Muharrem İnce’den değişim

Muharrem İnce, memleketi Yalova’ya gelerek, Kubbeli Camii’nde cuma namazı kıldı.

CHP’de son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili soru üzerine İnce, “Değişim hararetli bir şeydir, hoş bir şeydir. Değişim rüzgarları eserse rüzgarların önüne duvar örmemek lazım. Rüzgarların önüne değirmen kurmak lazım. Şu anda CHP’de kavga yok, gürültü yok. CHP’de bir değişim rüzgarı esiyor. Değişim rüzgarı eserken, duvar kurmak yerine değirmen kurmak daha mantıklı olur diye düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Gazeteci Ahmet Hakan’ın köşe yazının hatırlatılması üzerine Muharrem İnce, “Bugün yayınlanan köşe yazısını okudum. Teşekkür ederim, kendisine. Gazeteciler bazen eleştirirler, bazen de döverler.” değerlendirmesini yaptı.

Şarlatan Araştırma Şirketleri

Bir takım sermaye sahibi güruhun desteklediği, asıl amacı sağlıklı bilgi vermekten ziyade kamuoyu oluşturmak, spekülasyon oluşturmak, insanları yönlendirmek olan araştırma şirketi demeye gönlüm el vermiyor, şarlatan firmalar var.

Ya bu utanmaz adamlar, yine her zaman söylediğim gibi “insan” kelimesinin özü unutmaktan geldiğinden (unutabilen varlık, unutmayı çoğu zaman erdem olarak gördüğünden insana yakıştırılmış), insanların hafızalarının zayıflıklarından faydalanarak yeniden yeniden aynı ekranlarda aynı manipülasyonlara devam ediyorlar.

Hadi hafızanız zayıf, zekanızın varlığıyla alay eden bu adamlara kimse mi sormaz; -“yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyen gururlu insanlardan niye değilsiniz?

Geçmişteki hangi araştırmanızda yer alan genel seçim sonucu anketiniz, gerçek sonuca hangi yüzdeyle yaklaştı ki; şimdi tespitlerinize itibar edilsin. Ama yok, yine araştırmalarını manşetten veren gazeteler mevcut.

Ben bunları birinin uşağı olduğum, bir rantım olduğu için değil, insanların sorgulama yapabilmeleri için hatır babında söylüyorum. Biri bir şey söylediğinde açın bakın, geçmişte ne demiş; hangi öngörüsü tutmuş.

Ahlaksızlığın diz boyu olduğu bu “Araştırma Şirketleri” sektöründe neden bir standart olmaz? Şirketleri SPK ya, TV leri RTÜK e vs. vs. denetleten devlet,  bu ŞARLATAN lara da dur de.

ATIL UZUN

Sağlık Bakanı: Zika virüsü için tedbirler alınacak

Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Anadolu Ajansı Editör Masası’na katıldı.

Demircan, girip konusundaki bir soruya “Mevsimsel grip noktasında, şu anda geçmiş yıllara göre olumsuz bir noktada değiliz, aşırı bir yaygınlık, bir tehdit altında değiliz hatta biraz daha iyi durumdayız.” diye yanıt verdi.

“ANTİBİYOTİK KULLANIMINDA BAŞARILIYIZ”

Antibiyotik kullanımında düşüş yaşandığını da dile getiren Demircan, “Antibiyotik kullanımına ilişkin Bu konuda ülkemizde yapılan çalışmalar olumlu netice verdi. Reçetelerde antibiyotik oranı geçtiğimiz yıllara göre düşüyor ve düşmeye devam ediyor. Bu konuda başarılıyız.” şeklinde konuştu.

“ZİKA’YA KARŞI TEDBİR ALIYORUZ”

Zika’nın Türkiye’de yeni görülen virütük bir hastalık olduğunu dile getiren Sağlık Bakanı Demircan, “Bununla ilgili Sağlık Bakanlığımız gerekli çalışmaları yapıyor, gerekli tedbirler de alınacak.” dedi.

Selin Sayek Böke Genel Başkanlığa aday olacak mı?

Selin Sayek Böke, genel başkan adayı olup olmayacağı şeklindeki soruya da yanıt verdi.

Çiğdem Toker’in, Böke ile yaptığı röportajın ilgili bölümü şöyle:

“Genel başkan adayı mısınız? Aday değilim. Bu istifa, CHP’nin kurultay süreciyle ilgili değil. Aday olmaya niyetim yok. CHP’nin ihtiyacı kişiler üzerinden liderlik tartışması değil, siyasi görüşler üzerinden partinin yarınlarını tartışmak olmalı. Buna imkan verecek olağan kurultay süreci de zaten başladı. CHP’nin bir olağanüstü kurultay sürecine hiç ihtiyacı yok. Olağan kurultay sürecinde partinin tabanından başlayan bir siyasi tartışmaya ihtiyacı var. Sağlıklı olan bu. Çünkü olağan kurultay partinin tüm organları ve her düzeydeki katılımcılarının, kendi zeminlerinde konuşma imkanı anlamına geliyor.”

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na zor soru! Hadi bakalım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde Balkan Federasyonu üyelerine hitap etti.

Konuşmasında idam cezasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumdan sonra parlamentodan geçmesi halinde kabul edeceğini söyledi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

“KILIÇDAROĞLU BEN VARIM DİYOR, İNŞAALLAH BUNU GÖRELİM”

“Kardeşlerim idam konusunda ben kanaatimi söyledim. Sayın Devlet Bahçeli düşüncesini açıkladı. Sayın Yıldırım’ın kanaatini de biliyorum. Şimdi Kılıçdaroğlu da söylesin: Diyor ki ‘Tamam getirsinler ben varım diyor’ Tamam, 16 Nisan’dan sonra inşallah bunu görelim. Parlamento onaylarsa ben idamı onaylarım. Başı okşanacak çok yetimimiz var. Vatan için, istikbal için akıtılacak çok kanımız var. Yapacak çok işimiz milletimize edecek çok hizmetimiz var.”

Canikli: Piyasalarımıza adeta çökme harekatı yapıldı

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

16 Nisan’da herhangi bir sorun görmüyoruz. Ama bu başka anlama gelmesin, 16 Nisan’da getirmek istediğimiz sistemin tam olarak anlatılması çabamız sürecek. Her şey bitmiş gibi bir haleti ruhiye içine hiçbir zaman girmedik. Vatandaşa da saygısızlık olur. Şu an itibarıyla anket sonuçlarında hayırın üstünde olduğumuz ortada.

