelerini diliyoruz.

2.Yeni Yıl Kompozisyon

31 Aralık da aslında her gün gibi bir gündür. Akşam güneş batar ve ertesi gün 1 Ocakta tekrar doğar. Ama bu yeni doğan güneşin, yeni gelen sabahın bir özelliği vardır. 1 Ocak yılın ilk günüdür. Güneşin etrafında bir tam turunu tamamlayan dünyamız tekrar başladığı noktada bulmuştur kendisini. 365 gün sonunda eskiyen yıl yerini yeni yıla bırakarak, takvimlerde yeni yıl yerini almıştır. İşte yeni başlangıçlar için güzel bir fırsat.

Yeni yıl için hepimiz yeni yeni kararlar veririz. Bu yıl daha çok çalışacağım, spora başlayacağım, daha iyi bir insan olacağım hatta rejime başlayacağım diyen birilerini mutlaka duymuşsunuzdur. Aslında bu gibi kararlar almak için bir vesiledir yeni bir yıla başlamak. Üstelik yeni gelen yılla birlikte ümitlerimiz, beklentilerimiz de artar. Hayata bir mola verip, yeniden başlamak için güzel bir şans yakalarız.

31 Aralık akşamı saat tam 12 de yeni yıla merhaba derken insanların gözlerinde umut ışıkları belirir. Hediyeler, güzel sofralar ve eğlenmek, birbirimizi kutlayıp, hatırlamak için zaman ayırırız. Eski yılın yanlışları bir kenara bırakılır ve yeni yılda bunların olmaması umut edilir. Bana göre sırf bu duyguları yaşattığı, ümit verdiği için sevilmeyi hak eder ışıl ışıl yılbaşı geceleri. O yüzden özeldir, güzeldir. Dilerim ki bu yeni yılda da umutla dolsun yürekler ve hiç ağlamasın güzel gözler.

3.Yeni Yıl Kompozisyon

Yeni yıla girmeden evvel ki ay olan Aralık ayı hepimizin heyecanlı ve tatlı telaş yaşanılan bir aydır. Pek çoğumuzda yeni yapılan şeylere karşı heyecan ve telaş uyanır. Yeni bir seneye de girmek bu nedenle bizleri heyecanlandıran bir durumdur. Yeni yıla girmeden biten yılda neler yaşadığımız, bizi ne gibi sürprizlerin karşıladığı, acı tatlı hatıralar sevenlerimizle paylaşılır. Biten yılda ne gibi başarılarımız olduğunu da ölçeriz.

Her sene, yeni hayatın bir başlangıcıdır. Her yıla yeni bir heyecan ve yeni bir sayfayla başlamayı yeğleriz. Her yeni yıl yeni gelişmenin, ilerleme kaydetmenin, yeniliklerin kaynağıdır. Bu nedenle her yeni yılda çabalarımızı bir seviye artırmalıyız. Zamanı başaramayacağımız şeyleri düşünmekle geçirmemeli, bunları gerçekleştirmek için çabalamalıyız. Bunun için inancımız sağlam olmalıdır. Yeni yılda da girdiğimiz yılda güzel şeyler başaracağımıza, mutlu olacağımıza inanmalıyız.

Her yılbaşında sevdiklerimiz hatırlanmalı ve onları ufak bir hediyeyle de olsa sevindirmeli, onları bu yıl da çok sevdiğimiz hatırlatılmalıdır. Ayrıca yeni yılda bizim için iyi geçmesi amacıyla dileklerde bulunulur. İşte yeni bir yıla yaklaştığımız şu zamanlarda sizlerin sevdiklerinizle mutlu bir yıl daha geçirmenizi dileriz.

4.Yeni Yıl Kompozisyon

Aralık ayının başından itibaren, telaşlı, tatlı bir heyacan sarar hepimizi. Yeni başlayan her şey gibi yeni başlayacak yıl da kalbimizin hızlı çarpmasına neden olur.Yeni bir yıl başlarken: Biten yıl neler yaptığımızı, neler öğrendiğimizi gözden geçiririz. Çevremize yararlı olup olmadığımızı, zamanımızı iyi kullanıp kullanmadığımızı düşünürüz.

Her yıl; yeni atılımlar, yeni umutlar, kısaca yenilikler yılıdır. İnsanlık her yeni yılda tarihini yeni başarılar, yeni buluşlar, her alanda ilerlemelerle zenginleştirir.Bizim de bu hızlı gidişe ayak uydurmamız, yeni yılda daha çok çalışarak daha başarılı olmamız gerekir. Zamanı yapamayacağımız şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirelim ve mutlu olmaya çalışalım.

Her yılbaşında yakınlarımızın, arkadaşlarımızın yeni yılını kutlarız. Yeni yılın başarılı, verimli olmasını dileriz.Yine bir yıl başı geldi, bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum

Kerbela’da Hz. Hüseyin Nasıl Şehit Edilmişti ?

Kerbela’da Hz. Hüseyin Nasıl Şehit Edilmişti ?

Hazreti Hüseyin ve 70 yakınının 1333 yıl önce Kerbela’da hunharca katledilip şehit edilmesini Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Üzüm, kaleme aldı.

Hz. Hüseyin, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in güzide torunudur; onun “cennet kadınlarının efendisi” diye nitelediği kızı Fatıma’nın küçük oğludur.

İSMİNİ HZ. MUHAMMED KOYMUŞTU

10 Ocak 626 yılında Medine’de doğmuştur. İsmi “güzelcik” anlamında bizzat dedesi Hz. Muhammed tarafından konulmuştur. Doğumundan bir hafta sonra akika kurbanı kesilmiş, saçları toplanıp ağırlığınca gümüş fakirlere sadaka olarak dağıtılmış, aynı gün sünnet edilmiştir.

Hz. Hüseyin kutlu bir ailede yetişmiştir. Babası, hayatı beş yaşından itibaren Hz. Peygamberin yanında geçmiş Hz. Ali, annesi Resulullah’ın biricik kızı Hz. Fatıma’dır. Altı yaşına kadar ağabeyi Hasan ile birlikte sık sık dedesi ile birlikte olmuş, çocukluk saflığı ve masumluğu içinde onun inanç ve ahlakını duygularına taşımış, ayrıca yine onun özel ilgi ve dualarına nail olmuştur.

HZ. OSMAN’I KORUDULAR

Hz. Hüseyin ehl-i beyt mensubudur. Başka bir ifadeyle o, Peygamberin aile fertlerinden birisidir. Bu özelliğiyle o, Allah’ın “ehl-i beyti tertemiz kılmayı murat ettiğini” bildiren ayet (Ahzab 33/33) nazil olduğunda Peygamber tarafından âbânın/örtünün altına alınarak bu vesileyle yaptığı duasına dahil edilmiştir. Yine aynı özelliğiyle o, Hz. Peygamberin Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı ahitleşmede onun birinci dereceden yakını olarak hazır bulunmuştur.

Yaşının küçüklüğü dolayısıyla ilk iki halife döneminde fetih faaliyetlerine katılamayan Hz. Hüseyin, üçüncü halife döneminde ağabeyi Hz. Hasan ile birlikte Taberistan fethine iştirak etmiştir. Ayrıca Hz. Osman’ın hilafetinin son yıllarında meydana gelen iç karışıklıklarda halifeyi korumak üzere önemli görevler yapmıştır.

İLİMLE MEŞGUL OLDU

24 Haziran 656 yılında babası Hz. Ali’nin hilafete geçmesiyle birlikte, sürekli onun yanında yer alan Hz. Hüseyin Cemel, Sıffîn ve Nehrevan savaşlarında yer almıştır. Dört buçuk yıl sonra babasının şehit edilmesinin ardından ağabeyine itaat etmiş, onun Muaviye lehine hilafetten çekilmesinden sonra ise Medine’ye gelerek burada ilim ve ibadetle meşgul olmuştur.

Hz. Hüseyin’i faziletli kılan Peygamberle olan kan bağı değil, imanı, ibadet bilinci ve ahlakı ile Peygambere layık bir torun olma vasfını gerçekleştirebilmiş olmasıdır. Nitekim onun hayatına tahsis edilen eserlerde kaya gibi güçlü imanı, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet bilinci, doğruluğundan/sıdkından cömertliğine kadar üzerinde topladığı ahlakî güzellikleri çarpıcı örnekleriyle anlatılmaktadır.

AİLESİYLE YOLA ÇIKTI

İşte Kerbela, bu müstesna insanın siyasi ihtiraslar uğruna şehit edildiği yer, Kerbela olayı da bu acının dramatik sahnelerinin bütünüdür.

681 yılında cereyan eden bu olayın üzerinden 1333 yıl geçmiştir. Bu acı olay, sadece tarih sayfalarında kalmamış, yüzyıllardır Müslümanlar’ın ciğerini sızlatan, içini kanatan bir olay olarak canlılığını korumuştur.

Hakkında manzum ve mensur yüzlerce eserin kaleme alındığı olay en kısa haliyle şöyle cereyan etmiştir:

Muaviye’nin ölümünden sonra tahta geçen oğlu Yezid, biat almak için insanları zorlamaya başlamıştır. Durumu öğrenen Hz. Hüseyin buna şiddetle karşı çıkmış, önce Mekke’ye giderek yapılması gerekenlerle ilgili olarak güvendiği insanların fikrini almıştır. Bu arada vaktiyle babasının hilafet merkezi olan Kufe’den kendisini hilafete geçmek üzere Kufe’ye davet eden ısrarlı mektuplar almıştır. Bunun üzerine yerinde incelemeler yapmak üzere amcasının oğlu Müslim’i Kufe’ye göndermiştir. Onun olumlu raporları çerçevesinde hazırlıklara giren Hz. Hüseyin aile efradı ve yakınlarından oluşan küçük bir askeri birlikle yola çıkmıştır.

HUNHARCA ŞEHİT EDİLDİLER

Kufe’de Hz. Hüseyin lehine gelişen olaylardan haberdar olan Yezid harekete geçerek valiyi görevden alıp yerine problemi çözmesi emriyle İbn Ziyad’ı görevlendirmiştir. Duruma el koyan yeni vali önce halkı tehdit edip korkutmuş, ardından Müslim’i yakalatıp öldürtmüştür. Hz. Hüseyin bu olumsuz gelişmelerden yolda iken haberdar olmuş, geri dönmek ya da yola devam etmek arasında tereddüt yaşamış ise de özellikle Müslim’in çocuklarının ısrarıyla devam kararı almıştır. Hz. Hüseyin’in yolda olduğunu öğrenen İbn Ziyad, başka bir görev için hazırlanmış Ömer b. Sa’d komutasındaki askeri birliği Hz. Hüseyin’in üzerine göndermiştir. Önce su yolları kapatılan ve teslime zorlanan Hz. Hüseyin ve küçük birliği ardından 10 Muharrem’de acımasız bir saldırı ile devre dışı bırakılmıştır. Kahramanca savaşan Hz. Hüseyin’in mübarek başı gövdesinden ayrılmış, ayrıca 70 dolayındaki yakını da hunharca şehit edilmiştir.

Kerbela olayında dikkat çekici birçok nokta vardır. Söz gelimi, Hz. Hüseyin’i Kufe’ye davet edenlerin onu yalnız bırakmaları, Hz. Hüseyin’in görüşlerine baş vurduğu başta önemli şahisyetlerin Kufeliler’e güvenilemeyeceğini söyleyerek onu yolundan vazgeçirmeye çalışmaları, Hz. Hüseyin’in olay öncesinde Ömer b. Sa’d ile görüşürken geri dönmesine izin verilmesi, Şam’da Yezid ile doğrudan görüşmesinin sağlanması veya sınır boylarında fetihlerle meşgul olmasına müsaade edilmesi gibi seçenekler sunması bunlardan bazılarıdır.

Fakat durum ne olursa olsun kesin olan şudur ki; a) Hz. Hüseyin tamamen masumdur. b) Cinayet ve katliam tamamen siyasi sebeplerle yapılmıştır. c) Olayın failleri kendilerini Müslüman olarak niteleyen topluluklardan oluşmaktadır.

KERBELA HALEN YAŞANIYOR

Geçmiş dönemler bir tarafa, günümüz İslam dünyasındaki gelişmelere bakıldığında, değişik yerlerde, değişik biçimlerde Kerbela’nın hâlen yaşandığı görülmektedir.

Daha açık ifadeyle, bugün kendisini İslam dairesi içinde gören gruplar siyasi sebeplerle birbirini öldürmeye devam etmektedir. Suriye’de yaşanan iç savaşta ölenlerin sayısı 120.000’i geçmiştir. Irak’ta Sünniler ve Şiiler arasında yaşan olaylarda son üç ayda ölenlerin sayısı iki binli rakamlara yaklaşmıştır. Aynı şekilde her yıl Hint alt kıtasında mezhep çatışmalarında hatırı sayılı rakamlarda insan ölmektedir. İslam’ın temel ilkeleri açısından bu tabloyu onaylanabilir görmek hiçbir biçimde mümkün değildir. Zira adını “barış”tan alan ve mensuplarına dünya ve ahiret saadeti vadeden, peygamberinin “alemlere rahmet olarak gönderildiğini” söyleyen İslam, kendi bağlılarının farklı anlayış ve düşünceler için birbirinin kanını akıtmasına izin verebilir mi?

İslam’ın inanç açısından temel ilkeleri bellidir; Allah’ın birliği ve Hz. Muhammed’in O’nun peygamberi olduğu. Bunu kalbiyle tasdik eden bir kimse Müslüman’dır, mümindir. İslam’ın Müslümanlar’ın birbiriyle ilişkilerine dönük temel ilkeleri de bellidir: Birbirini kardeş görmek, birbirine yardım etmek, birbirine dua etmek, birbirinin sıkıntısını gidermeye çalışmak. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”. (Hucurât 49/10).

Oysa bugün İslam coğrafyasının bazı yerlerinde maalesef “Lâ ilâhe illallah” diyen insanlar “Lâ ilâhe illallah” diyen insanlarca “Lâ ilahe illallah” denilerek öldürülüyor.

MÜSLÜMAN CANLI ÖLDÜREMEZ

Burada ciddi bir problem olduğu açıktır: Zira bir Müslüman, bırakalım bir Müslüman kardeşini, bir insanı, bir canlıyı öldüremez; bir bitkiyi yerinden koparamaz. Kur’an-ı Kerim’de çok açık şekilde yer alan şu ayet müminleri titretir, niteliktedir: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.” (Maide 5/32)

TÜM MÜSLÜMANLAR İÇİN HÜZÜN

İslam dünyasında meydana gelen iç karışıklıların elbette uluslararası birçok dinamiği bulunmaktadır. Ülkelerin çıkarları, silah şirketlerinin hedefleri, uluslararası güç odaklarının hesapları vs. Bu çerçevede bilinen ve bilinmeyen birçok odak Müslümanlar’ın zaaflarından yararlanarak kargaşa çıkarmak, insanları birbirine düşürmek, tarihsel ihtilafları kaşımak isteyebilir ve istemektedir.