Şu andaki sistem ne parlamenter sistem ne de başkanlık sistemi. Ne olduğu belli değil. Cumhurbaşkanı’na hiçbir parlamenter sistemde tanınmayan yetkiler tanınmış. Üstelik 2007’den beri halk tarafından seçiliyor. Şu anda sistem yürüyor. Bu liderliğin altında faaliyette bulunan bir başbakan var, sorun çıkmıyor. Ama her zaman bunun garantisi olmaz. 1982’den bu yana her zaman krizler oldu. Cumhurbaşkanları ile başbakanlar arasında kavga hiç eksik olmamıştır. İkili bir yapı içinde istikrarlı bir yönetim çıkmaz. Bu yapı ile Türkiye ileri gidemez. Bu çarpıklığın, bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Yapmaya çalıştığımız bu.

“TERÖRÜN İSTEDİĞİ GÜÇSÜZ YÖNETİM”

MHP’nin gerçekten takdire şayan çağrısından sonra olumsuz cevap verme gibi bir seçeneğimiz olamazdı. 7 Haziran’dan sonra biliyorsunuz tek başına iktidar tablosu ortaya çıkmadı. Türkiye’de güçlü bir yönetim iradesi ortaya çıkmayınca olumsuz yansımaları görmeye başladık. Bunlardan biri terörün azmasıdır. Terörün isteyeceği güçsüz bir yönetimdir.

“PİYASALARIMIZA ADETA ÇÖKME HAREKATI YAPILDI”

Para ve sermaye piyasalarına yönelik bir atak söz konusu. İma etmeye çalıştık ama bu kadar netlikte söylüyoruz. Ekonomide istikrarı bozmayı hedefleyen saldırılarla karşı karşıya kaldık. Derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin genel kredi notunu ve bankalarla ilgili değerlendirmelerine baktığınızda bunun kesintisiz bir projenin devamı olduğunu görürsünüz. Hiçbiri rasyonel karar değildi. 28 Ocak’ta Fitch’in not seviyesini düşürmesine bakalım, bir hafta önce piyasalar normalleşmeye başlamıştı. Fitch açıklama yaptı, yapacağı değerlendirme ile ihsası reyde bulundu adeta. Bu alışılagelen bir olay değildir. Piyasalarımıza adeta çökme hareketı yapıldı.

“BANKACILIK SİSTEMİ EN GELİŞMİŞ ÜLKE TÜRKİYE”

Bizim bankacılık yapımıza saldırılarda bulunuldu. Bankacılık sisteminde en gelişmiş ülke Türkiye’dir. Bütün gelişmiş ülke bankalarında sıkıntılar vardır. Türev, sanal ürünlerle doludur, Türkiye’de yoktur. 2008 krizinden sonra Avrupa ve ABD kendi bankalarına milyarlarca dolar ve euro enjekte ettiler. Türkiye’de bir kuruş aktarılmadı.

Başbakan Binali Yıldırım’dan Bozkurt işareti

Grup toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, izleyicilerin arasındaki bir gruptan, “MHP’lileri unutma” seslerinin yükselmesi üzerine, “Milliyetçi ve ülkücü kardeşlerim önce memleketim ve milletim dediler. Birlikte yola çıktık. Nasıl unuturuz?” karşılığını verdi.

BOZKURT İŞARETİ YAPTI

Başbakan Yıldırım, daha sonra bozkurt işareti yaptı. Diğer yandan, Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasının sonunda işaret diliyle “tabii ki evet” dedi.

Sorun olduğunu Merkel de kabul etti

Almanya Başbakanı Angela Merkel, euronun değerinin Almanya için çok düşük olduğunu, ancak Berlin’in bu problemi düzeltme gücü olmadığını çünkü para politikasının bağımsız Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından belirlendiğini söyledi.

Merkel, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüşmesinde yaptığı değerlendirmede, “Euro Bölgesi’nde elbette euronun değeri konusunda bir problemimiz var. Ancak ECB politikası Almanya tarafından yönlendirilmiyor. Eğer hala Alman Markı kullanıyor olsaydık, elbetteki şu anda değeri eurodan farklı olurdu. Ancak Almanya Başbakanı olarak benim etkim olmayan bağımsız bir para politikası var” diye konuştu.

“Mekan ve zaman dikkate alındığında amaç çok açık”

Başbakan Binali Yıldırım, “İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırısı seçilen mekan ve zaman dikkate alındığında amacının ne olduğu çok açıktır. Bu saldırıyla etnik kökenli, mezhep temelli ayrıştırmaya, kışkırtmaya yönelik ülkemizde süreç başlatılmak isteniyor” ifadelerini kaydetti.
Başbakan Binali Yıldırım, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “2017 yılının ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Mevlam’dan niyaz ediyorum. Acılarımızı ve mutluluklarımızı paylaştığımız oranda millet olma bilinci daha da güçleniyor. Milletimize güveniyoruz, milletimiz de hükümetine, devletine güveniyor. Daha müreffeh bir Türkiye’ye ulaşmak için yeni yılda canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Demokrasimizi, hukuk devletimizi daha da güçlendireceğiz. Birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi bozmak isteyenler bilsinler ki bunu katiyen başaramayacaklar. Karanlıktan beslenen terör örgütleri Türkiye’nin gün ışığına kavuşmasından belli ki rahatsız oluyorlar. Demokrasi, hukuk ve adaletin güçlenmesi vatandaşımızın devletiyle bütünleşmesi, belli ki belirli çevreleri rahatsız ediyor, teröristleri rahatsız ediyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, yok olmaya mahkumdurlar. 2017, Türkiye’nin terörle mücadelede mutlak bir hakimiyet sağlyacağı yıl olacaktır. Bu aziz milleti hiçbir beşeri güç ayrıştıramadı bundan sonra da ayrıştıramayacak. Millet olma vasfımızı kimse zedeleyemez. Bin yıllık kardeşlik tecrübemizi, bin yıllık dayanışma ruhumuzu hiçbir alçak girişim bozamaz. İktidarıyla, muhalefetiyle terör karşısında dimdik durduk, bundan sonra da durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BU ÜLKEDE BÜTÜN HAYAT TARZLARI, BÜTÜN İNANÇLAR, BÜTÜN DÜŞÜNCELER DEVLETİN GÜVENCESİNDEDİR”
“Masum ve savunmasız sivil insanları mutlu ve güzel anlarında katleden alçakların amacı, insanlığa korku salmak ülkemize zarar vermek” diyen Yıldırım, “Bu katilleri aramıza salanlar, bu alçakça eylemleriyle farklı yaşam tarzı üzerinden inançlar üzerinden ayrışacağımızı bekliyorlarsa boşuna hevesleniyorlar. Türkiye, bir hukuk devletidir. Bu ülkede bütün hayat tarzları, bütün inançlar, bütün düşünceler devletin güvencesindedir. Her türlü ayrımcılığı, her türlü kin ve nefret söylemini şiddetle reddediyoruz. Bizim inancımız açık ve nettir, bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. Bizler çoğulcu, demokratik hukuk düzenimizi ve sağlam toplumsal dokumuzu özenle muhafaza edeceğiz. Dünya bilmelidir ki bu alçak saldırılar karşısında millet olarak birbirimize daha fazla kenetleneceğiz, daha fazla kaynaşacağız. Uluslararası toplumdan tek bir beklentimiz var, terör işinde ikircikli davranışları bir tarafa bırakalım, hakkaniyetli olalım, Londra’yı, Paris’i, Brüksel’i, Moskova’yı, Berlin’i kana bulayan teröristlerle İstanbul, Kayseri, Ankara’yı da masum insanları katledenler aynı örgütlerdendir, aynı kaynaklardan beslenmektedir” şeklinde konuştu.
Yurtiçi ve yurtdışında terör örgütleriyle mücadelenin amansız bir şekilde sürdüğünü anlatan Yıldırım, “Karşımızda aynı merkezden yönetilen farklı örgütler var. Türkiye, bugün sadece bir terör örgütüyle mücadele etmiyor. Türkiye, 40 yıldır PKK bölücü terör örgütüyle mücadele ederken, bugün PKK’nın yanısıra DEAŞ, FETÖ, PYD, DHKP-C gibi örgütlerle de aynı anda mücadele ediyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir anda bu kadar terör örgütüyle mücadele eden hiçbir ülke yok. Bunun iyi bilinmesi lazım. Bunun sebebi ne? Bunun sebebi, emperyal hayallerin ülkemizin civarındaki komşularımız üzerindeki hesaplarıdır ve Suriye’de, Irak’ta son 5-6 yıl içerisinde yaşanan istikrarsızlık, otorite boşluğu terör örgütleri için mükemmel bir ortam oluşturmuştur. Buradan en büyük zararı gören ülke de Türkiye olmuştur. Şimdi, terörle mücadeleyi yaparken sadece yurtiçinde bu mücadeleyi yapmamız yeterli değil. Hatay’da, Kilis’te, füzeler roketler düşerken masum insanlar hayatını kaybederken neredesiniz? Niye terörle etkin mücadele etmiyorsunuz diyenler, Fırat Kalkanı ile peşlerine düşüp kendi inlerinde yok ettiğimiz zaman da bizim orada ne işimiz var diye bas bas bağırıyorlar. Bu bir muammadır. Bu bir haksızlıktır. Türkiye bugün terörü sadece kendi topraklarında değil, nerede ülkemize zarar veriyorsa, insanlarımıza zarar veriyorsa, orada bulup yok etmek kudretine sahiptir. Fırat Kalkanı ile bunu gerçekleştirmektedir” açıklamasında bulundu.

“AMACININ NE OLDUĞU ÇOK AÇIKTIR”
“İstanbul’da gerçekleştirilen terör saldırısı seçilen mekan ve zaman dikkate alındığında amacının ne olduğu çok açıktır” diyen Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu saldırıyla etnik kökenli, mezhep temelli ayrıştırmaya, kışkırtmaya yönelik ülkemizde süreç başlatılmak isteniyor. Terörün hayat biçimlerimiz üzerinden bizi ayrıştırmaya yönelik bu provakatif oyunları bizi asla yanıltmasın. Biliyoruz ki bu kirli tuzaklar toplumun sağduyusunu, kardeşliğini hedef alıyor. Caniler ve onları azmettirenler toplumsal barış ve huzurumuzu bozmaya çalışıyorlar. Onlar biliyorlar ki Ortaköy’de yüzyıllarca cami, kilise, havra, hep yanyanaydı, farklı inançtan insanlar hep birlikteydi. Biz, bir arada yaşama felsefesini yıllardır tecrübe ediyoruz. Sonsuza kadar da evrensel insani hasletlerimizi koruyacağız ve sahipleneceğiz. Yarınlarımız için hepimiz yediden yetmişe uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Her türlü ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı söylemin terörün amacına hizmet ettiğini aklımızdan çıkarmayalım. Sosyal medya üzerinden yapılan ve terörün amacına hizmet eden kışkıştırıcı paylaşımlar maalesef ülkemize kardeşliğimize zarar veriyoruz. Özellikle sosyal medya gençlerimize, kardeşlerimize buradan önemli bir uyarım var. Sosyal medya sorumsuz medya değildir. Sosyal medyada suç niteliğinde yapacağınız paylaşımlar başınıza bela olabilir ve nitekim olmaya da başlamıştır. Hiç kimsenin bir başkasının kin ve nefret duygularıyla bilenmesine motive edilmesine karşı yaptığı faaliyetin kabul edilebilir tarafı yoktur ve suçtur. Kin ve nefret söylemi, terörü açıkça övmek ve toplumda kargaşayı teşvik etmek gibi faaliyetler hukuk devletinde suçtur, cezai karşılığı vardır. Nitekim bu yönde paylaşımlar yapanlar yargı harekete geçmiş ve gerekli hukuki işlemler başlatılmıştır. O bakımdan vatandaşlarımızın ve gençlerimizin terör örgütünün oyununa alet olmamaları ve suç teşkil edecek paylaşımlarda bulunmamalarını özellikle rica ediyorum.”
(Enise Vural / İHA)