Ancak bütün bunların üstünde ve ötesinde müminlerin İslam’ın temel ilkelerini dikkate alarak davranmaları gerekmez mi? Mezhebi, din anlayışı, kültürü ne olura olsun “Lâ ilâhe illallah” diyen bir insan öldürülebilir mi?

Hz. Hüseyin, Peygamberin güzide torunu ve fazilet timsali olarak bütün Müslümanlar’ın sevdiği bir şahsiyettir. Bunun en somut kanıtlarından biri onun isminin Sünni, Alevi, Şii bütün Müslümanlar tarafından çocuklara ad olarak konulmasıdır.

Elbette Kerbela’da onun hunharca şehit edilmesi bütün Müslümanlar’ı üzmüştür. Bu üzüntünün dışa vurması ve yansıtılması çeşitli biçimlerde kendini göstermektedir. Sünni çevreler çoğunlukla İslam’da kurumsal nitelikte bir matem olmadığını, söz gelimi şehit edilen Hz. Ali için de yas tutulmadığını söylemekte, bazıları ise diğer mazlumlar gibi Hz. Hüseyin’in şehadeti için de üzülmekte ve gözyaşı dökmektedir. Şiiler ise bazı yerlerde bedenlerine işkence ederek bazı yerlerde sadece sine döğüp mersiyeler okuyarak kendi gelenekleri içinde özel programlarla bu acıyı hatırlamaktadır. Aleviler de mersiye okuyarak Hüseyin’in acısını hissetmektedir.

GELENEĞE SAYGI DUYMALI

Kerbela olayını kim nasıl anarsa ansın herkese saygı duyulmalıdır. Ancak bu vesile ile bütün Müslümanlar İslam kardeşliğinin gereğini yerine getirip getirmediğini bütün netliği ve içtenliğiyle yeniden sorgulamalıdır. Dış mihrakların bazı iç ihtilafları karıştırmalarına asla izin vermemelidir.

Her kesim birbirinin dini inanç, anlayış ve geleneğine saygı duymalıdır. İşte o zaman İslam kardeşliği lafta kalmayacak, Kerbela olayı doğru okunmuş olacak, yeni Kerbelalar yaşanmayacaktır.

2014 Zabıt Katipliği Sözlü Mülakat çıkmış sınav soruları

2014 Zabıt katipliği sözlü sınavı 20 Eylül 2014 Cumartesi günü saat 09:00’da yapıldı.

Sözlü sınava çağrılacakların belirlenmesi:

Uygulamalı sınavda başarılı olanlardan, sınav birimince doğru olarak kabul edilen kelime sayısı esas alınmak kaydıyla, en fazla doğru kelime yazan adaydan başlanarak atanmak istenilen komisyon için ilan edilen kadronun üç katı kadar aday sözlü sınava çağrılacaktır. Buna göre oluşturulan sıralamada, son sıradakilerle aynı sayıda doğru kelime yazanlar da sözlü sınava girebileceklerdir.

..

Zabıt katipliği mülakat sınavlarında sorulacak soruların dağılımı yönetmeliklerle belirlenmiştir. Adalet Bakanlığı Nakil ve Atama Yönetmeliği ile mülakatt a zabıt katipliğiadaylarına sorulacak soruların dağılımı şöyledir;

  • İlgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi
  • Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
  • Genel Kültür
  • Bir konuyu kavrama ve ifade yeteneği

AÇIKLAMALAR

Mülakatta ilk olarak karşınıza Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Komisyonunu oluşturan Ağır Ceza Reisi ( Komisyon Başkanı ), Cumhuriyet Başsavcısı ( Üye), Komisyon Üyesi Hakim (Üye) olduğunuzu bildirelim.İçeri girdiğinizde muhtemelen size yumuşak bir tavırla “ gel bakalım, otur “ şeklinde sakinleştirici cümleler kurarlar ve ardından da neden zabıt katibi olmak istediğinizi sorarlar. Bu bölümü 4. Maddede belirtilen bir konuyu kavrama ve ifade etme yeteneği bölümünde değerlendirirler

1. Mülakatta öncelikle karşınızda Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Komisyonunu oluşturan olan Ağır Ceza Reisi ( Komisyon Başkanı ) , Cumhuriyet Başsavcısı ( Üye ), Komisyon Üyesi Hakim ( Üye ) olduğunuzu bildirelim. İçeri girdiğinizde muhtemelen size yumuşak bir şekilde ” gel bakalım, otur bakalım ” gibi, sizi sakinleştirmek isteyen cümleler kurarlar. Ardından yaşınız, bir işiniz olup olmadığı, aile bireyleriniz, kardeşleriniz, memleketiniz, niye Zabıt Kâtibi olmak istediğiniz gibi sorular sorarlar. Bu kısmı 4. madde de belirtilen ” bir konuyu kavrama ve ifade etme yeteneği ” kısmında değerlendirilir.Ardından birinci maddede belirtilen ilgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi bölümünden sorular sorarlar. Örneğin ” Cumhuriyet Savcısı hangi duruşmalara çıkar, Sulh Ceza Mahkemeleri ne tür davalara bakar, kalem düzenine ilişkin sorular, duruşma esnasında yapılan işlemlerle ilgili sorular …” şeklinde devam eder ve bu kısım komisyonun size soracağı soru miktarında uzar.

2. Maddede belirtilen Atatürk ilkeleri ve inkılâp tarihi ile ilgili olarak da; tarih dersi görmeye başladığımızdan itibaren öğrendiğimiz tüm konulardan sorulara hazır olun. Örneğin ” faydalı cemiyetleri sayınız, Atatürk milliyetçiliği nedir, kurtuluş savaşının aşamalarında meydana gelen olaylar ile ilgili soruları, atatürk ilkelerinin açıklamaları … ” şeklinde devam eder ve bu kısım da komisyonun size sormak istediği soru miktarında uzar.

3. Madde de belirtilen genel kültür soruları ile her alandan gelebilir. Örneğin ” televizyon, diziler, sineme, gündemde olan olaylar, önemli siyasi gelişmeler, spor, teknoloji … ” şeklinde devam eder ve bu kısım da komisyonun size sormak istediği soru miktarınca uzar.

KATİPLİK SINAVI İÇİN BİR KAÇ BİLGİ

GEÇMİŞ YILLAR MÜLAKAT SORULARI

Yüksek mahkemeleri sayınız.
İtalyanlar hangi olayla topraklarımızdan çekilmişlerdir?
Lozana bizzat gelmeyip yazı gönderen ülke?
Keops piramitinde kaç taş kullanılmıştır?
Penguenlerin dişleri var mıdır
Altın Portakal Ödülleri nerede yapılıyor
Hollanda’nın Başketi neresidir
Sosyoloji ne demektir
Atatürk Samsun’a hangi görev için gitti
Fransa ile İngiltereyi birbirine bağlayan tünelin adı nedir?
Şirket türleri nelerdir 3 tane söyleyin
İlk Meclis Başkanı kimdir
Avrupa Birliğine üye ülkeler içinde resmi olarak dini İslam olan ülke hangisidir
Olimpiyat logosundaki halkalar neyi ifade ediyor?
Kuduz aşısını kim bulmuştur?
Mehmet Akif Ersoy hangi ilden vekil seçilmiştir?
Atatürk’ün nüfusa kayıtlı olduğu il neresidir?
Yürütme görevini kim yapar?
İrade-i Milliye Gazetesi ne zaman çıktı?
Uzayda tüm gezegenler aynı yöne döner ters yöne dönen gezegen hangisidir?
Düzenli ordu ilk defa hangi cephede savaştı?
Bayrağı üçgen şeklinde olan ülke hangisidir?
Birinci beş yıllık kalkınma planı nerede kararlaştırılmıştır?
Hayvan bilimini inceleyen bilim dalı hangisidir
Aşure hangi ayda yapılır?
7. Sanat da denilen sanat nedir?
Masumiyet Karinesi nedir?
Tavuğun yumurtladığı yere ne denir?
İskoç çalgısının adı nedir?
Osmanlıda ilk akçe kim zamanında basıldı?
İngilterenin ilk kadın başkanı kimdir?
Jandarma hangi Bakanlığa bağlıdır?
Osmanlı Devletinde zanaatkarların zanaatlarına göre kurdukları grupların adı nedir?
ABD’nin ilk Başkanı kimdir?
20 milyon insanını yitirerek II. Dünya Savaşı’nda en çok can veren ülke hangisidir?
Rumeli Hisarını hangi padişah yaptırmıştır?
Ay’a ilk insanı taşıyan uzay aracı hangisidir?
Kanuni Sultan Süleyman kaç yaşında Padişah Oldu?
Kur-an kaç yılında nazil dolu ve kaç ayettir?
Bülent Ersoy kaç yılında kadın olmak için ameliyat oldu?
Kobe Bryant kaç yaşında ve ilk olarak hangi takımda basketbola başladı?
Örümcek Adamın annesinin adı nedir?
Sayıştay başkanının adı ve soyadı nedir?
Bilgisayar terimi olan hard disk ne işe yarar?
İnsan vücudunda kaç adet kemik vardır?
Titanicte kaç yolcu vardı ve kaç kişi hayatta kaldı? Ve biliyorsanız eğer hayatta kalanların isimlerinden 3 ünü sayınız.
Guatr ne eksikliğinden dolayı olur?
Dünyanın en uzun nehri hangisidir?
12 Yunan Tanrıçasının olduğu dağ neresidir?
Dünyanın en çok kahve üreten ülkesi neresidir?
Milliyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılan inkılâplar?
Cumhurbaşkanının yürütmeye ilişkin görevleri?
Siyasi partilerin mali denetimini kim yapar?
Türkiye’de doğup başka ülkelere dökülen akarsular?
İstiklal marşı hangi savaştan sonra kabul edilmiştir.

DÜNYA’NIN EN’LERİ

Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel-Venezuela–1.000 m.
Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika
Dünyanın en yüksek dağı: Everest-Asya–8.848 m.
Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika
Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya
Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico, ABD
Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²
Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²
Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–57,7 C
Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C
Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi
Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²
Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².
Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo-Japonya–26.500.000 kişi
Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore): 88 kat 462 m.
Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–53,9 km.
Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.
Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–81,5 km.
Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.
Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin)-885.000.000 kişi
Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)
Dünyanın en yüksek yerleşim yeri: Webzhuan, Çin-Deniz seviyesinden 5.090 m. Yukarıda
Dünyanın en alçak yerleşim yeri: Calipatria, Kaliforniya, ABD – deniz seviyesinin 54 mt. AltındaDünyanın en uzun kesintisiz sınırı: ABD-Kanada sınırı.

TÜRKİYE’NİN ENLERİ VE İLKLERİ

İlk hava şehidimiz Fethi Bey’dir.
İlk Türk uçağı Mavi Işık’tır(Kayseri/1979)
Dünyanın ilk ve tek cellat mezarı İstanbul Eyüp’te yer alır
Nargile Osmanlı’ya ilk olarak Yavuz Sultan Selim zamanında Hindistan’dan getirildi.
Yerleşim yerine yapılan ilk baraj Denizli Gökpınar Barajı’dır.
Türkiye’de ilk nüfus sayimi 1927 yılında yapıldı.
En fazla yağış alan ilimiz Rize’dir.
TBMM’nin ilk baskani Fethi Okyar’dir.
Ilk basbakanimiz Ismet Inönü’dür.
En büyük adamiz Gökçeada’dir.(Çanakkale)
Ingilizce ile egitime baslayan ilk Türk okulu Ankara TED Koleji’dir.(1954)
Türkiye’de özürlülere yönelik ilk otel Antalya’da hizmete girmiştir
Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçesi Bogaziçi Hayvanat Bahçesi’dir.(Izmit-Darica)
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası 1924 anayasasıdır.
Türkiye’nin en çok otel bulunan yeri Eminönü’dür.
Türkiye’de feribot ile taşımacılık yapılan tek göl Van Gölü’dür.
Kıbrıs Barış Harekatı esnasında uçaklarımızın yanlışlıkla vurduğu gemimiz Kocatepe’dir.
Türkiye’nin ilk kadın bakanı Türkan Akyol’dur.
İlk şah tuğrası Yavuz Sultan Selim’in tuğrasında görülmeye başlanmıştır.
İlk Türkçe ezan İstanbul Fatih Camii’nde okundu.
Türkiye’nin ilk televizyon yayını İstanbul’dan yapıldı.
Cumhuriyet döneminde kurulan ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırka’sır.
Türkiye’de ilk politika okulu Nazif Ülken tarafından kurulmuştur.
Türkiye’de en fazla milletvekili seçilen İsmet İnönü’dür.(14 defa)
Ramazan çadırı ilk kez 1995 yılında Üsküdar Belediyesi tarafından kuruldu.
Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli azınlık hükümeti Anasol-D hükümetidir.
Türkiye’deki ilk mali kurum Emniyet Sandığı’dır.
Türkiye’nin bilinen ilk erkek hemşiresi Murat Bektaş’tır.
Türkiye’nin ilk haber ajansı Anadolu Ajansı’dır.(1920)
Türkiye’nin ilk sınır ötesi harekâtı Kıbrıs çıkarmasıdır.
Türkiye’de kurulan ilk parti C.H.P’dir.
Latin alfabesine resmi olarak ilk geçen Türk devleti Azerbaycan’dır.
Türkiye’nin en düşük gelir elde edilen ili Muş’tur.
Yüzölçümü itibariyle en küçük komşumuz Ermenistan’dır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk başkanı M.Kemal’dir.
Türkiye’de baskı tekniğini ilk kez İbrahim Müteferrika kurmuştur.
İlk TSE belgesi Yıldırım Bayezid devrinde çıkarılmıştır.
Türkiye’nin en yüksek minaresi Selimiye Camisinde bulunur.
Türkiye Cumhuriyeti devletini ilk kabul eden devlet Ermenistan’dır.
Osmanlı Devleti’nin ilk bankası Banka-i Der Saadet’tir.(İstanbul Bankası)
Türkiye’de ilk uçak fabrikası Kayseri’de açıldı.
Kelaynak kuşları ülkemizde sadece Urfa’nın Birecik ilçesinde bulunur.
En işlek kara sınırımız Yunanistan sınırıdır.
Türkiye’de öldürülen ilk başbakan Nihat Erim’dir.
Türkiye’de ilk İngilizce gazete İlknur Çevik tarafından çıkarılmıştır.
Türkiye’nin ilk haber spikeri Zafer Cilasun’dur.
Mallarda kalite arayan ilk millet Türkler’dir.
Türkiye dışarıya ilk olarak G.Kore’ye asker göndermiştir.
Türkiye’nin en eski şehri Hakkari’dir.
Türkiye’de taşkömürünü ilk defa Uzun Mehmet bulmuştur.
Konya Türkiye’nin en uzun karayolu ağına sahiptir.
Türkiye’nin en kalabalık mezarlığı İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’dır.
Dünyada en fazla konuşulan diller sırasıyla şöyledir: Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolca ve Türkçe’dir.
Türkiye’de ilk milletvekili seçimleri I.Meşrutiyet’de yapıldı.
Ege Bölgesi’nde en uzun kıyılara sahip ilimiz Muğla’dır.
Karadeniz’in en yüksek dağı Kaçkar Dağı’dır.
Taşkömürü ilk defa Zonguldak’ta çıkarılmıştır.
Türkiye’de petrol arama çalışmaları ilk defa İskenderun’da yapılmıştır.
Türkiye’nin en zengin boksit yatakları Seydişehir’de bulunur.
Türkiye’de heyelan en çok kış mevsiminde görülür
Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.
Türkiye’nin ilk turistik yerleşim yeri Çeşmedir.
Kümes hayvancılığı en çok Marmara Bölgesi’de farklıdır.
Türkiye’nin en doğu ucunda Iğdır ili bulunur.
Türkiye’nin çay yetiştirilen tek yöresi D.Karadeniz’dir.
Türkiye’de rüzgarın en etkili olduğu yer İç Anadolu’dur.
Türkiye’nin en az göç veren bölgesi Marmara Bölgesidir.
Türkiye’nin en az ormana sahip bölgesi G.Anadolu Bölgesi’dir.
İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek yeri Erciyes Dağı’dır.
Ulaşım yapılabilinen tek akarsuyumuz Bartın Çayı’dır.
Ülkemizde ilk dokuma fabrikası Nazilli’de açılmıştır.
Ülkemizde ilk şeker fabrikası Uşak’ta açılmıştır.
Ülkemizde ilk demir-çelik fabrikası Karabük’te açılmıştır.
Kayısı,fındık,çay üretiminde ülkemiz ilk sırada yer alır.
Dünya bor rezervlerin %70′i ülkemizde yer alır.
Ülkemizde ipek böcekçiliği en fazla Marmara Bölgesi’nde yapılır.
Türkiye’nin en fazla kara sınırı Suriye ile(877),en az kara sınırı ise Nahçıvan iledir(10)
Ege kıyıları en uzun kıyımızdır.
Ülkemizin en büyük gölü Van Gölü’dür.
Türkiye’nin en uzun akarsuyu,Kızılırmak’tır.
Zonguldak kömür yatakları birinci zamanda oluşmuştur.
Çanakkale ve İstanbul boğazları dördüncü zamanda oluşmuştur.
Kıyılarımıza en yakın ada Midilli Adası’dır.
Türkiye dışında Türk bayrağının dalgalandığı tek kale Caber Kalesi’dir.