Bir ’sosyal medya’ uyarısı da Bakan Arslan’dan

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, sosyal medya provokatörleri ile ilgili, “Bu millet canı pahasına ülkesini koruyorsa, kusura bakmasın da sosyal medya üzerinden oluyor diye birilerinin yanlışlığına izin verilmez, verilmeyecektir. Yasa olarak her ne yapılması gerekirse yapılıyor, bundan sonra da yapılacaktır” dedi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Keçiören Belediye İstasyonu’nda gezerek yetkililerden son bilgileri aldı. Burada konuşan Bakan Arslan, perşembe günü 5 Ocak saat 14.00’da inşallah Keçiören Belediyesi’nin önünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımlarıyla Keçiören Metrosu’nu hizmete sokacaklarını hatırlatarak, “Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Elbette ki Ankaralıları, Keçiörenlileri kendi mutlu günlerinde sevincimizi bizimle paylaşmaya davet ediyoruz. Bugün özellikle Keçiören Belediye Başkanımız, Büyükşehir Belediye Başkanımız, kendi çalışma arkadaşlarım, müsteşarım, genel müdürümüzle birlikte bir kere daha gelelim yerinde bilgi alalım, açılış yapılmadan önce müdahale etmemiz gereken bir şey var mı? Yapmamız gereken bir şey var mı? Onu yerinde görelim diye bir kere daha özellikle de bu istasyonun çok büyük olması hasebiyle Keçiören Belediye İstasyonu’nda böyle bir inceleme yaptık. Herhangi bir aksaklığın olmadığını, herhangi bir eksikliğin olmadığını zaten gördük, Ağustos ayında test sürüşlerine Sayın Başbakanımızın katılımlarıyla başlamıştık, o günden bugüne herhangi bir aksaklık olmadan bütün sistemler 7 istasyon dahil full çalışabilecek duruma gelmiş durumda. Dolayısıyla 5’i itibariyle biz inşallah Keçiören Metrosu’nu hizmete sunmuş olacağız. Ankaralıları Şehitler İstasyonu’ndan başlayarak Atatürk Kültür Merkezi’ne kadar 9 istasyon kesintisiz götüreceğiz daha sonra da Atatürk Kültür Merkezi’nde yine Yenimahalle – Batıkent tarafından gelen raylı sistemle de entegre olacak şekilde Kızılay’a kadar taşıyacağız ancak bizim hedefimiz Atatürk Kültür Merkezi’nden Kızılay’a kadar olan bağlantıyı da kesintisiz halde yapmak ki Keçiörenli, Kızılay’a kadar aktarmasız gidebilsin. Onun da inşallah ihalesini hemen bu sene başında yapıyoruz hedefimiz yaklaşık ihale sürecinden sonra 1 ila 1,5 yılda bitirmek ki oradaki tarihi de 2018’in sonu olarak şimdiden deklare edelim. 2018’in sonunda bizim burayı Atatürk Kültür Merkezi’nden Kızılay’a bağlamış olmamız gerekiyor bununla ilgili yapılması gereken her şeyi zaten yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“İŞBİRLİĞİMİZ İNSANIMIZA HİZMET AMAÇLI KESİNLİKLE BUNDAN SONRA DA DEVAM EDECEK”
“Bir de özellikle Havalimanı-Yıldırım Beyazıt Üniversitesi-Çubuk bağlantısı çok önemli bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın talimatları var, biz onun gereğini yapıyoruz” diyen Bakan Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah bu sene onun da ihale sürecini başlatarak dolayısıyla Keçiören Metrosu’nu Çubuk’a kadar uzatmış olacağız, bunu da söyleyelim. 9 istasyon, 9 bin 220 metreden oluşan Keçiören Metrosu inşallah 5’inde açılıyor, Ankaralılara, Ankara’ya hayırlı uğurlu olsun. Üç tane metro hattını aynı anda başlatmışlardı tabii Büyükşehir Belediye imkanlarıyla üçünün birden bitirilmesinin zorluğu herkesin malumuydu dolayısıyla sonuçta başlattık bu süreçleri, üç projenin de tamamlanması adına bakanlığın belediyeye destek vermesi kararı alındıktan sonra diğer iki metro hizmete girdi, inşallah 5’inde de Keçiören Metrosu hizmete girecek. Herkes bilsin ki bizim Büyükşehir Belediye Başkanımızla olan işbirliğimiz insanımıza hizmet amaçlı kesinlikle bundan sonra da devam edecek. Biz yine Ankara’nın, Ankaralıların hizmetine birçok projeyi birlikte sunmuş olacağız.”

SOSYAL MEDYA PROVOKATÖRLERİ
Bakan Arslan bir gazetecinin, “Sosyal medya provokatörleri konusu ile ilgili devlet bir adım attı ve ‘artık burası dingonun ahırı değil, adımlar atılacak’ dedi Sayın Kurtulmuş, siz nasıl değerlendireceksiniz sosyal medya provokatörlerini? Bir kişi de Barbaros Şansal, gözaltına alındı ve Türkiye’ye getirildi. Gelişmeleri nasıl değerlendireceksiniz” soruları üzerine, “Kişi de kişiler de şunu bilmeli: Normal hayatta, normal hayat akışında her ne suç ise sosyal medyada da aynı şeyler suçtur. Yani normal hayatta bir başkasına söyleyemeyeceğiniz, sarf edemeyeceğiniz bir cümleyi ülkenin bekası, istikbali ve istiklali için sarf edemeyeceğiniz bir cümleyi sosyal medyada sarf etme özgürlüğünüz yok. İnsanlarımız şu yanılgıya düşüyorlar, sosyal medyada sarf ederim, benim yanıma kar kalır. Yok böyle bir şey. Normalde bu istasyonda sarf ettiğiniz bir lafla ilgili, ilgili merciler, güvenlik güçleri anında müdahale eder, iki saniyede sizi gözaltına alır. Sanal medyada sadece erişmesiyle ilgili erişim süreci araya girebilir ama değişen hiçbir şey yok. Normal hayatta her ne suç ise, her neyi yapmamak gerekiyorsa, her ne adabı muaşeretten ise sosyal medyada da aynı şeyler suç aynı şeyler adabı muaşerete, ülkemiz insanının kültürüne uygun olmadan yapılıyor ise onun gereği yapılır ki yapılıyor. Sayın Kurtulmuş’un dün Bakanlar Kurulu’ndan sonra yaptığı açıklama da bu yöndedir, herkesin bunu böyle bilmesi lazım, ülkemizin birliği, beraberliği, kardeşliği, bekası, istikbali ve istiklali için güvenlik güçlerimiz canlarını ortaya koyuyorlar. 15 Temmuz’da insanımız meydanlarda canlarını ortaya koydu, kimsenin bunu unutmaması lazım. Bu millet canı pahasına ülkesini koruyorsa kusura bakmasın da sosyal medya üzerinden oluyor diye birilerinin yanlışlığına izin verilmez, verilmeyecektir, yasa olarak her ne yapılması gerekirse yapılıyor, bundan sonra da yapılacaktır. Bunun böyle bilinmesinde fayda var” değerlendirmesinde bulundu.
(Goncagül Özcan / İHA)

“Bir evet oyum var, onu da vereceğim”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anayasa Komisyonunda kabul edilen, Genel Kurula geldiğinde de oralardaki değerlendirmelerde katkı sağlayacak bir tek evet oyum vardır. Onu da vereceğim. Verdiğim evet oyunu da referandumda aynen tekrarlayacağım” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin’i Fethullah Gülen adına tehdit eden ismin eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın olduğu iddialarına yönelik Bahçeli, “Sabırla beklemek lazım. FETÖ’ye yönelik davalar başlamıştır. O süreci tamamlamak ve beklemek gerekmektedir” diye konuştu.

KORUMA SAYISI ARTTI MI ?
Bir basın mensubunun, “Koruma sayınızda artış oldu mu? Sorusuna Bahçeli, “Bizim koruma sayımız şuan da sabittir. Yeni bir talepte de bulunmuyoruz. Biz yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Araçlarınızda zırh var mı? ise Bahçeli, şu cevabı verdi:
“Bizim arabalarımızda zırh yoktur. Hükümetin liderlere zırhlı araç vereceğine dair bilgiler ulaşmıştır. Ben şahsen, bir zırhlı araç ihtiyacımız olmadığını, bize yönelik böyle bir teşebbüsten vazgeçmelerini kendilerine ilettim.”

OHAL
OHAL ile ilgili Bahçeli, “Terörün kökü kazınıncaya kadar, FETÖ ile yüzleşme ve hesaplaşma bitinceye kadar OHAL’e MHP bütün gücüyle tam destek verecektir” dedi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ
“Anayasa değişikliği teklifi, 9 Ocak Pazartesi günü Genel Kurul’da görüşülmeye başlayacak. MHP içinde bazı milletvekillerinin eleştirileri var. Buna yönelik nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?” sorusuna Bahçeli şu yanıtı verdi:
“Normalde milletvekilleri düşüncelerini sizin gibi değerli basın aracılığıyla paylaşıyor. Bizde sizin aracılığınız ile öğreniyoruz. O bakımdan saygı duyuyoruz. Önümüzdeki hafta içerisinde Anayasa değişikleri gündeme geleceğini söylüyor. Anayasa Komisyonunda kabul edilen, Genel Kurula geldiğinde de oralardaki değerlendirmelerde katkı sağlayacak bir tek evet oyum vardır. Onu da vereceğim. Verdiğim evet oyunu da referandumda aynen tekrarlayacağım.”
(İHA)

“Reina katliamı aslında…”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi de içine alan Ortadoğu’daki emperyalist pis kurgunun tetikçilerinden birisi PKK-PYD ise diğerleri kesinlikle FETÖ ve IŞİD’tir. 1 Ocak 2017 Reina katliamı aslında, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının artçı sarsıntısıdır ve bunlar birbirine eklemlidir” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. İstanbul Ortaköy’de gerçekleştirilen silahlı terör saldırısına değinen Bahçeli, “Türk milletinin tarihsel varlığından rahatsız olan düşman çevreler, FETÖ’yu, IŞİD’i, PKK’yı, PYD/YPG’yi ve DHKP-C’yi infaz ve yıkım için görevlendirmişlerdir. Terör örgütlerinin kökünü kurutmak önemli olduğu kadar, bunları destekleyen, elinden tutan, besleyip palazlandıran, asıl suçlarla da yüzleşmek ve daha da ötesi hesaplaşmak mecburi hal almıştır. Meydan okumalarla hainler uslanmıyor, geri adım atmıyor. Yoğun lanetleme ve kınama açıklamaları bir işe yaramıyor. Bildik yöntemlerle, şablon politikalarla, klasikleşmiş uygulamalarla terör örgütleri durmuyor, durdurulamıyor. Bu durum karşısında terörizmi döktüğü kanda boğmak, teröristleri tümden imha etmek için ya bir yol bulmalıyız yada yeni bir yol yapmalıyız. Türkiye hainlerin kanlı eylemlerine mahkum değildir. Ödediğimiz bedeller çok ağırdır. Bu dar boğazdan çıkmalıyız. Bu oyunu hep birlikte bozmak durumundayız. Terörizmi yok etmek dışında ikinci bir seçeneğimiz yoktur. Bu ancak yeni bir milli mücadele ruhu ile başarılabilecektir” diye konuştu.

“BU TERÖRİST SALDIRININ EL-BAB KUŞATMASI İLE BAĞI OLDUĞU KADAR…”
Reina saldırısının, sözün ve insanlığın bittiği nokta olduğunu kaydeden Bahçeli, “Ülkemizde misafir bulunuyorken bir katilin silahından çıkan kurşunlarla hayatlarını kaybeden yabancı uyruklu insanların ülkelerine ve ailelerine taziyelerimi bildiriyorum. Kamuoyuna yansıyan bilgi ve bulgulara bakarsak, Reina saldırısını profesyonel bir katil göstere göstere adeta elini kolunu sallayarak gerçekleştirmiştir. Katliamın 7 dakika sürdüğü, ardından caninin kıyafetini değiştirip 13 dakika mutfakta saklandığı ve ardından kayıplara karıştığı iddia edilmektedir. Yabancı bir haber ajansının verdiği bilgileri göre, Reina saldırısını IŞİD üstlenmiştir. Teröristin eşgali belirlenmiş, parmak izi tespit edilmiş, bağlantıları ve uyruğu hakkında bilgilere ulaşılmış olsa da, henüz kendisi ele geçirilememiştir. Bu terörist saldırının El-Bab kuşatması ile bağı olduğu kadar, Türkiye-Rusya-İran arasında Suriye’de hayata geçirilen ateşkes sürecinin ve yeni baştan kurulma çabası gösterilen bölgesel dengelerin payı vardır ve bu çok açıktır. Türkiye’yi de içine alan Ortadoğu’daki emperyalist pis kurgunun tetikçilerinden birisi PKK-PYD ise diğerleri kesinlikle FETÖ ve IŞİD’tir. 1 Ocak 2017 Reina katliamı aslında, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının artçı sarsıntısıdır ve bunlar birbirine eklemlidir. Rakka, Kandil, Kobani ve Pensilvanya arasında çoktan kurulmuş ve düğümü uzun süre önce atılmış terörizm işbirliğine kimlerin mimarlık yaptığı gizlenemeyecek kadar nettir” ifadelerini kullandı.
(İHA)

Erdoğan 3 lider ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı kaynakları Ürdün Kralı 2. Abdullah, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un İstanbul’daki terör saldırısı nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve onun şahsında tüm Türk halkına taziyelerini ilettiklerini belirtti. Saldırıyı kınayan her üç liderin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’nin yanında olduklarını vurguladıkları kaydedildi.
(Derya Yetim / İHA)

Kurtulmuş: “Ayaklarını denk alsınlar”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin sadece sahada görülen üç beş baldırı çıplak militanla uğraşmadığını, arkalarındaki sofistike mekanizma ile mücadele ettiğini belirtti.
Kurtulmuş, terör saldırıları sonrasında sosyal medya üzerinden yapılan propagandalara dikkat çekerek, sosyal medyada terör örgütlerine ve amaçlarına destek olanların ayaklarını denk almasını söyledi. 
Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği basın toplantısında terör saldırıları sonrasında sosyal medyada yapılan propagandalara dikkat çeken Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Üç beş tane sosyal medya trolü bu memleketin arasına fitne fesat soksun diye onlara seyirci kalacak değiliz” dedi. “PKK’nın, TAK’ın, DEAŞ’ın ve diğer terör örgütlerinin istedikleri şekilde sosyal medyayı kullanan, içeriden ve dışarıdan yönetilen medya hesapları ile ilgili olarak sosyal medya servis sağlayıcıları ile çok yakın bir diyalog geliştirdik” diyen Kurtulmuş, yapılan işbirliği sayesinde de terör örgütlerine destek sağlayan sosyal medya hesaplarının kapatılması konusunda önemli adımlar atıldığını söyledi.

“OHAL GEREKTİĞİ KADAR DEVAM EDECEKTİR”
OHAL sürecine ilişkin Bakanlar Kurulunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını belirten Kurtulmuş, yeni KHK’lar ile ilgili çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Kurtulmuş, “OHAL laf olsun diye çıkartılmış bir karar değildir. İhtiyaca binaen çıkartılmıştır. Türkiye’nin bu kadar terör saldırıları ile karşı karşıya olduğu bir dönemde FETÖ’nün devlete sızma teşebbüslerinin bertaraf edilmesi zorunlulukları da göz önünde bulundurulursa OHAL gerektiği kadar devam edecektir. Bizde isteriz ki OHAL yarın sabah kalksın. Bunlar bugünkü Bakanlar Kuruluna gelmedi” dedi.