YASAMA, YÜRÜTME,YARGI NE DEMEK?

Yasama 1982 Anayasasının 87’nci maddesinde sayılan yetkilerdir şeklinde tanımlayabiliriz. Kapsamı.- Bu maddeye göre “yasama yetkisi”nin kapsamında şu yetkilerin bulunduğu söylenebilir

Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak.
Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek.
Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek.
Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek.
Para basılmasına karar vermek.
Savaş ilânına karar vermek.
Milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
Anayasanın 14’üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına karar vermek.
Mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek.
Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek.kaynak
.

Yargı yürütmeyi denetleyen ve vatandaşların yasal haklarını kanun önünde koruması için çalışan erktir. Hukuksal olarak; Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karardır. Diğer bir ifadeyle; Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.Yani hükümdür. Yürütme, yargı ve yasama ile birlikte, güçlerin ayrılığı ilkesine dayanan demokrasi rejimlerindeki üç erkten (güç) biridir.Yürütme, yargıya ve yasalara bağlı olarak ülkenin ve hükümetin icraatını gerçekleştiren erktir.

KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ: Mustafa Kemal in samsuna çıkması:Samsun raporunda; Bölgedeki olayların Rum çeteler tarafından çıkarıldığını İngilizlerin Samsun u haksız yere işgal ettiğini açıklamıştır.

HAVZA GENELGESİ(28 mAYIS 1919):MONDROS A KARŞI ÇIKILMIŞTIR. Ulusal bilinç uyundurulmaya çalışılmıştır.

AMASYA GENELGESİ (22 Haziran 1919): Asıl amaç ulusal bağımsızlığı gerçekleştirmek olmasına karşın ulusal egemenlik anlayışını da içermektedir. ileride nasıl bir yönetim kurulacağının ifucudur. ULUSUN BAĞIMSIZLIĞINI, YİNE ULUSUN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR. Mondros Ateşkesine açık bir şekilde karşı çıkılmıştır.Amasya Genelgesinden sonra 7-8 Temmuz gecesi, Mustafa Kemal görevden alındı, Mustafa Kemal de görevinden istifa etti.

ERZURUM KONGRESİ (28 TEMMUZ -7 AĞUSTOS 1919) Temsil kurulu seçilmiştir. Mustafa Kemal kurtuluş Savaşında lider durumuna getirmiştir. Meclisi Mebusanın toplanması istenmiştirn. Mustafa Kemal in sivil olarak katıldığı ilk kongredir. iki üye istifa ederek yerlerine Mustafa Kemal seçilmiştir.

TEMSİL HEYETİ: İLK defa Erzurum Kongresinde ortaya çıkmış, Sivas Kongresinde üye sayısı arttırılmıştır. TBMM açılıncaya kadar Kurtuluş Savaşını yürütmüştür. Başkanı MUSTAFA KEMAL DİR.

SİVAS KONGRESİ (4-11 EYLÜL 1919) Erzurum Kongresi kararlarını temel olarak genişletmiştir. Kongrenin açılmasında başkanlık ve Manda sorunu yaşamnmıştır. Anadolu draki tüm ulusal güçler birleştirilmiştir. Sivas Kongresinin en önemli sonuçlarından biri Damat Ferit hükümetinin istifa ettirilmesidir. Anadolu hareketinin İstanbul hükümetine karşı kazandığı ilk siyasi başarıdır.

AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20-22 EKİM 1919) İstanbul hükümeti, Temsil Kurulunu resmen tanımış oluyordu. İstanbul hükümeti ve Temsil Kurulu ilk kez birlikte hareket etmişlerdir. İkisi gizli beş protokol yapılmıştır. ancak İstanbul hükümeti seçimlerin yapılması dışında alınan kararlara uymamıştır. Mustafa Kemal in Ankara yı merkez seçmesi. Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Açılması (12 OCAK 1920).

MİSAK-I MİLLİ (ULUSAL ANT) (28 OCAK 1920)

Türk yurdunun sınırları çizilmiştir.
Kurtuluş Savaşının programı oluşmuştur.
Sorunlara, barışçı çözüm önermiştir.
Meclis kararlarıdır. Tam bağımsızlık istenmiştir.
Padişah onallamamıştır.
Dünyadaki ülkelerin meclislerini duyurulması kararlaştırılmışt
TBMM NİN AÇILMASI (23 NİSAN 1920)

Meclisi Mebusanın kapatılması üzerine ortaya çıkan parlamento boşluğunu doldurmak
Ulusal bağımsızlık ve egemenliği sağlamaktır
.

ALINAN İLK KARARLAR (24 NİSAN 1920)

Padişahtan bağımsız olması amaçlandı.
Osmanlı Saltanatının yok sayılması na karar verildi.
TBMM yasama ve yürütme yetkilerini kendinde topladı

(amaç savaş koşullarında alınacak kararların hızlandırılmasıdır. )

Meclis Hükümeti sistemi kabul edilmiş oluyordU.
.

1921 ANAYASASI İLE HUKUKİ GERÇERLİLİK DE KAZANACAKTIR.

Temsil Kurulunun görevini sona erdirmiştir.
Hıyanet-i Vataniye Yasası çıkarıldı.
Kurtuluş tekirdağ-yozgat
Kurtuluş Savaşını yürütmüş üyeleri istiklal mahkemelerinde görev almış 23 NİSAN 1920 – 1 NİSAN 1923 tarihleri arasında görev yapmış ve saltanatı kaldırmıştır.
TBMM nin İlk Kanunları
TBMM, mille mücadeleye kaynak sağlamak için küçükbaş (ağnam) hayvanlardan alınan vergiyi artırmıştır. Bunun yanında Hıyaneti Vataniye kanununu çıkarılarak otoritesi güçlendirilmiştir. Kanunu gevrekçesi asker kaçaklarının artmaksı ve ayaklanmaların çıkmasıdır. Firariler hakkında kunun çıkaılarak askerden kaçanları yargılamak üzere istiklal Mahkemeleri kurulmuştur
.

SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Osmanlı Parlamentosunda onaylanmadığından hukuken geçersizdir.
Kurtuluş Savaşı kazanıldığı için uygulanmamıştır.
TBMM antlaşmayı tanımadığı gibi imzalayanları da vatan haini ilan etmiştir.
Antlaşmanın amaıcı Türk ulusuna son vermekti. Bu durum ise Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesini hızlandıracaktır.
(BATILI DEVLETLERİN OSMANLI Devletini nasıl paylaşacakları tartışmasının uzaması diğer antlaşmalara göre daha geç imzalanmasına neden olmuştur.
.

İNÖNÜ SAVAŞI (6-10 OCAK 1921 )

SAVAŞI TBMM ordusu kazanmıştır
yeni kuruluna düzenli ordunun ilk başarısıdır.
Halkın TBMM ye olan güveni artmıştır.
Savaş sonrasi ilk Anayasa kabul edildi. (20 ocak 1921)
iSTİKLAL marşı kabul edildi.
İtilaf devletleri LONDRO KONFERANSINI TOPLAD
.

LONDRA KONFERANSI (21 Şubat -12 Mart 1921)

Amaç; servi değiştirip TBMM ye kabul ettirmektir
TBMM İSE mİSAK I mİLLİ Yİ DÜNYA KAMU OYUNA KABUL ETTİRMEK İÇİN KATILDI.
iTİLAF DEVLETLERİ tbmm yi ilk kez resmen tanımış oldular.

MOSKOVA ANTLAŞMASI(16 Mart 1921)

Sovyet Rusya ile imzalandı.
Her iki devlet eski anlaşmaları geçersiz saydı

BÖYLECE SOVYET RUSYA KAPİTÜLASYON HAKKINDAN İLK VAZGEÇEN DEVLET OLDU.

Misak ı Milli yi ilk tanıyan büyük devlet oldu.
Batum ilk taviz verildi
doğu sınırı güvence altına alındı.
.

2. İNÖNÜ SAVAŞI 822-31 MART 1921 )

Yunanlıların 1. inönü mağlubiyetinin izlerini silmek istemesi
.

ESKİŞEHİR KÜTAHYA SAVAŞLARI (10 -24 TEMMUZ 1921)

TBMM ordusu sakarya nehrinin doğusuna çekildi.
Mustafa Kemal Başkomutanlığa g2etirildi
Tekalif i Milliye Yasası çıkarıldı
Başkomutanlık Kanunu:Mustafa kemal in ordunun başına geniş yetkilerle geçmesi olarak belirlenmiştir.
TEKALİF İ MİLLİYE EMİRLERİ

SAKARYA SAVAŞI ( 23 AĞUSTOS-12EYLÜL 1921)
YUNANLILARIN SON SALDIRI SAVAŞI OLDU.
MUSTAFA K. E gazilik ve Mareşallik rütbesi verildi.
Kars antlaşması imzalandı.
Ankara Antlaşması imzalandı
Türklerin geri çekilişi sona erdi.
.

KARS ANTLAŞMASI

Sakarya savaşxından sonra imzalanmıştır
TBMM İLE sovyet Rusya, denetimi altındoa
Dostluk antlaşmasıdır
Doğu sınırı kesinleşmiştir
ANKARA ANTLAŞMASI ( 20 Ekim 1921)
TBMM Yİ TANIYAN İLK İTİLAF DEVLETİ fRANSA OLMUŞTUR”
.

ZABIT KATİBİNİN GÖREVLERİ

Hukuk ve ceza yargılama usulü yasalarınca öngörüler görevleri ve yazı işleri müdürlerinin tevdii ettikleri işleri yapmak
Dosya ve kayıtları silintisiz ve muntazam tutmak
Karar ve tutanakları dikkat ve itina ile yazmak imzasız bırakmama
Davalara ait müzekkere ve davetiyeleri karara uygun olarak yazmak ve ait oldukları adreslere göndermek
Cevabı gelmeyen müzekkerelerin tenkidini yapmak
Cevabı gelen müzekkerelerde istenilen bilginin verilmediği görüldüğü taktirde talike mahal bırakmamak için ilgili makama bildirmek ve mahkeme gününden önce gerekli yazıları yazmak
Dava dosyalarını oluşturan bütün kağıtlar için dizi pusulası oluşturmak
Duruşma işlemleri için verilen paraları vezneye veya yazı işleri müdürüne vermek
Tahliye ve tevkif müzekkereleri ile hüküm hülesasını zamanında yazmak
Ferdi fişleri zamanında doldurmak
Arandıklarında bulunabilmek için ikamet adreslerini, değiştikçe yenisini yazı işleri müdürüne bildirmek
.

CUMHURİYET SAVCISININ GÖREVLERİ

Adli göreve ilişkin işlem yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak
Cumhuriyet Başsavcısının verdiği idari ve adli görevleri yerine getirmek
Gerektiğinde Cumhuriyet Bassavcısına vekalet etmek
Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek
.

CUMHURİYET BAŞSAVCISININ GÖREVLERİ

Cumhuriyet Başsavcılığını temsil etmek
Başsavcılığın verimli,uyumlu ve düzenli çalışmasını sağlamak, işbölümü yapmak
Gerektiğinde adli göreve ilişkin işlem yapmak , duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak
Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek
.