“SAHADA GÖRDÜĞÜNÜZ ÜÇ BEŞ TANE BALDIRI ÇIPLAK MİLİTANLA UĞRAŞMIYORSUNUZ”
İstanbul saldırısında hayatını kaybedenlerin sivil şehit sayılması konusunun Bakanlar Kurulu gündemine gelmediğini belirten Kurtulmuş, “Bu terör saldırıları ile ilgili bir yasa var. Bu konu gündeme gelmedi, gündeme gelirse gerekirse tartışılır” diye konuştu.
Bakanlar Kurulunda yapılan güvenlik sunumunda son zamanlarda önlenen 248’e yakın saldırıdan bahsedildiğini kaydeden Kurtulmuş, “Çok sayıda saldırıyı önlüyorsunuz ama önleyemediğiniz zaman ortaya son derece vahim bir tablo çıkıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz sadece terör saldırısı sonrasında değil, her gün ‘acaba bundan sonra terör örgütleri nereden nasıl saldırır’ diyerek güvenlik parametrelerini gözden geçiriyorlar. Zor bir süreç, titizlikle çalışılıyor. Sonuç itibariyle de bu terör örgütlerine karşı üstün gelmek için elimizden gelen her türlü gücü ortaya koyuyoruz” dedi.
Yapılan terör saldırılarının farklılıklarına işaret eden Kurtulmuş, “Bütün işi bu olan yüzlerce arkadaşımız sabahtan akşama kadar bütün mesailerini veriyorlar. En küçük bir açık vermemek için gayret sarf ediyorlar. Biz bazı şeyleri söylerken laf olsun diye söylemiyoruz. Terör örgütlerinin arkasında bulunanlar, bunlara destek verenler, lojistik destek verenler, istihbarat sağlayanlar, silah verenler bir hafta terör örgütlerinin arkasında durmasınlar dünyadaki bütün terör örgütleri çöker. DEAŞ’ı da, PKK’yı da bunun içine koyuyorum. Sahada gördüğünüz üç beş tane baldırı çıplak militanla uğraşmıyorsunuz, bunların arkasındaki son derece süzme, sofistike bir mekanizma ile mücadele ediyorsunuz. Yeri geldiği zaman dost gibi görünüyor, yeri geldiği zaman teröre karşı sizden daha fazla ahkam kesiyor ama bakıyorsunuz ki bir takım destekleri bu örgütlere veriyor. Gelin bu çifte standartlı davranışı bir tarafa bırakalım. Bizim canımız yanıyor, biz istemez miydik 2017’ye şen şakrak girmeyi. 2016’daki karanlık tabloları geride bırakmış olarak neşe ile 2017’ye girmek bu milletin hakkı değil miydi. Herkes samimi olsun, aklını başına toplasın. Hiç kimse terör örgütlerine destek vermek gibi bir yanlışın içinde olmasın ve teröre karşı uluslararası camia ortak bir şekilde mücadele etme becerisini ortaya koysun” şeklinde konuştu.

“ÜÇ BEŞ TANE SOSYAL MEDYA TROLÜ BU MEMLEKETİN ARASINA FİTNE FESAT SOKSUN DİYE ONLARA SEYİRCİ KALACAK DEĞİLİZ”
İstanbul’daki terör saldırısına ilişkin sosyal medya üzerinde yapılan propagandaların sorulması üzerine Kurtulmuş, daha önceki konuşmasında söylediği ve bazılarının yanlış anladığı “Sosyal medya sorumsuzca yayın yapılacak bir alan değildir. Sosyal medyada terör örgütlerine destek olan, terör örgütlerinin ortaya koymaya çalıştığı amaçlara destek olanlar ayaklarını denk alsınlar” sözünü hatırlatarak, “Ne kadar haklı olduğumu Ortaköy saldırısından sonra gördük” dedi. 
Sosyal medyanın büyük bir nimet olduğunu kaydeden Kurulmuş, “Sosyal medyanın milli menfaatlerimiz, kardeşliğimiz, beraberliğimiz, Türkiye’nin geleceğini daha iyi yapabilmek için kullanabileceğimiz bir alan olarak görmemiz lazım. Beyler oturdukları masaların üzerinden tehdit ediyor, hayat tarzı üzerinden bir şeyler söylüyor. DEAŞ’ta tam bunu istiyor zaten. Bununla ilgili olarak provokatif olarak kullanılan bütün sosyal medya hesaplarını takip ediyoruz. Burası Dingo’nun ahırı değildir. Bu aziz vatanı biz yolda bulmadık. Üç beş tane sosyal medya trolü bu memleketin arasına fitne fesat soksun diye onlara seyirci kalacak değiliz. Bundan da alınan olursa alınmaya devam etsinler” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, Beşiktaş, Kayseri, Ortaköy saldırıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerinde tahkikatların yapıldığını, 347 sosyal medya hesabının, milletin arasına düşmanlık tohumları ekecek çerçevede görüldüğü için soruşturma başlatıldığını, 92 kişi hakkında da işlem yapılarak gerekli yerlere çıkartıldıklarını belirtti. Kurtulmuş, “Bu süreçlerde PKK’nın, TAK’ın, DEAŞ’ın ve diğer terör örgütlerinin istedikleri şekilde sosyal medyayı kullanan, içeriden ve dışarıdan yönetilen medya hesapları ile ilgili olarak sosyal medya servis sağlayıcıları ile çok yakın bir diyalog geliştirdik. Onlarla yapılan işbirliği sayesinde de terör örgütlerine destek sağlayan sosyal medya hesaplarının kapatılması konusunda önemli adımlar attık. Çok sayıda trol, sosyal medya fenomeni kasıtlı olarak bu alanı köpürtmekte, burada düşmanlıkların önünü açacak işler yapmaktadır. Bunları takip ediyoruz, yapanlardan da mahkemeler hesap soracaktır” açıklamasında bulundu.
(Derya Yetim /İHA)

“Sosyal medya dingonun ahırı değil”

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Sosyal medya nimettir ama milli menfaatlerimiz, kardeşliğimiz için kullanabileceğimiz alan olarak görmemeliyiz. Burası dingonun ahırı değildir” dedi.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlediği basın toplantısında 2017 yılının ilk saatlerinde İstanbul’da yaşanan terör saldırısı soruşturmasına ilişkin bilgi verdi. Kurtulmuş, “Çok zor bir soruşturma. Çok titizlikle sürdürülmesi gereken bir soruşturma. Bir kelime dahi fazla bilgi verilecek bir soruşturma değildir. 8 kişi gözaltındadır. Teröristle ilgili ipuçları ve eşkali ile ilgili verilere ulaşılmıştır. Bundan sonraki süreçte hızla kimlik tespitinin yapılmasına gidilecektir. Ümit ediyoruz ki sadece terörist değil varsa başka bağlantıları, o anda içeride ya da dışarıda destek vermiş olanlar varsa, onlar ve arkasındaki güçleri ortaya çıkartmamız mümkün olur” dedi.

“2017’DE DE NEREDE OLURSANIZ OLUN İNLERİNİZE GERECEĞİZ”
Kurtulmuş, hain saldırının niteliği itibariyle önceki saldırılardan önemli derecede farklılıklar gösterdiğini belirtti. Saldırının üç önemli özelliğine dikkat çeken Kurtulmuş, “Birincisi, 2017 yılının ilk saatlerinde böyle bir saldırının yapılmış olmasının verdiği önemli bir mesaj var. 2016 Türkiye için zor bir yıl oldu. Bölgemiz için zor bir yıl oldu. Bütün terör örgütleri eşzamanlı olarak arkalarındaki stratejik ittifaklarını da kullanarak 2016 yılında Türkiye’ye karşı çok sayıda terör eylemi gerçekleştirdi. Milletçe ‘2017 yılı geliyor, güzel günler gelecek, Türkiye 2017’yi daha güzel geçirecek’ diye ümit ve temenni ettiğimiz bir anda maalesef bu hain saldırıyı yaparak ‘2017’de de Türkiye’nin başına bela olmaya devam edeceğiz’ mesajını vermek istiyorlar. Bizde onlara 2017’de de nerede olursanız olun inlerinize gereceğiz, terör örgütleri arasında fark gözetmeksizin hepsini elimizdeki milli kapasitemizle hepsine diz çöktüreceğiz. İkincisi, Türkiye’nin sınır dışı operasyonlarına verilen bir mesajdır. Başarılı bir şekilde Suriye’de yürütülen operasyonlar hem terör örgütlerini hem de terör örgütlerini taşeron olarak kullananları rahatsız ettiği anlaşılıyor. Özellikle son zamanlardaki sahadaki başarımızı hazmedemeyen güçlerin bu terör eylemini yönlendirdiği anlaşılıyor. Hangi planı yaparsanız yapın Türkiye teröre karşı hem sınır içinde hem de sınır dışında her türlü tedbiri almaya muktedirdir ve sınır dışındaki operasyonlarını da terör örgütlerinden Türkiye’ye karşı hiçbir zarar gelmeyecek noktaya gelene kadar sürdürmekte kararlıdır. Cerablus, El Bab, Membiç, nereye kadar giderse, bütün bu terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı tehdit olmaktan çıkartıldığı noktaya kadar kararlılıkla sınır dışı operasyonlarımızı, Fırat Kalkanı Harekatı’na devam edeceğiz. Üçüncü mesele ise bu terör eylemi ile birlikte Türkiye’de halkımız arasında hayat tarzı farklılıkları üzerinden, inanç farklılıkları üzerinden, mezhepler, meşrepler üzerinden bir takım ayrışmaları ortaya koymaya çalışıyorlar. Bir kısmı da sosyal medya üzerinden yapılan şuursuz, dengesiz propagandalarla Türkiye’de halkın arasını açmaya çalışıyorlar. Bu milletin tamamına yakını bu konuda son derece şuurludur, tecrübelidir, terörün dininin, imanının, aklının ve vicdanının olmadığını bilir. Terör örgütleri kime saldırırsa saldırsın, saldıranın mezhebi, meşrebi ne olursa olsun aslında saldırılarının insanlık, Müslümanlık olduğunun, bu toprakların birikiminin olduğunun farkındadır. O akşam saldırıyı yapanların ve arkasındaki güçlerin herhangi bir dini motivasyona sahip örgütü işaret ediyor olması bu meselenin Müslümanlıkla bir ilgisi olduğu anlamına gelmez. Müslümanlık barış dinidir” diye konuştu.

“TÜRKİYE BU HAİN SALDIRILARA PABUÇ BIRAKMAYACAKTIR”
herkesin uyanık olması gerektiğini belirten ve halkın arasına sokulmaya çalışılan nifaka dikkat çeken Kurtulmuş, terör mağdurlarının dininin diyanetinin önemi olmadığını, hepsinin masum insanlar olduğunu kaydetti. “Türkiye bu hain saldırılara pabuç bırakmayacaktır” ifadesini kullanan Kurtulmuş, milletin teröre karşı yekvücut olması gerektiğinin altını çizdi. Kurtulmuş, “Bu hainlerin hepsini bir ve beraber oldukları, aynı karanlık odalardan yönetilen bir takım köleler olduklarının bilinci ile teröre karşı hep beraber olacağız. Aramızda şuursuzca, belki bir kısmı da kasıtlı bir şekilde hayat tarzları üzerinden milletimizi bölmeye çalışanlara asla prim vermememiz gerektiğini ifade ediyorum. Terörde bu kadar anı yanmış bir ülkenin mensupları olarak şunu söylemek hakkımızdır, artık uluslararası camia terörün karşısında çifte standartlı davranmayı bırakmalıdır. Her terör saldırısı sonrasında timsahın gözyaşları mesafesindeki bir takım taziye dileklerinin hiçbir anlam ifade etmediğini söylemek isterim. Bu terör örgütlerinin bu kadar büyük silah, istihbarat, lojistik ve siyasi destekleri almaya devam ettiği sürece değil Türkiye dünyanın hiçbir ülkesi terör saldırılarından korunmuş olmayacaktır. Eğer samimiysek terörün dünyada bir küresel tehdit olmaktan çıkmasını istiyorsak uluslararası camianın güçleri hep beraber olalım. Bütün terör örgütlerini bir vekalet savaşının aracı olmaktan vazgeçerek bir kenara bırakalım ve terör örgütlerine karşı ortak bir mücadele verelim. Bu Türkiye olarak son derece zorunlu olan bir çağrımızdır. Siyasi farlılıkları, hayat tarzları, dinleri ne olursa olsun herkese bir çağrıda bulunuyoruz. Gelin insanlık cephesinde, ortak bir cephede buluşalım. ‘Ama’, ‘fakat’ demeden, terörün türlerine ayırmadan insanlık cephesinde buluşalım” şeklinde konuştu.
Her şeye rağmen 2017’nin Türkiye için barış, huzur yılı olmasını temenni eden Kurtulmuş, Türkiye’nin bütün zorlukları geride bırakacağını ve yoluna devam edeceğini söyledi. Kurtulmuş, 2017 yılında Türkiye’nin terör örgütlerinin tamamıyla eşzamanlı mücadeleyi sürdüreceğini, Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere ortaya koymaya başladığı Ortadoğu’daki yeni barış inisiyatiflerini geliştirmeye devam edeceğini kaydetti. Irak hükümeti ile yeni bir dönemin başlatıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, “Cumhurbaşkanımızın Irak Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesi ile birlikte aynı Rusya ilişkilerinde olduğu gibi kopma noktasına gelmiş olan Türkiye-Irak ilişkileri yeniden başlatılmıştır. Bugünlerde Sayın Başbakanımız Irak’a resmi bir ziyarette bulunacak, iki ülke arasındaki meseleler ve özellikle Irak’ta teröre karşı ortak mücadele, bu mücadele kapsamında da Irak’ın geleceğinin bundan sonra nasıl olması gerektiği ele alınacaktır. Irak’ta da yeni bir barış perspektifi kapıdadır. Türkiye çevresindeki bütün bu sorunları birer birer çözecek ve yoluna devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Türkiye ekonomisinin her türlü saldırılara, provokasyonlara rağmen güçlenerek yoluna devam etmesinin sağlanacağını belirten Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinin üretim gücünü artıracak olan bütün tedbirler alınmıştır, bunların uygulamasında gerekli olan adımlar atılıyor. Başta KOBİ’ler olmak üzere bu memlekette üretime katkıda bulunan her vatandaşımıza devlet olarak destek olmayı sürdüreceğiz” dedi.
Türkiye’de 2017 yılının temel meselelerinden birisi olan anayasal reform sürecinin önemli bir adımı olan Cumhurbaşkanlığı meselesinin Meclise getirilmesi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Bu hafta içinde Mecliste komisyondan geçmiş olan anayasa teklifi Genel Kurula gelecek, oylama süreci başlayacak, Meclis görüşmeleri tamamlanarak milletimizin reyine müracaat edilecek. Böylece senelerdir konuştuğumuz Türkiye’de yeni bir anayasa ihtiyacı, etkin bir yönetim modelinin kurulması yönündeki tarihi adımlardan birisini atmış olacağız. Türkiye’de anayasal reform konusunda bütün işlerimizi yaptık, bitirdik anlamı çıkmayacaktır. Bundan sonraki süreçte Türkiye’de 12 Eylül rejiminin darbeci anayasa mantığını geride bırakacak iyileştirmeleri, anayasa başta olmak üzere, siyasi partiler yasası, seçim yasası, Meclis İçtüzüğü gibi ana metinlerde de demokratikleşme süreçleri sürdürülecektir” diye konuştu.