BAŞSAVCILIĞIN GÖREVLERİ

Kamu davası açılmasına yer olup olmadığına dair soruşturma yapmak veya yaptırmak
Kanun hükümlerince yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek,bunlara katılmak gerektiğinde kanun yollarına başvurmak
Mahkemelerce kesinleşen hükümlerin gerçekleşmesi için işlem yapmak ve izlemek
Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek
.

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

Adli ve idari hakim ve savcıları göreve kabul etme,nakletme,atama,disiplin ve terfi işlemlerini yapar
Kurumun başkanı Adalet Bakanıdır.Adalet Bakanı Müsteşarı kurumun tabii üyesidir.
HSYK ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir.
Cumhur Başkanı,3 asil 3 yedek Yargıtaydan,2 asil 2 yedek Danıştaydan seçer.
Üyeleri dört yıl için seçilir
HSYK, Danıştay üyelerinin dörtte üçünü, Yargıtay üyelerinin tamamını seçer.
HSYK’nın kararları yargı denetiminin dışındadır.
Yazı işleri ilgisine göre Cumhuriyet Başsavcısı , mahkeme başkanı ve hakimlerin denetiminde, yazı işleri müdürünün yönetiminde zabıt katibi, memur ve mübaşirler tarafından yürütülür. İlgisine göre Cumhuriyet Başsavcısı Cumhuriyet Savcısına , Mahkeme başkanı da üyelere yazı işlerinin yürütülmesinin denetlenmesinde görev verebilir. Yazı işleri müdürü ilgisine göre C. Başsavcısı, Mahkeme Başkanı ve hakimlerin onayını alrak yönetimindeki zabıt katipleri arasında işbölümü yapabilir. yazı işlerinin gecikmesinde kalemden sorumlu zabıt katibi ve yazı işleri müdür sorumludur.

.

YÜKSEK MAHKEMELER

1-ANAYASA MAHKEMESİ:

11 asil dört yedek üyeden oluşur.
üyelerini Cumhurbaşkanı seçer.
Başkanını kendi üyeleri arasından salt çoğunlukla seçer
Başkan ve vekili dört yıl için seçilir.
.

GÖREVLERİ

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili itirazlara bakar.
Kanunların,KHK (kanun hükmündeki kararnamelerin), ve Anayasa değişikliklerinin uygunluk denetimini yapar.
Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden denetler.
Meclis iç tüzüğünü ile ilgili itirazlara bakar.
Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
Siyasi partilerin kapatılma davasına bakar.
Uyuşmazlık Mhakemesinin başkanını seçer
Cumhurbaşkanı,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekilini, Hakimler ve Savcılar yüksek kurulu başkan ve üyelerini,Sayıştay başkan ve üyelerini görevleri ile ilgili suçlardan dolayı YÜCE DİVAN sıfatıyla yargılar
Meclis başkanı ve millet vekilleri yüce divanda yargılanamaz.
.

2-YARGITAY: Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalara da ilk ve son derece mahkemsi olark bakar, Yargıtay üyeleri, hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerince seçilir.

3-DANIŞTAY:İdare ve Vergi mahkemelerince verlien karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Üyelerinin dörtte üçü HSYK , dörtte biri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

4-ASKERİ YARGITAY:Askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.

5-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ: Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapar.

6-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ: Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir. Bu mahkemenin başkanlığını Anayasa Mahkemesinin kendi üyeleri içinden görevlendirdiği üye yapar.

NOT: SAYIŞTAY VE HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU 1982 ANAYASASINDA BELİRTİLEN YÜKSEK MAHKEMELERDEN DEĞİLLERDİR . YÜKSEK SEÇİM KURULU’DA YÜKSEK MAHKEMELERDEN SAYILMAMIŞTIR.

SAYIŞTAY: TBMM adına kamu kurum ve kuruluşlarının bütün gelir ve giderlerini inceler ve denetler. SayıştayEın keisn hükümleri ahkkına ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. SayıştayEın kararlarına karşı idari yargı yoluna bşvurulmaz.

Danıştay kararlarıyla Sayıştay kararları çatışınsa Danıştay’ın kararları esas alınır.
2005 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ise Sayıştay merkezi yöentim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler.
2005 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır
2004 yılında yapılan değişiklikler ile Sayıştay silahlı kuvvetlerin elinde bulunan devlet mallarının denetlemesinin yolu açılmıştır.
.

YÜKSEK SEÇİM KURULU :Anayasaya göre seçimler yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak, seçim süresince de seçimden sonra seçimle ilgili bütün yolsuzlukları şikayet etme görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları aleyhine başka bir makama başvurulamaz. Yüksek Seçim Kurulu yedi asil ve dört yedek üyeden oluşru. üyelerin 6 sı yargıtay, 5 i Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasında üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyuyla seçilir. Yüksek Seçim Kurulu ğyelerinin görev süresi 6 yıldır. süresi biten üyeler yeniden seçilebilir. Yüksek Seçim Kurulu anayasada yasama bölümünd edüzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi , tıpkı sayıştay gibi Yüksek Seçim Kurulu’nu da yüksek mahkeme olarak kabul etmemiştir.

.

GÖREVLERİ

İl ve ilçe seçim kurullarının oluşmasını sağlamak
il seçim kurullarını oluşumuna, işlemlerine ve kaarlarına karşı yapılacak itirazları, oy verme gününden önce ve itiraz konusunun gerektirdiği süratle kesin karara bağlamak
Adaylığa ait itirazlar hakkında kesin karar vermek.
İl seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin kara bağlamak.
Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.
Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır, batılılaşmadır;bir diğer anlamda da modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.
Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müspet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.
Atatürkçülük ilkelerini “Temel İlkeler” ve “Bütünleyici İlkeler” olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz. “Temel İlkeler”: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılâpçılıktır. “Bütünleyici İlkeler” ise: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Beraberlik, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, insan ve insanlık sevgisidir.
.

ATATÜRK’ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI

I.TEMEL İLKELER

.

1-Cumhuriyetçilik:

Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.(1924)
Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)
Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir… (1925)
Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyet’tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)
.

Milliyetçilik:

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930)
Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)
.

3-Halkçılık:

İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamızla tespit edilmiştir. (1921)
Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921)
Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)
.

4-Devletçilik:

Devletçiliğin bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)
Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)
Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)
.

5-Laiklik:

Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)
Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkânını temin etmiştir. (1930)
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)
.

6-İnkılâpçılık:

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)
Biz büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)
.

II- BÜTÜNLEYİCİ İLKELER

.

1-Milli Egemenlik: Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)

2-Milli Bağımsızlık: Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921) . Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)

3-Milli Birlik ve Beraberlik: Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919). Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936). Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)

4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh: Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931). Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve telakisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919) Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)

5-Çağdaşlaşma: Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925) Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)

6-Bilimsellik ve Akılcılık: Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924) Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. (1933) Akılcılık: Bizim, alık, mantık, zekâyla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)

Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)

7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi: İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931) Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)

.

ATATÜRK İNKILAPLARI (DEVRİMLERİ)

.

I-Siyasi alanda yapılan inkılâplar:

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)
Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
.

II-Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi:

Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)
Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)
Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulaması kaldırılarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat sistemi uygulaması benimsenmiştir.
Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak medeni milletlerin kullandıkları metre, kilogram ve litre kabul edilmiştir.
Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)
Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934). Bu kanunla din adamlarının, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, mabet ve ayinler dışında ruhani kisve (giysi) taşımaları yasaklanmıştır.
Soyadı Kanunu (21 Haziren 1934)
Kemal Öz Adlı Cumhur reisimize Atatürk Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun (24 Kasım 1934)
Kadınların medeni ve siyasi haklara kavuşması:
Medeni Kanun’la sağlanan haklar
Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabulü (3 Nisan 1930)
Anayasa’da yapılan değişiklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması (5 Aralık 1934)
.

III- Hukuk alanında yapılan inkılâplar:

Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1934)
Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)
Dini hukuk sisteminden ayrılarak laik çağdaş hukuk sisteminin uygulanmasına başlanmıştır.
IV-Eğitim ve Kültür alanında yapılan inkılâplar:
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924). Bu kanunla Türkiye dahilindeki bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun (1 Kasım 1928)
Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin Kuruluşu (12 Nisan 1931). Cemiyet daha sonra Türk Tarih Kurumu adını almıştır (3 Ekim 1935).
Kültür alanında yeni bir tarih görünüşünü ifade eden kurumun kuruluşuyla ümmet tarihi anlayışından millet tarihi anlayışına geçilmiştir.
Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşu (12 Temmuz 1932). Cemiyet daha sonra Türk Dil Kurumu adını almıştır (24 Ağustos 1936). Kurumun amacı, Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.
İstanbul Darülfünunu’nun kapatılmasına Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir üniversite kurulmasına dair kanun (31 Mayıs 1933). İstanbul Üniversitesi 18 Kasım 1933 günü öğretime açılmıştır

fazlası için Twitter ve facebook da bizi takip edin..

https://www.facebook.com/1haber

Dikkat: Dikey Geçiş Kayıtları Başladı!!!

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakültelerine “Dikey Geçiş” kapsamında kayıtlar devam ediyor. Ön lisans mezunlarının lisans eğitimi almaları için önemli fırsatlar sunan sınavsız “Dikey Geçiş Kayıtları”, 9 Ekim 2015 Cuma günü sona erecek.

Meslek yüksekokulları ve Açıköğretim ön lisans programları mezunları Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri’ne sınavsız Dikey Geçiş kapsamında kayıt yaptırabiliyorlar. İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Güney, “Dikey Geçiş” ile kayıtların önemine vurgu yaparak, ön lisans programlarından mezun olup lisans eğitimine devam etmek isteyenler için “Dikey Geçiş” kayıt gruplarının bulunduğunu söyledi. Güney, “Meslek Yüksekokulları ile Açıköğretim Fakültesinin önlisans programlarından mezun olanlar Açıköğretim, İktisat ve İşletme fakültelerinin lisans programlarının 5. yarıyılına doğrudan veya 5. yarıyılına fark dersler alarak kayıt için başvurabilirler. Hangi programlara Dikey Geçiş kapsamında kayıt yapılabileceği konusunda detaylı bilgilere https://www.anadolu.edu.tr/acikogretim/nasil-ogrenci-olabilirim/dikey-gecis web sayfasından ulaşabilirler” dedi.

ÖNLİSANS MEZUNU OLUP LİSANS DİPLOMASI SAHİBİ OLMAK İÇİN SON HAFTA

Önlisans mezunu olup lisans diploması sahip olmak isteyenlerin ellerini çabuk tutması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Güney, şöyle devam etti:
“Yeni kayıt sistemi ile çok hızlı başvuru yapılabiliyor. Adayları kayıtlar için son güne kalmamaları konusunda tekrar uyarıyoruz. http://kayit.anadolu.edu.tr adresinden bir an önce kayıtlarını yapsınlar. Dikey Geçiş kayıtları 09 Ekim 2015 Cuma günü sona erecek.”

(İHA)

2015 TEOG lise nakil sonuçları öğrenme, sorgulama

Öğrencilerin merakla beklediği TEOG nakil sonuçları açıklandı.

2015 Yılı Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulamasında 1. Yerleştirmeye Esas Nakil Sonuçları Bu gün (24 Ağustos) Açıklandı.

İlk dönem nakil sonuçlarına göre 230 bin kontenjan hala boş. İstediği liseye girmek isteyen adaylar bugün başlayıp 28 Ağustos’a kadar sürecek ikinci nakil döneminde de tercihlerini yapabilecek.

2015 TEOG lise nakil sonuçları sorgulama yapmak

>> TC Kimlik Numarası ve Doğum tarihini kullanarak sorgulama yapmak için buraya tıklayın.

Açık liseye yerleştirilenler, bulundukları okuldan memnun olmayanlar ile özele geçmek isteyenler için yapılan nakil döneminin ilki bitti. Sonuçlar ise, bugün www.meb.gov.tr adresinde ilan edildi.

Sonuçların açıklanmasının ardından yerleştirmeye esas nakil tercih başvuruları ise 3 dönem halinde yapılacak. İlk nakil başvuruları 17-21 Ağustos’ta yapılacak ve sonuçları 24 Ağustos’ta açıklanacak. Nakil tercihlerinde 2. dönem başvuruları 24-28 Ağustos’ta yapılacak ve sonuçlar 31 Ağustos’ta duyurulacak. 3. dönem başvuruları ise 31 Ağustos-4 Eylül’de yapılacak. Sonuçlar 7 Eylül’de açıklanacak. İl veya ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca il veya ilçe sınırları içerisinde TEOG nakil tercih başvuruları ise 7-10 Eylül’de alınacak ve sonuçları da 11 Eylül’de ilan edilecek.

NAKİL İŞLEMLERİ 3 KEZ YAPILACAK

Yerleştirmeye esas nakil işlemleri için tercih başvuruları aşağıda belirtilen tarihlerde yapılacaktır.

• 17-21 Ağustos 2015
• 24-28 Ağustos 2015
• 31 Ağustos-4 Eylül 2015

22-24 Nisan resmi tatil mi? Okul (Liselere) Var mı? Bankalar açık mı?

22 veya 24 Nisan resmi tatil olacak mı?

MEB’in yaptığı son açıklamaya göre 24 nisan cuma günü okullar tatil değil. 23 nisan resmi tatilinin ardından öğrenciler ve memurlar 24 nisan cuma günü tatil yerine iş başı yapacaklar. 24 nisan tatilini haftasonu ile birleştirip 4 gün tatil yapmayı hayal edenler öğrenciler ve memurlara kötü haberi MEB verdi.

2013 veya 2014 yıllarında 22 veya 24 nisan tatil edilmiş miydi?

Konu ile ilgili geçtiğimiz selenelerde;

22 nisan salı,23 nisan çarşamba,24 nisan perşembe tatil mi, okul banka lise üniversiteler açık mı,23 nisan tatili kaç gün kimlere hangi kurumlara tatil olacak?

“22 Nisan 2014 salı tatil değildir; tüm okullar, bankalar vb resmi kurumlar açıktır.”

“23 Nisan 2014 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resmi tatil olup, tüm okullar ve resmi kurumlar kapalıdır.”

“24 Nisan 2013 çarşamba sadece ilköğretim öğrencilerine(1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. ve 8. sınıflara) okul tatili vardır; Liseler ve diğer tüm kamu kuruluşları 24 Nisanda açık olacaktır.”

şeklinde olmuştu.

23 Nisan İle İlgili Kompozisyon Ve Yazılar 2015

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin veKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

23 NİSAN

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını birlikte kutlarız.

Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı.

Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş 4 yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.

Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbuldan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivasa gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi’mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı’mızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan çocukların bayramıdır.

alıntı

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
Ulusal egemenlik nedir?
Egemenlik, buyruğunu yürütmek demektir. Buyruğunu yürütme gücü bir kişide bir grupta ya da milletin elinde olabilir. Eğer bir kişi ya da grup dilediği gibi yürütme gücünü kullanıyorsa, toplumun görevi de sadece kendinden istenilen yerine getirmekten ibarettir. Çünkü istemediğini belirtemez, düşüncesini açıklayamaz, eleştiremez. Bunları yapmaya hakkı yoktur.
Ulusal egemenlik nedir yani buyurma gücü yüzyıllardan beri sultanlar tarafından alınmış ve kullanılmıştır. Sultanlar, diledikleri gibi davranmışlar; ağızlarından çıkan her söz, bir yasa sayılmıştır. Padişah buyruğu ve baskısı yüzyıllarca milletin üzerinde sürüp gitmiştir. Avrupa’nın ilerlemesine ayak uydurulamamış, geri kalınmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı Devletinin yöneticileri çok ağır koşullu Mondros Silah Bırakışmasını(Mondros ateşkes antlaşması) imzalamışlardı. Dev gemileriyle Çanakkale Boğazı’nı aşamayan düşman, elini kolunu sallaya sallaya İstanbul önüne gelmiş ve bir süre sonra da Başkenti işgal etmiştir. Yöneticiler, kurtuluş için bir şey yapmamışlar; ordularımızın dağılmasına, silahların alınmasına, kentlerin ve fabrikaların işgal edilmesine ses çıkarmamışlardır. Daha da kötüsü padişah ve yandaşları düşman ile çıkarcılar ile gericiler ile iş yapmış; yurdumuzu düşman çizmesinden milletimizi tutsaklıktan kurtarmak için çalışan Atatürk’ü hainlikle suçlamışlardır. Oysa:
Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:
Vatanı kurtaracak yine millettir dedi.
Ankara’da bir meclis toplayıp kurmak için,
Günlerce, haftalarca çalıştı için için.

Atatürk, Amasya Genelgesi’yle Sivas’ta bir kongre toplanması için çağrıda bulunmuştur. Daha sonra da Erzurum Kongresi’ne katılmış, bir önder olarak ortaya çıkmış ve “milletin gücü Milli istek egemen olacaktır” Düşüncesini benimsetmiştir.

Sivas Kongresinde aynı kararlar benimsenmiş, bir temsil kurulu seçilmiş, Atatürk bu kurulun başkanı olarak temsil kurulunu Ankara’ya taşımıştır. Göstermelik olarak toplanan Osmanlı Meclisi, 16 Mart’ta işgalciler tarafından basılmış ve dağıtılmıştır. Sömürücüler meclisin milli antı benimsemesine bile dayanamamışlardır. Bunun üzerine doğuşundan ve yaratılışından özgürlükçü ve demokrat olan milletimiz Atatürk’ün başkanlığında egemenliğini kullanmak için ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni topladı, 1920 gün 23 Nisan… O günden beri milletimiz egemenliğini kendi seçtiği temsilciler eliyle kullanmaktadır. 23 Nisan bu nedenle bir bayramdır. Bu nedenle kutlanmaktadır. Bu mutlu gün hepimize kutlu olsun.

Atatürk’ün Armağanı

Tarihimizde büyük yaralar açan Kurtuluş Savaşımızın en zor günlerinde açılan TBMM, herkese bir sevinç haberi olarak müjdelendi. Büyük önderimiz, bu mutlu günü de yarının büyükleri olan çocuklara armağan etti. Bu günden sonra da her yıl 23 Nisan gününü başta çocuklar olmak üzere coşkuyla kutluyoruz.

Yıllardır biz çocukların kutladığı bu gün sadece Türklerce değil tüm dünya çocuklarının coşkuyla kutladığı bir bayramdır. Her yıl bu bayram her ırktan çocukların katılmasıyla sevgi bahçesini andıran bir görüntü oluşturulmaktadır. Bu sayede Atatürk’ün övünerek söylediği “Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.” özdeyişi doğrulanmış oluyor.

Bu bayramın insanlara verdiği barış mesajı, mesajların en büyüğüdür. Zaten bütün çocukların bir araya geldiklerinde, aralarındaki sevgiyi, alışverişi, barışı simgeleyen en önemli görüntüdür. Bu anlamlı günde bütün çocukların kalplerinin aynı gün, aynı heyecan için çarpması çok gurur verici ve övünücü olsa gerek.

Türk insanlarına düşen görev de 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na yakışır bir gün hazırlamaktır. Bütün okullarda yapılan törenlerle, oynanan oyunlarla ve dünya çocuklarını eksiksiz biçimde ağırlamakla tüm ülkelere örnek olmalıyız. Kısacası Atatürk’e layık olmalıyız.

Ulu önder Atatürk, bu en büyük, en kutsal günlerden olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yaşatmak görevini tüm Türk çocuklarına bırakmıştır. Bizler Türk çocukları olarak bu görevi en iyi şekilde yerine getirmeliyiz.  Şeyda Serbest

Ulu Önder Atatürk’ün çocuklara en büyük armağanı;
Belki de çocukları kendi çocukluğunu yaşayamadığı için çok önemserdi Bunun en büyük örneği bana göre küçük Ömer’ di Ulu önder Atatürk onu karıncalara yuvalarına daha kolay bir şekilde ulaşabilsinler diye köprü yaparken görmüştü Ondan öyle etkilenmişti ki bütün gününü küçük Ömer’i dinleyerek geçirmişti

O gün çok önemli bir gündü Ulu Önder için Fakat önemli işleri olmasına rağmen çok etkilendiği Ömerciğin yanında kalmayı tercih etmişti Ben de bu hikayeyi okuduğum zaman çok etkilenmiştim Ulu Önder şu an belki yaşasaydı eminim ki bizler için, gençler için daha birçok güzel işe imzasını atardı Ben kendi adıma böyle bir Cumhuriyet yönetiminde doğup, büyüyüp, yetiştiğim için kendimle ve Ulu Önder Atatürk’ün bizlere verdiği imkanlarla gurur duyuyorum Bizlere biz olduğumuzu hatırlatan bu bayramı “Egemenlik, çağdaşlık güvenirlik” ve “özgürlük” adına yine bize armağan eden Atamızı saygıyla anıyorum Çevremde masum, sessiz ve kimsesiz çocuklar görüyorum Bir an için kendimi onların yerine koyuyorum ve kendimi bomboş bir kuyu gibi hissediyorum, ne kadar acı Bu kelimeleri satırlara dökerken bile ürperiyorum İşte bu çocuklar bizim toplumumuzun çocukları Çoğumuzun kardeşi, çoğumuzun abisi, çoğumuzun ise ablası Düşünüyorum da neden onları çaresiz bırakıyoruz, neden kimsesizler, niçin yalnızlar? Çok zor değil mi? Sizlere sesleniyorum büyüklerim: Atamın armağan ettiği bu bayramı böyle mi kutlamalıyız?

-Hayır ben bunu kabul etmiyorum bize hediye edilen bir bayram ve ben bayramımı istiyorum

Onu doya doya yaşamak istiyorum Ben egemenlik istiyorum Siz veremiyorsanız işte size küçük bir kalpten sesleniş, biz çocuklara yaşayamadığımız çocukluğumuzu yaşatın Bizlere konuşma, tartışma imkanı sağlayın Siz büyüklerimiz bu sorunları aştığınız zaman emin olun biz çocuklar Ulu Önder Atatürk’ün emaneti ve en büyük gurur olan bu bayramı en güzel şekli ile yaşayıp, yaşatacağız Yaşamın tüm imkansızlıklarına rağmen, zorluklara rağmen Atam sana minnet borçluyuz Çünkü sen; sanki bu günleri daha önceden düşünüp bizlere doya doya yaşatabilmemiz için böyle bir armağan sundun Böylece Ulu Önder Atatürk yaptığı yeniliklerle insanların bir adım daha atarak kendilerini yenilemesine, çağdaş bir toplum düzeyini geliştirmeye gereksinim duymuştur Bu nedenle Türk toplumuna en güzel şekli ile verimli olmayı başarmıştır

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Ulu Önder’in atmış olduğu imzadır Ayrıca Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, kutladığımız milli bayramlardandır  Bu nedenle Atatürk sözünü şöyle dile getirmektedir; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir  sözü ile belirtmiştir

23 Nisan ve Dünya Çocukları

Ne güzel bir düşünceye sahipmiş ki, çocukluk duygularını unutmadan dünya çocuklarına bu güzel günü armağan etmiş Her yıl yaşanan bu bayram umuyorum ki, her yıl büyüyen kardeşlik ağıyla insanlığa ders verir ve bir gün bile olsa dünyadaki tüm çocuklar mutlu olur
Bu bayramın tüm dünya çocuklarını mutlu etmesi ve ilk pamuk şekerini alan çocuğun gülümsemesini tüm dünya çocuklarının yüzünde görmek dileğiyle…

 

YÖK’den ikinci öğretim öğrencileri için hafta sonu kararı çıktı

Özgecan cinayetinin ardından ikinci öğretim öğrencilerin derslerin geç saatte başlamasından dolayı şikayetli olduğunu belirten, YÖK konu ile ilgili karar aldı.

Hafta sonu kararı çıktı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), birinci öğretim derslerinin bitimini takiben ikinci öğretim derslerine başlanabileceği, gerektiğinde hafta sonları da ders konulması suretiyle ikinci öğretim ders saatlerinin üniversiteler tarafından düzenlenebileceğini açıkladı.

YÖK’ten yapılan açıklamada, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, ikinci öğretim programlarında öğrenim gören özellikle kız öğrencilerden gelen, ikinci öğretim derslerinin başlama ve bitiş saatlerine ilişkin şikayetler ve ders saatlerinin yeniden düzenlenmesine yönelik talepler üzerine konu tekrar ele alındığı kaydedildi.

Öğrencilerin görüşleride alındı

Üniversitelerde ikinci öğretim ders saatlerine ilişkin yaşanılan sorunların değerlendirilmesi neticesinde; öğrencilerin durumları ve görüşleri de dikkate alınarak “birinci öğretim derslerinin bitimini takiben ikinci öğretim derslerine başlanabileceği, gerektiğinde hafta sonları da ders konulması suretiyle ikinci öğretim ders saatlerinin üniversiteler tarafından düzenlenebileceği” sonuç ve kanaatine varıldığı vurgulanarak, “İkinci öğretim dersleri için herhangi bir başlangıç saati belirtilmeyerek, birinci öğretimin derslerinin bitimini müteakiben olmak kaydı ile ikinci öğretim derslerinin başlangıç saatlerinin belirlenmesi konusu yükseköğretim kurumlarımıza bırakılmıştır. Yükseköğretim kurumlarımızın bu ve buna benzer konularda tasarrufta bulunabilmelerinin yolunu -tedrici olarak- açmanın doğru olduğunu düşünmekteyiz. Yükseköğretim Kurulu olarak, önceliğimiz öğrencilerimiz ve onların huzurlu, mutlu bir şekilde iyi eğitim almalarını sağlamaktır. Almış olduğumuz bu kararın bütün öğrencilerimiz için hayırlı olmasını dileriz” denildi.

E Okul Veli Bilgilendirme Sistemi – (2014 2015)

 E-okul Veli Bilgilendirme Sistemi, öğrenci velileri için yapılmış ve öğrencilerin ders notlarını takip etme açısından yapılmış bir sistemdir.E-Okul elektronik okul sistemidir.

E Okul Veli Bilgilendirme Sistemine giriş için buraya tıklayın.

E-Okul Duyurular nedir?
Okul yöneticileri ya da öğretmenler tarafıdan size ulaştırılmak istenen bilgiler bulunmaktadır. Duyurular bireysel ya da toplu olarak yer alabilmektedir

Ders Programı nedir?
Ders programı, ders başlangıç ve bitiş saatleri, derse giren öğretmen bilgileri ve haftalık ders programı

Devamsızlık Bilgileri nedir?
Dönem içi özürlü ve özürsüz devamsızlıklar

E-Okul Not Bilgileri nedir?
Öğrenicinin okulda aldığı sınav, proje ve performan belirlemeye yönelik çalışmalarla ilgili puanlar

Sınav ve Proje Bilgileri nedir?
Öğrencini hangi dersten ne zaman sınav olacağı ve projesini eslim edeceği tarihler

Öğrenci TC Kimlik No
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen 11 basamaklı numaradır. TC Kimlik numarası bulunmayan öğrenicler için e-okul sistemine kayıtlarında verilen geçici numara kullanılmaktadır.

Öğrenci Okul No nedir?
Okula kayıt sırasında öğrenciye verilen numaradır. Her öğrenci için mutlaka bir okul numarası bulunmaktadır. Sisteme giriş yapabilmek için bu numaranın bilinmesis gerekir.

E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi Projesi hakkında açıklama
E-Okul projesi Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri kapsamında oluşturulmuş modüllerden bir tanesidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın diğer projelerini görmek için MEBBİS sayfasını ziyaret edebilirsiniz

2015 Ehliyet Sınav Sonuçlarının Tarihleri

2015 yılı Motorlu taşıtlar ehliyet sınavı tarihleri meb.gov.tr sitesinden ilan edildi, sınav sonuçlarının ne zaman açıklanacağı da duyuruldu.

 

10 Ocak tarihinde yapılacak ehliyet sınavının sonuçları 20 Ocak tarihinde açıklanacak.
21 Mart 2015 tarihindeki ehliyet sınavının sonuçları ise 31 Mart 2015 tarihinde açıklanacak.
27 Haziran 2015 tarihindeki ehliyet sınavının sonuçları 07 Temmuz 2015 tarihinde açıklanacak.
22 Ağustos 2015 tarihindeki ehliyet sınavının sonuçları ise 02 eylül 2015 tarihinde açıklanacak.
10 Ekim 2015 tarihindeki ehliyet sınavının sonuçları 20 Ekim 2015 tarihinde açıklanacak.
12 Aralık 2015 tarihinde yapılacak ehliyet sınavının sonuçları 22 Aralık 2015 tarihinde ilan edilecek.

2015-ehliyet-sinavi-başvuru-tarihleri-ve-sonuçlarinin-açiklanacaği-tarih.20141216135112.jpg

2015 Ehliyet Sınavı Tarihleri

İşte 2015 yılı ehliyet sınavı ve başvuru tarihleri.

2015 Yılı Ehliyet sınav tarihler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklandı. Ehliyet sınavı bı yıl yani 2015 yılında 6 kez Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak.

Bakanlığın internet sitesinde açıklanan takvime göre, “Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavları”  2015 yılında 10 Ocak, 21 Mart, 27 Haziran, 22 Ağustos, 10 Ekim ve 12 Aralık tarihlerinde yapılacak. Sonuçlar ise sınav tarihlerinden 10 gün sonra duyurulacak.

Ales Sonuçları Açıklandı

ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, 17 Kasım’da yapılan 2014-ALES Sonbahar Dönemi Sınavı’nın değerlendirme işlemleri 03 Aralık 2014 tarihinde tamamlandı.

Sınav sonuçları ÖSYM’nin “https://sonuc.osym.gov.tr” internet adresinden açıklandı.

SONUÇLARINIZI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Adaylar, sınav sonuçlarını belirtilen internet adresinden T.C. kimlik numaraları ve şifreleriyle öğrenebilecek. Sınav Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek.

2015 ÖSYM Sınav Takvimi

Sıra
Sınavın Adı
Sınav Tarihi
Başvuru Tarihleri

Aşağıdaki gibi belirtilmiştir. Yukardaki lejanta göre Ösym 2015 sınav tarihlerini inceleyebilirsiniz. Unutulmamalıdır!!! güncel gelişmelere göre sınav tarihleri değiştirilebilmektedir. Ösym nin buradaki sayfasından güncel sınav tarihini takip etmek öğrencinin sorumluluğundadır. @muhabbetimcom olarak başarılar dileriz.

 

1.

Diyanet İşleri Başkanlığı Mesleki Bilgiler Seviye Tespit Sınavı
2015-DİB-MBSTS
22.02.2015

22.12.2014
31.12.2014

ÖSYM Sınav Koordinatörlükleri, DİB Yurt Dışı Temsilcilikleri, www.osym.gov.tr

 

2.

Jandarma Okullar Komutanlığı Jandarma Astsubay Temel Kursu Giriş Sınavı
2015-JANA
07.03.2015

 

3.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı
2015-YGS

15.03.2015

 

4.

Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (İlkbahar Dönemi)
2015-YDS İlkbahar Dönemi
05.04.2015

 

5.

Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (İlkbahar Dönemi)
2015-TUS İlkbahar Dönemi
12.04.2015

 

6.

Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı (İlkbahar Dönemi)
2015-STS TIP DOKTORLUĞU İlkbahar Dönemi
12.04.2015

 

7.

Türk Silahlı Kuvvetleri Askeri Liseler ile Bando Astsubay Hazırlama Okulunda Öğrenim Görecek Öğrencileri Seçme Sınavı
2015-ALS
19.04.2015

 

8.

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (İlkbahar Dönemi)
2015-ALES İlkbahar Dönemi
10.05.2015

 

9.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Mayıs Dönemi)
2015-İSG Mayıs Dönemi
23.05.2015

 

10.

Lisans Yerleştirme Sınavı-4 (Sosyal Bilimler)
2015-LYS4
13.06.2015

 

11.

Lisans Yerleştirme Sınavı-1 (Matematik)
2015-LYS1
14.06.2015

 

12.

Lisans Yerleştirme Sınavı-5 (Yabancı Dil)
2015-LYS5
14.06.2015

 

13.

Lisans Yerleştirme Sınavı-2 (Fen Bilimleri)
2015-LYS2
20.06.2015

 

14.

Lisans Yerleştirme Sınavı-3 (Edebiyat-Coğrafya)
2015-LYS3
21.06.2015

 

15.

Kamu Personel Seçme Sınavı
2015-KPSS A Grubu ve Öğretmenlik
04.07.2015
05.07.2015

 

16.

Kamu Personel Seçme Sınavı
2015-KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT)
12.07.2015

 

17.

Dikey Geçiş Sınavı
2015-DGS
26.07.2015

 

18.

Teknik Öğretmenler İçin Mühendislik Tamamlama Programları Giriş Sınavı
2015-Mühendislik Tamamlama
26.07.2015

 

19.

Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (Sonbahar Dönemi)
2015-YDS Sonbahar Dönemi
13.09.2015

 

20.

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı
2015-DUS
20.09.2015

 

21.

Diş Hekimliği Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı
2015-STS DİŞ HEKİMLİĞİ
20.09.2015

 

22.

Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (Sonbahar Dönemi)
2015-TUS Sonbahar Dönemi
20.09.2015

 

23.

Tıp Doktorluğu Alanında Yurtdışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı (Sonbahar Dönemi)
2015-STS TIP DOKTORLUĞU Sonbahar Dönemi
20.09.2015

 

24.

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (Sonbahar Dönemi)
2015-ALES Sonbahar Dönemi
22.11.2015

 

25.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (Aralık Dönemi)
2015-İSG Aralık Dönemi
05.12.2015

 

26.

Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı
2015-YDUS
13.12.2015

Daha fazlası için beğenin…

Ehliyet Başvuru Tarihi, Sınavı ve Sınav Sonuçları Tarihleri

2014 yılının son günlerinden MEB tarafından 2015 yılında ehliyet almak isteyen adaylar için 2015 yılı ehliyet başvuru tarihleri, tarihi veya zamanı açıklandı. Yapılan açıklamada ayrıca 2015 yılı ehliyet sınav tarihi, tarihleri, ehliyet sınavı ne zaman yapılacak öğrenebiliyorsunuz.

Bir (1) yılda kaç ehliyet sınavı yapılıyor ve tarihleri nelerdir?

Bir yıl içerisinde Milli eğitim bakanlığı tarafından ehliyet almak isteyen adaylar için 6 adet sınav düzenlenmektedir. Sınav tarihleri ve kaçıncı ehliyet sınavı olduğu aşağıda belirtilmiştir.

2015 Yılı Ehliyet Sınavları hangi tarihlerde yapılıyor? Ehliye Sınavı tarihi ne zaman?

1. Sınav tarihi: 10 Ocak 2015 cumartesi
2. Sınav tarihi: 21 mart 2015 cumartesi
3. Sınav tarihi: 27 Haziran 2015 cumartesi
4. Sınav tarihi: 22 Ağustos 2015 cumartesi
5. Sınav tarihi: 10 Ekim 2015 cumartesi
6. Sınav tarihi: 12 Aralık 2015 cumartesi

Ehliyet Sınavına katılabilmek için Sınav ücretini ne zaman yatırmam gerekir? ehliyet sınavı için sınav ücretini son ödeme tarihi nedir?

1. Sınav ücreti: 15 aralık 2014 Pazartesi – 4 aralık 2014 Çarşamba
2. Sınav ücreti: 14 Ocak 2014 Çarşamba – 08 Şubat 2015 Pazar
3. Sınav ücreti: 06 Nisan 2015 Pazartesi – 12 Haziran 2015 Cuma
4. Sınav ücreti:01 Temmuz 2015 Çarşamba – 21 Temmuz 2015 Salı
5. Sınav ücreti: 25 Ağustos 2015 Salı – 15 Eylül 2015 Salı
6. Sınav ücreti: 16 Ekim 2015 Cuma – 17 Kasım 2015 Salı tarihleri aralığında sınav ücretlerinin yatırılması gerekiyor.

Ehliyet Sınav Sonuçları ne zaman açıklanıyor? Sınav sonuçları ne zaman açıklanır?

1. Sınav Sonucu: 20 Ocak 2015 Salı
2. Sınav Sonucu: 31 Mart 2015 Salı
3. Sınav Sonucu: 07 Temmuz 2015 Salı
4. Sınav Sonucu: 02 Eylül 2015 Çarşamba
5. Sınav Sonucu: 20 Ekim 2015 Salı
6. Sınav Sonucu: 22 Aralık 2015 Salı tarihinde açıklanması planlanıyor.

2015 Yılı Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri (MTSK) Meb resmi sayfasındaki Sınav Takvimine PDF formatında buraya tıklayarak bakabilirsiniz.

 

2015 Yılı Ehliyet Sınavı sonuçlarını nasıl öğrenebilirim? nerden öğrenebilirim? açıklandı ise nerden duyuru yapılıyor?

Ehliyet sınavı sonuçları açıklandığında MEB’in resmi sayfasından duyuru olarak yayınlanır. Duyurulara buraya tıklayarak bakabilirsiniz. Eğer yayınlanmadı ise sayfayı sürekli yenileyerek kontrol etmeyin. En az 5 dk gibi bir süre bekledikten sonra tekrar girmeyi deneyin.

Biz @muhabbetimcom ziyaretçileri için sınav takvimini daha anlaşılabilir şekilde özetledik. MEB sayfasında fazladan başvuru kontrol tarihleri ve ÖDSGM’ye teslim edilmesi tarihleri yer almaktadır. Bu makale 2015 yılı içerisinde Ehliyet Sınavına katılmayı düşünen adaylar için hazırlanmıştır. Bu sayfa 2016 yılı için güncellenmediği taktirde veya bu konu ile ilgili çeşitli sorularınız varsa aşağıdaki yorum bölümünden hızlı bir şekilde bize iletebilirsiniz.

2014 Yılında çıkmış ehliyet sınavı soruları ve cevapları nelerdir? nasıl öğrenebilirim? Nerden bulabilirim? Geçmiş yıllardaki ehliyet sınav soru ve cevapları nelerdir?

Aşağıdaki linklere tıklayarak geçmiş yıllardaki sınav soru ve cevaplarına ulaşabilirsiniz.

18 Ekim 2014 – Tarihli Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı
06 Eylül 2014 – Tarihli Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı
09 Ağustos 2014 – Tarihli Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı
12 Temmuz 2014 – Tarihli Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı
14 Haziran 2014 – Tarihli Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı

ilgili: Şu an bulunduğunuz sayfada ehliyet almak isteyen sürücü adayları için hazırlanmıştır. Eğer sizde bir sürücü adayı iseniz ehliyet almadan önce bu sayfadaki ehliyet alma süreci bilgilerden faydalabilirsiniz.

Konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak için beğenin…

 

Açıköğretim (Aöf) Sınav Yerleri ve Tarihleri

Açıköğretim Fakültesi (Aöf) Sınav Yerleri ve Tarihleri Anadolu Üniversitesi resmi sitesinde yayınlandı. Yapılan açıklamaya göre Aöf Sınav Tarihleri şöyle;

Güz Dönemi Ara Sınavı 6 Aralık 2014 Cumartesi ve 7 Aralık 2014 Pazar  tarihlerinde yapılacak.

Güz Dönemi Dönem Sonu Sınavı 24 Ocak 2015 Cumartesi ve 25 Ocak 2015 Pazar tarihlerinde yapılacak.

Bahar Dönemi Ara Sınavı 25 Nisan 2015 cumartesi ve 26 Nisan 2015 Pazar tarihlerinde yapılacak.

Bahar Dönemi Dönem Sonu Sınavı ise 6 Hazrian 2015 Cumartesi ve 7 Haziran 2015 Pazar tarihlerinde yapılacak.

Aöf Sınav Yerleri
Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) 2014-2015 öğretim yılı itibari ile sınav yapılan ilçe sayısını 17’ye çıkardı.
Antalya-Alanya,
Balıkesir-Bandırma,
Hatay-İskenderun,
Edirne-Keşan,
Bursa-İnegöl,
Kocaeli-Gebze
Kahramanmaraş-Elbistan,
Ankara-Polatlı,
Balıkesir-Edremit,
Konya-Ereğli,
Manisa-Salihli,
Ağrı-Patnos,
Muğla-Milas,
Tekirdağ-Çorlu,
Şanlıurfa-Siverek ve
Van-Erciş

Açıköğretim Fakültesi (Aöf) Kaç soru ve Sınav Süresi nedir?

Öğrencilere, sınava gireceği her ders için 20 soru sorulacak, 30’ar dakika sınav süresi verilecek ve
sınavlar Cumartesi, Pazar günleri dört oturum halinde yapılacak.

Açıköğretim Fakültesi (Aöf) Sınav kaç oturum olacak?

Güz döneminde; Cumartesi ve Pazar sabah oturumunda 1. ve 5. yarı yılların, öğleden sonra oturumunda 3. ve 7.yarı yılların; bahar döneminde Cumartesi ve Pazar sabah oturumunda 2. ve 6. yarı yılların, öğleden sonra oturumunda 4. ve 8. yarı yılların sınavları yapılmaktadır.

Açıköğretim Fakültesi (Aöf) Sınav yeri nasıl öğrenirim? nasıl belirlenir?

Öğrencilerin oturduğu semt ve ilçeye göre seçtiği sınav merkezi kapsamında bulunan okullara öğrencilerin sorumlu olduğu dersler, kayıtlı bulundukları yarıyıl vb. ölçütler göz önüne alınarak bilgisayar sistemiyle ve birbirini takip eden düzen içerisinde sınav ataması yapılmaktadır.

Üniversitemiz, sınav merkezine ulaşımın kolay sağlanması, öğrenci yoğunluğu ve sınav yapılacak binaların sınava uygun olup olmadığı gibi kriterleri de göz önüne almaktadır.

Toplu sınav ataması anında herhangi bir öğrencinin yerinin değiştirilmesi kendi koşullarına benzer gruptan ayrılarak başka bir salon veya binaya atanması mümkün değildir.

Öğrenciler ikamet ettikleri semte göre uygun olan üniversitemiz tarafından belirlenen sınav merkezlerini seçebilmektedir.

Öğretmenler Günü Neden 24 Kasım’da Kutlanıyor ?

24 Kasım 1928, devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” sanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu san, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti.

Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun “başöğretmen” oluşunun yıl dönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi.

2014 – Öğretmenler Günü ile ilgili Şiir, Yazı ve Kompozisyon Örnekleri

Öğretmenler günü ile ilgili şiirler nelerdir? Yazı ve kompozisyon örneklerini nasıl bulurum?

24 Kasım 2014 tarihinde değerli öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlayacağız. Bu güzel gün için @muhabbetimcom olarak sizler için şiir, yazı ve kompozisyon örneklerini paylaştık. Umarım işinize yarar..

Güzel bir sözle başlayalım…

Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir.

Eflatun

Öğretmenler Günü

Bir gün sizleri anlatmaya yetmez,
Sizin sevginiz asırlarca geçmez,
Hayatım sayfa sayfa eseriniz,
Nasıl unuturuz anıları biz.

Öğretmenim gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun,
Defter, kitap, kalemler neye yarar,
Siz olmazsanız yetişmez dimağlar.

O zaman; devlet millet seni anar,
Çünkü her makamda bir öğrencin var.
Cumhurbaşkanı senin talebendir,
Başbakan hesabı senden öğrenir.

Yıllar geçmiş bir zat elinizi öper,
Ben Milli Eğitim Bakanıyım der.
Sizleri yazarken titrer ellerim,
Sanki gene imtihanda gibiyim.

Hatalı yazdıysam özür dilerim,
Satırlarda sınırlanmaz bu sevgim.
24 Kasım sonbahara rastlar,
Yapraklar döküldükçe sevginiz artar.

Gönlünüz ikinci baharı yaşar,
Tarih böyle mutlu günlerde dolar.
Öğretmenim, gününüz kutlu olsun,
Öğrendikçe bu millet mutlu olsun…

Muhittin YEGÜL

Öğretmenim

Güler yüzlü öğretmenim,
Bir tanesin, canım benim.
Masallarla bilmeceler,
Anlatırsın neler neler…

Kalemimi tutamazken
Kitabımı açamazken
Bir de baktım yazıyorum,
Sular gibi okuyorum.

Çalışıp iyi olmayı,
Koşup el ele vermeyi,
Bu güzel yurdu sevmeyi
Sen öğrettin öğretmenim.

Bizde pek çok emeğin var,
İçimizde çok yerin var
Yetiştirdin hepimizi,
Ver öpelim elinizi

Süleyman KARAGÖZ

Öğretmenime…

Bilgi demetleri sun, yine bana,
Yine yalçın dağlar ötesinden gel…
Işık saç, erdem ver, sisli dünyama,
Yine altın çağlar ötesinden gel…

Aydınlığa giden sonsuz yollardan,
Tomurcuklar açan yeşil dallardan,
Bahçedeki taze, solmaz güllerden,
Baharlarla bağlar ötesinden gel…

Fecri müjdeleyen yıldızdan, aydan,
Uzat maviliği şeffaf saraydan
Buketler dererek bize uzaydan,
Göklerden al tuğlar ötesinden gel.

Milletime doğan şafaklarla şen,
Şehitler yatağı topraklarla sen,
Irkıma şen veren bayraklarla sen
Tarihler, otağlar ötesinden gel….

Süleyman ÖZBEK

24 Kasım

Bu gün 24 Kasım, yine başlar tacısın.
Tüm gönüllere sultan, dertlerin ilacısın.

Elleri öpülesi çok mübarek insansın.
Çok kutsaldır mesleğin, korunacak ilk cansın.

Her büyük işte imzan, her iyide sen varsın.
Bu gün 24 Kasım, her gönüle sığarsın.

Aslında herkes bilir, ışıttıkça erirsin.
Ömrün bitene kadar doğruyu gösterirsin.

Senin yol gösterdiğin, bir yere getirdiğin,
Ancak bu gün hatırlar onca emek verdiğin.

Diktiğin fidanların meyvesini yemezsin.
Kimseye boyun bükmez, asla “aman” demezsin.

Bu gün bunca övenler, yarın bakmaz yüzüne.
Hep dışına bakarlar, hiç bakmazlar özüne.

Her 24 Kasımda, övülmektir kaderin.
Eserinin kalbinde bir gündür ancak yerin.

Elinin dokunduğu işler hep güzel olur.
Bu millet bu zilletten ancak senle kurtulur.

Bu gün 24 Kasım, çıkarırlar göklere.
Oradan paraşütsüz bırakırlar yerlere.

Bu gün 24 Kasım, bütün başlara taçsın.
Yarın yine yalnızsın, ailene muhtaçsın.

Her 24 Kasımda seni yücelten kafa,
25 Kasım günü kaldırır tozlu rafa.

Bu gün ne kadar güzel, ne büyük bir insansın.
Senede bir gün anan insanlıktan utansın.

Bu gün 24 Kasım, anladık artık yeter.
Seni bu hale koyan, olsun senden bin beter…

Enver ÜSTE

Ana Gibi, Baba Gibi

Öğretmenim bilir misin
Seni nasıl sevdiğimi?
Sorsan bana nerde yerin
Gösteririm ben kalbimi

Ana değil, ana gibi;
Baba değil, baba gibi
Öğretmenim ben de sevgin
Can içinde bir can gibi…
Hüseyin DÜZBASAN

Öğretmenler Günü Şiir
Ellerinde Öperim Öğretmenim

-I-
Ellerinden öperim öğretmenim
Binlerce öğrencinden biriyim ben
Anne oldun baba oldun bana
Okudum yazdım çok şey öğrendim
Borcumu ödeyemem sana.

Ellerinden öperim öğretmenim
Tebeşir tutan, kalem tutan ellerinden
Ellerin öyle güzel ellerin, öyle sıcak
Ya gözlerin öğretmenim ışıl-ışıl
Sevgi dağıtırdın kucak-kucak.

Ellerinden öperim öğretmenim
Benim için en büyük gurursun sen
Bir söz duysam iyiye güzele dair
Kalbimde vurursun sen.

-II-
Ellerinden öperim öğretmenim
“Daha dün annemizin kollarında yaşarken
Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken…”
Sen BAYRAK önünde topladın dizi-dizi
ATATÜRK yolunda yetiştirdin bizi.

Ellerinden öperim öğretmenim
Boşa gitmedi emeğin
Kimimiz doktor olduk savaştık hastalıkla
Asker oldu kimimiz canı Vatana feda
Kimimiz mühendis oldu yol yaptı baraj yaptı
İşçi olduk memur olduk emek verdik topluma
Öğretmen oldu kimimiz karanlığı aydınlattı.

Ellerinden Öperim Öğretmenim
Huzurlu ol düşünme bizi
ATATÜRK yolunda dimdik ayaktayız
Sesimiz daha gür yolumuz daha aydınlık
Özgür esen rüzgarda dalgalanan al Bayraktayız.

Sevgili öğretmenim
Senin için yazdım bu şiiri
Binlerce öğrencinden biri benim
Mübarek ellerinden öperim.
Özkan GÖNLÜM

Atatürk ve Öğretmenim

Sevgili öğretmenim
Heyecanla beklerdik seni her sabah
“GÜNAYDIN” derdin, seslerin en güzeliyle,
“BUGÜNKÜ KONUMUZ” diye, başlardın söze
Kara tahta Önünde akbilgilerle
Çırpınırdın, birşeyler öğretmek için bize.

“BAYRAK” derdin öğretmenim
Heyecandan dalgalanırdı sesin BAYRAK gibi
“ATATÜRK” deyince coşardın sen
Yatağına sığmayan IRMAK gibi.

“ATATÜRK” deyince öğretmenim
Nefes almaz seni dinlerdik
Anlatırdın hayatını devrimlerini
Cepheden-cepheye koşardın sen
Daha bir büyürdün gözümüzde
Sanki ATATÜRK’Ü yaşardın sen.

Ellerinden öperim öğretmenim.
En güzel duygularla en güzel bilgilerle
Yetiştirdin bizi
Şimdi içimizde inanç başımızda BAYRAK
Bu Yurt sevincimiz tasamız bizim
ATATÜRK ilkeleri en büyük yasamız bizim
ATATÜRK yolundan dönmeyiz biz
MEŞ’ALEMİZ ATATÜRK sönmeyiz biz…
Özkan GÖNLÜM

En Güzel Öğretmenler Günü Şiirleri
Öğretmenin Öyküsü
Ben, köy öğretmeniyim,
Dağ başında bulutların altında.
Toprak kokar ellerim,
Pantolonumda çamur lekesi var.
Pis değil ki, vatan toprağı kokar,
Kars’tan Edirne’ye kadar.
Geceleri mum yakarım odamda,
Yarın dokuz Ekim,
Köyde bayram var.
On beş kız, yirmi erkek kaydettim.
Tüm anadolu’ya selamları var.
Henüz kara tahtam yok,
İlk harfleri tanelerle yazdırttım.
Aydınlık A’dan başlayacak

O. Köksal MEMİŞ

Söz Verdim Öğretmenime

Öğretmenim, babam, ana kucağım
Okulum, ilim, şehrim, bucağım
Sınıfımsa, evim, barkım, ocağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM.

Yeteri kadar çalışacağım,
Rakibimle yan yana yarışacağım,
Elbette aralarına karışacağım
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Yükselmeli insan dalında
Göstermeli becerisini cihanda
Çalışkanlık belli olur simada
Söz verdim öğretmenime
BÜYÜK ADAM OLACAĞIM

Zeynep Kamil İlköğretim Okulu Öğrencisi / İSTANBUL

Öğretmen Olmak İstiyorum

Ben, öğretmen olmak istiyorum,
Ben, şairimin mısralarında dil
Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
Aşığımın sazında tel
Öpülesi bir el olmak istiyorum.
Ben, öğretmen olmak istiyorum…

Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
Korkunun mayalandığı yerde yürek,
Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
Çorak topraklara yağan yağmur,
Azgın sulara, bend,
Mehmed’imin elinde çağlar açan kılıç,
Ben ana, ben baba, ben Fatih, ben İbni Sina,
Ben Mimar Sinan olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmasam diyorum,
Kim ekecek tohumları toprağa.

Ben ressamımın elinde fırça, tualinde renk
Bestekarımın en içli şarkısında nağme,
Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem;
Ben Hoca Ali Rıza,
Ben Itri, Leyla Hanım,
Ben öğretmen olmak istiyorum.

Ben zehirli mantarların,
Deve dikenlerinin,
Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil,
Ben,
Kırlarda elvan elvan çiçeklerin açtığı,
Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
Pınarlarından susayanın içtiği,
Yollarından yiğitlerin geçtiği
Çiftçisinin başak, başak kardeşliği biçtiği
Bir vatan olmak istiyorum;
Ben, öğretmen olmak istiyorum.

Ben Hakk’a yönelen alınlarda nur,
Vatan topraklarını çevreleyen sur,
Mehmetçiğin göğsünde “iman”
Gençliğimin damarlarında “asil kan”
Bu zulme eğilmeyen baş,
Ben vatan için ağlayan gözlerde yaş,
Barışta güvercin, savaşta kartal olmak istiyorum;
Ben, öğretmen olmak istiyorum.

Nejat SEFERCİOĞLU

Seninle Her Mevsim Bahar Öğretmenim

Bir gün dersem ki, ben öğretmenim
Kalemimin mürekkebi alın terindir.
Vedalaşıp gidersem öğretmenim
Unutmayı unuturum da, unutmadığım
Kalbimdeki en güzel yerindir.

Bir gün adımı soranda çocuklarım
Kendimden önce senin adını söylerim
Solmadan açabiliyorsa köpre tomurcuk,
Uğrunda harcanır boncuk boncuk,
Yine de bitmez öğretmenim var derim

Güllerin güzelliğini göstermeden önce
Gülşenin vurulduğu tebessümünü anlatırım
Her zil çalışında önce sen gelirsin aklıma
Senden incecik bir ışık gelir şiir şiir
Ben susarım, yine sen konuşursun gönlünce.

Bir gün dersem ki ben öğretmenim
Sen güneş kadar uzakta bile olsan
Her bakışımda gülümseyişini görürüm
Işıksız açmazmış çiçek, gelmezmiş bahar
İnan seninle her mevsim bahar öğretmenim.

Yılmaz İMANLIK

Öğretmenim Ben

Dağların arasında, bayırında, düzünde
Yine bir başkayım ben Öğretmenler gününde
Boy boy çiçeklerim var, umut var gözlerinde
Öğretmenim diyorum, korkmak yakışmaz bana
Kara tahta önünde duruşun yeter bana.

Ekmeğim olmuşsun sen, okyanusum, limanım
Okuttuğum kitapsın, damarımdaki kanım
Sen bir beden değilsin, hakka yürüyen canım
Öğretmenim diyorum, para pul sorma bana
En büyük bahtiyarlık gülüşün yeter bana.

Öğretmenim bir mumum, ışıdıkça eririm
Tek başına neyim ki, seninle ben büyürüm
Mevlana aşığıyım, herkesi bir bilirim
Öğretmenim diyorum, seni sorsunlar bana
Allah’ın emaneti varlığın yeter bana.

Ana, baba, arkadaş, sırdaşın ben olmuşum
Sabah sekiz akşam beş seninle yoğrulmuşum
Cehaletle savaşta kendimi unutmuşum
Öğretmenim diyorum, uykuyu sorma bana
Muhammed’in aşkına bakışın yeter bana.

Yarınlarda insanlık seninle yücelecek
Kardeşlik tohumları, umutlar yeşerecek
O tertemiz dünyanda sevgiler büyüyecek
Öğretmenim diyorum, yaşın fark etmez bana
Yeter ki bir çağır sen, yine koşarım sana.
Fatih TAN (24 Kasım 2009)

Atatürk’ün Öğretmenleri…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizin kurucusu ve başöğretmenidir. Atatürk’ün yurdun başöğretmeni olması, bütün öğretmenlere büyük bir şevk ve heyecan vermektedir.Başöğretmen Atatürk’ün birer yansıması olan öğretmenlerimiz, yurdun her bir yerinde eğitimci kimlikleriyle saygın birer kişilik örneğidirler.

Fedakar öğretmenlerimiz, yaptıkları bu kutsal görevin farkında olarak, görevlerini layıkıyla, en güzel şekilde yerine getirmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti öğretmenleri her türlü zor koşullara rağmen hizmetlerini en iyi şekilde yerine getirmenin hazzını her zaman yüreğinde hissederler.

Atatürk Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başında okuma yazma dersi vermiş, yeni Türk harflerinin bütün yurtta hızla öğrenilmesi için büyük bir gayret içerisine girmiştir. 11.11.1928 günü toplanan Bakanlar Kurulu’da, bu toplantı sonunda Atatürk’e “Ulus Okullar Başöğretmenliği” sanını vermiştir.

Atatürk, yurt gezilerinde mutlaka okullara uğrar ve öğretmen ve öğrencilerle sohbetler ederdi. Çocukları çok sever ve onları dikkatlice dinlerdi. Öğrencilerin verdiği keskin cevaplar karşısında mutlu olur ve büyük keyif alırdı.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda öğretmenlerin gösterdiği fedakarlıklardan övgüyle bahsederdi. Hem Kurtuluş Savaşı’nda ki üstün başarılarını, hem de savaş sonrasındaki üstlendikleri büyük görevlerinden dolayı öğretmenlere olan güvenini şu sözlerle ifade etmiştir:”Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.”

24 Kasım…

Öğretmen demek, kısaca bir ülkenin geleceği demektir. İyiyi ve doğruyu öğreten demektir. Onların vereceği eğitimin kalitesi yükseldikçe, ülkemiz vatandaşlarının da kültür ve eğitimi hep üst seviyede olacaktır. Bu seviye, yüksek eğitim kalitesiyle daha da yukarılara çıkacaktır. Her yıl 24 Kasım geldiğinde yurdumuzun dört bir yanında “öğretmenler günü” törenlerle kutlanır. Öğretmenler günü dolayısıyla bazı etkinlikler düzenlenir, çeşitli konuşmalar yapılır. Bu güne özel öğretmenler günü şiirleri okunur.

Öğretmenler her şeyin en güzeline layıktır…

Öğretmenlerimize saygıda hiç bir zaman geri kalmamalıyız. Onları mesleklerinin her anında olduğu gibi meslek sonrası yaşamlarında da yalnız bırakmamalı ve her fırsatta arayıp sormalıyız. Unutmayalım ki “geçmişini bilmeyenler geleceğe ümitle bakamazlar” Bizlere geçmişimizi öğreten, geleceğe güvenle bakmamızı sağlayan öğretmenlerimize ne yapsak azdır. Atatürk’ün öğretmenleri her şeyin en iyisine layıktır.

Birkan Soylu

ÖĞRETMENİM

Kalkınma yolunda her ülke birtakım zenginlik kaynaklarına muhtaçtır. Bu kaynakların bulunması ise, o ülke insanlarının tutum ve davranışlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu tutum ve davranışların iyi yönde gelişmesin! sağlayan eğitimdir.
Eğitimin temeli şüphesiz öğretmenlerdir. O öğretmenler ki, insanları cehaletten kurtarıp onlara gerçeği anlatırlar. Üzerinde yaşadığımız ve fedakar atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu yurdu sevmeyi, onun için gerekirse canımızı vermeyi, bize öğretmenlerimiz öğretirler. Bağımsızlığımızı simgeleyen ve Türk’ün her zaman özgür yaşayacağını göklerde dalgalanarak bütün dünyaya haykıran şanlı bayrağımızı sevmeyi, ona saygı göstermeyi bize ilk kez kim öğretti?
Öğretmenlik mesleği, mesleklerin en kutsalıdır. Özveri ister, yurtseverlik ister. Öğretmen, karşılıksız vermeyi bilen yüce bir varlıktır. Bize düşen görev, öğretmenin bu çabalarına çok, daha çok yardımcı olmaktır. Büyük Atatürk: “Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” derken öğretmene olan güvenini vurgulamamış mıdır? Bu eserin Atatürkçü doğrultuda yücelmesi, öğretmenlerin kutsal çabasına bizim de gönülden katılmamızla mümkün olacaktır.
Öğretmenim, sana sevgi, sana saygı… Bize güven, sen bizim dünümüz, bugünümüz ve yarınımızsın. Senin kutsal ellerinle biçimlenen bizler, yarının güzel Türkiye’sini mutlaka yaratacağız; şüphen olmasın…
(İlhan ÖZPOLAT, Kompozisyon Yarışması Birincisi)

Merhaba Öğretmenler,

O hiç bitmek tükenmek bilmeyecek merhabalardan bir tanesi daha… Hatırlarmısın öğretmenim gittiğin günü?Hani okulun yanındaki lojmandan eşyalarınıtaşıyordun.Bizim boyumuz yetmiyordu daha…Sıralara çıkmıştık.Her pencereden beş-altı kafa,göz yaşlarımız sel olup akmıştı.Kim derdi gideceksin diye?

Küçücüktük daha…Ayrılığın ne olduğunu bilmezdik.Sen bizim ilk öğretmenimizdin.Ben seni kahverengi gözlerinle ve hafif göbeğinle babama benzetiyordum.Sen,senden sonrada babam gitmişti dünyamda…Ben iki babamı da aynı sene kaybetmiştim.Babam hepten bırakmıştı beni…Sen gitmiştin… Seneler geçecek,yüzlerimiz tek tek silinecekti hafızandan,tıpkı o kahverengi gözlerinin bizim hafızamızdan kaybolduğu gibi…

Sonra başka bir öğretmen geldi yerine hiç sevmedim…Sana hiç benzemiyordu çünkü…Ben seni istiyordum…
Kocaman bir seneyi geçirmiştik.Artık bitmişti sene ve yeni seneye iki ayrı sınıf olarak devam edecektik,iki ayrı öğretmenle…
Ve sen geldin öğretmenim,sen değildin ama öğretmenimdin.Seni de çok sevmiştim.Temiz bir kalbin vardı.Üç seneyi birlikte geçirecektik.Zayıf,uzun,kıvırcık saçlıydın.Yapı olarak hiç benzemiyordun annemeama tıpkı annem gibi melek yüzlüydün.
Yedi gün vardı okulun açılmasına,annem ölmüştü…Ben okulun ilk günü geç gelmiştim okula…Sen,beni gördün ve adımı söyledin şaşırarak.Ben okula hiç gelmezdim.Benim bir kelime dökülebilmişti ‘-Anne’ ve sana sarılmıştım,anneme sarılır gibi…
İkinci annemdin,hatta artık tek annem olmuştun.Hasta olduğumda brni doktora götürüp ilaç alıyor,sıkı sıkı örtün diye beni tembihliyordun.Öğretmenimin değerini daha nasıl anlayabilirdim?Artık sen de gidiyordun,daha doğrusu ilk okul bitiyordu bizim için ve ortaokula başlayacaktık.Sen emekli oldun öğretmenim,senden de ayrıldık…

İşte sen geldin öğretmenim,yine sen değildin ana yine öğretmenimdin.hoşgeldin öğretmenim,hayatıma…Ben hatırlayabildiğim şeylerin çoğunu seninle yaşadım.Okul benim ikinci evim değildi,tek evimdi.Arkadaşlarım kardeş,öğretmenlerim abi,anne,babaydı benim için ve ben geçirebildiğim kadar zamanı geçiriyordum sizinle…’Öğretmenim’…söylemesi bile ne güzel.Sadece iki sene geçirdik sizinle ama neler yaşadık neler…Ben o iki seneyi çok mutlu geçirdim.İyice alışmıştım size ama gittiniz öğretmenim.Üzüldük ama elimizden bir şey gelmedi…Sonra bir bir geldi geçti öğretmenlerimiz hayatımızdan.Hepsi birbirinden iyi…Hepsi birbirinden değerliydi…Ben bütün öğretmenlerimi sevdim,öğretmen oldukları için ve öğretmen olmak istedim hep;öğretmenlere verdiğim değeri alacağıma inandığım için…SEVGİLİ ÖĞRETMENİM TÜM EMEKLERİNİZ İÇİN SİZE BÜTÜN KALBİMLE TEŞEKKÜR EDERİM…

Sabahat SOYER

ÖĞRETMEN HER ZAMAN ÖĞRETMENDİR

Öğretmen, yalnız okul içinde değil, özel hayatında ve toplum karşısında da bir öğretmen ve eğitimcidir.Öğretmen, her zaman için hareket ve davranışları ile halka ve öğrencilerine iyi, doğru, güzel ve yararlı, nezih ve olgun olanlarda örnek teşkil eden; cemiyetin haklı olarak kendisinde böyle bir oluş aradığı yüce bir meslek sahibidir.

Öğretmen için, evvela öğrencilerine kazandırması gereken yüksek vasıfları bizzat kazanmış olmak, buna ömrü boyunca gayret etmek vicdanî bir vecibe ve insani bir vazifedir. Öğretmenin, okula ve çevresine olumlu bir şekilde etkili olabilmesi için kendi meslek vakarım zedelemeyecek durumlarda okuluna ve çevresine intibak etmesi, bunun için de muhitini sürekli bir incelemeye tabi tutup tanıması gerekir.Öğretmenlik mesleği, daima yeni görüş ve davranışlara yakından vakıf olmayı gerektiren, kendini her an kontrol altında tutmayı ve sık sık muhasebeye çekmeyi gerektiren bir sanattır.Öğretmenlik öyle güzel bir meslektir ki, onun konusu insan, malzemesi insan, işçisi insan, işleneni insan, işleyeni insandır.

Her mesleğin kendi çapında toplum üzerinde bir etkisi vardır, fakat öğretmenlik mesleği doğrudan doğruya toplumun öz unsurunu hazırlayan, dolayısıyla cemiyetin bileşimini hazırlayıp mayasını kuran, hamurunu yoğuran işçiliktir.Herkesten ziyade yeni neslin yetiştiricisi olan öğretmenin, kendi tecrübe ve görüşlerinden diğer meslektaşlarının da yararlanmasını arzulaması, buna fırsat ve imkan hazırlaması, meslekî ve millî bir ödevdir.Öğretmenin aynı zamanda her biri kendine özgü bir teknik ve tecrübe, kendine özgü bir bilgi sahibi olan diğer meslektaşlarından yararlanmayı arzulaması ve kabullenmesi gerekir.Öğretmen, hem kendisinin ve meslektaşlarının, hem de öğrencilerinin ve velilerinin öğretmeni bulunduğunu bir an dahi aklından çıkarmamalıdır.
(Necati TAMER)

Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir. Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini.Öğretmenin vazifesi gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır. İnsan yaratılmışların en seçkini en donanımlısı en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi en acımasızen anlaşılmaz davranışların da sahibi. Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir.
“Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.

Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız.Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz. Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde bir yürek soyluluğu içerisinde yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz.Kazanılması gereken asıl büyük servet; para şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimiziruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz.Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir.

24 KASIM

24 Kasım her yıl ülkemizde Öğretmenler Günü olarak kutlanır, geçmiş ve geleceğimizde emeği geçen öğretmenlerimiz sevgiyle anılır, ziyaret edilir. 24 Kasım, 1928 yılında Latin harflerinin 1 Kasım 1928 tarihinde kabulünün ardından Millet Mektepleri’nin açıldığı ve okuma yazma seferberliğinin başladığı gündür.

Bugün sadece Millet Mektepleri açılmamış ayrıca Mustafa Kemal Atatürk Başöğretmen olarak kabul edilmiştir. Bu önemli tarih 1981 yılından itibaren her 24 Kasım günü öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.Mustafa Kemal Atatürk öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmada toplumu şekillendirme adına öğretmenlere nasıl önemli bir görev düştüğünü şu sözlerle açıklanmıştır: “Arkadaşlar, yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askerlik, siyaset ve yönetim alanlarındaki devrimler, sizin; sayın öğretmenler, sizin toplumda ve düşünce yaşamınızda yapacağınız devrimlerdeki başarınızla gerçekleşecektir. Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.” Böylesine mühim bir görevi olan öğretmenlere toplumsal açıdan çok önemli görevler düşmektedir.İşte 24 Kasım böylesine önemli bir iş yapan öğretmenlerimizi bir kez daha hatırladığımız, onlara olan sevgi ve saygımızı gösterdiğimiz, kutlamaların yapıldığı bir gündür.Öğretmenlik insanlık tarihinin en anlamlı ve ölümsüz mesleğidir. Ürünü insan olan ve başlı başına bir amaç olmaktan öte, bizleri yüce gayemize ulaştıran bir vasıta olarak görüyorum öğretmenlik mesleğini.

Öğretmenin vazifesi, gücü nispetinde erdemli toplum gayretine katkı sağlamaktır. İnsan yaratılmışların en seçkini, en donanımlısı, en bilinçli olanı; ama aynı zamanda en vahşi, en acımasız, en anlaşılmaz davranışların da sahibi. Onun için insan hayatında eğitim; davranışları doğru yönlendirmede ve diğer hemcinslerinin haklarına tecavüz etmesinin engellenmesinde birinci derecede etkilidir. Öğretmen işlevini yerine getirirken bu önceliği asla ihmal etmemelidir.

“Bir insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliğe sevk etmek, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” sözü icra ettiğimiz mesleğin ne kadar onurlu ve yüce bir gayeye hizmet ettiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde bu kutlu sanatı en güzel biçimde icra etmek durumundayız. Bunun için de heyecanımızı diri tutmalı ve ideallerimizi yeniden kuşanmalıyız.Karşı karşıya kalacağımız bütün durum ve şartları aşarak ruhumuzu her şartta diri kılarak başarıya ulaşabiliriz. Hayat taşıyıcı uğraşları soylu bir sadelik içerisinde, bir yürek soyluluğu içerisinde, yoğun bir sabırla sürdürmeliyiz.

Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle tezyin ve teçhiz etmeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz.Evrensel medeniyet kulesi de hiç şüphesiz bu onuru taşıyan fedakâr ve cefakâr öğretmenlerimiz sayesinde yükselecektir.Bu vesile ile bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.

Recep ÇELİK

AÖF Sınav Giriş Belgesi Çıkarma

AÖF Bütünleme Sonu Sınavına girmek için https://login.anadolu.edu.tr/login.aspx internet adresinden TC kimlik no’nuz ve büronuzdan aldığınız şifrenizle sisteme giriş yaparak sınav giriş belgenizi A4 ebadındaki bir kağıda printer çıktısı alarak temin edebilirsiniz.

SINAV GİRİŞ BELGESİ

https://login.anadolu.edu.tr/login.aspx adresinden Açıköğretim Öğrenci Otomasyonu (Türkiye) linkinden  T.C. kimlik numaraları ve şifreleri ile giriş yapıyorsunuz..

Gelen ekrandan öğrenci sayfasına giriş  butonunu tıklayın.

Sol üst köşede sınav işlemleri butonunu tıkladığınızda sınav giriş belgesi gelmektedir.

Yazıcıdan çıktı almak için sınav giriş belgesinin aldtında çıktı almak için tıklayınız butonu bulunmaktadır.

Eğer şifreniz yoksa size en yakın Açıköğretim bürosuna başvurarak şifre alabilirsiniz.

aof-giris

Adreslere ayıca sınava giriş belgesi gönderilmeyecektir. Sınava giriş belgeleri https://login.anadolu.edu.tr/login.aspx den çıktı olarak alınacaktır. Şifrenizi bilmiyorsanız AÖF Büronuzu arayın. AÖF Büroları: Telefon Numaraları ve Adreslere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.. AÖF büroları, Açık Öğretim Fakültesinde okuyan öğrencilerin çoğu işlemlerini yapabileceği, Anadolu Üniversitesiyle bağlantılı bürolardır. AÖF Bürolarının illere göre adresleri ve telefon numaraları aşağıda yer almaktadır.

Bulunduğunuz ildeki AÖF bürosuna 444 10 26 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
• http://www.anadolu.edu.tr adresindeki “Açıköğretim” “Büro Hizmetleri” linkinden AÖF bürolarının adreslerine ulaşabilirsiniz.
• E-posta: aofbilgi@anadolu.edu.tr (e-postanıza ad, soyad ve T.C. kimlik numaranızı mutlaka yazınız.)