“DİNGONUN AHIRI DEĞİL”
Sosyal medya uyarısında bulunan Kurtulmuş, “Sosyal medya nimettir ama milli menfaatlerimiz, kardeşliğimiz için kullanabileceğimiz alan olarak görmemeliyiz. Yaşam tarzı eleştirileri teröre hizmet eder. Öteki hayat tarzı üzerinden biri bir şey diyor, diğeri aynısını yapıyor. DEAŞ da bunu istiyor zaten. Burası dingonun ahırı değildir. Beşiktaş saldırısı, Ortaköy saldırısıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığımızın ilgili 347 sosyal medya hesabı milletin arasında düşmanlık tohumları ekecek çerçevede görüldüğü için soruşturma başlatıldı. 92 kişi hakkında işlem yapıldı” dedi.
(MUSA ERDOĞAN /İHA)

Başbakanlık: O paylaşımlarla ilgili yasal süreç başlatıldı

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, sosyal medyada halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek paylaşımlar yapanlar hakkında yasal süreçlerin başladığı ifade edildi.
Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “31 Aralık gecesi İstanbul’da meydana gelen menfur saldırı sonrası ne yazık ki, sosyal medyada birtakım ayrımcılık içeren paylaşımlara yer verildiği görülmektedir. Değerler ve yaşam tarzları üzerinden yapılan eleştirilerin, kutuplaşmaya sevk edici paylaşımların teröre hizmet edeceği unutulmamalıdır. Milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu şu günlerde, terör eylemlerini haklı gösterebilecek bu tür söylemler tehlikeli birer tuzaktır. Beka mücadelesi verdiğimiz şu günlerde kurulan bu ucuz tuzaklara karşı vatandaşlarımızın duyarlı olması gerekmektedir. Ülkemizin ve milletimizin menfaatleriyle bağdaşmayan bu tür paylaşımlar aynı zamanda suç teşkil edebilecektir. Halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek bu paylaşımları yapanlarla ilgili yasal süreçlerin başladığını kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.
(İHA)

Erdoğan hayranı engelli Gülşah’ın hayali gerçek oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmini çizerek sosyal medyada paylaşan engelli Gülşah Yağmur Yazıcı’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.
Ailesi ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gelen Gülşah Yağmur Yazıcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı bir resmi hediye etti. Erdoğan, kendisini ziyarete gelen Gülşah ile sohbet ederek şakalaştı. Erdoğan, “Engellinin elinden bu kadar gelir. Cumhurbaşkanım resmimi görür inşallah. Sizi çok seviyorum” ifadelerini kullanarak kendi çizdiği resmi paylaşan Gülşah’a cevap olarak resmi hesabından, “Çok teşekkür ederim sevgili Gülşah. Senin gibi güzel yürekli bir kızımızı bir inşallah Külliyede misafir etmek isterim” şeklinde cevap vermiş, ardından da telefonla arayarak konuşmuş
(Derya Yetim / İHA)

Görüşmede ’Kıbrıs müzakereleri’ konuşuldu

Başbakan Binali Yıldırım ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Hüseyin Özgürgün arasındaki görüşmede, iki ülke arasındaki işbirliği ile Kıbrıs müzakereleri ele alındı.
Başbakan Yıldırım, KKTC Başbakanı Özgürgün ile Çankaya Köşkündeki makamında bir görüşme gerçekleştirdi. Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre görüşmede, Türkiye ve KKTC arasında geniş bir alana yayılan işbirliği ve münasebetler ile Kıbrıs’ta müzakere sürecinde gelinen aşamaya dair kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu.
Başbakan Yıldırım, garantör ülkelerden biri olarak Türkiye’nin önemli bir aşamaya ulaşan müzakereler sonucunda adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşılmasına büyük önem atfettiğini, müzakerelerin bu çerçevede sonuçlanması amacıyla KKTC’ye bugüne kadar verilen desteğin bundan sonra da sürdürüleceğini ifade etti.
KKTC Başbakanı Özgürgün ise Türkiye’nin KKTC’ye her alanda verdiği destek için teşekkür ederek, Türkiye ile Ada’daki müzakerelere dair diyaloğu önümüzdeki dönemde de devam ettireceklerini ifade etti. Görüşmede, Türkiye ve KKTC arasındaki işbirliği projeleri ele alınarak, Başbakan Yıldırım ve Başbakan Özgürgün sözkonusu projeleri daha da ileri bir aşamaya taşımak için ortak çabaları sürdürme konusunda mutabık kaldı.
(Pelin Üzek / İHA)

“CHP mal bulmuş mağribi gibi”

AK Parti MKYK Üyesi Murat Baybatur, CHP’nin İstanbul’daki terör saldırısı sonrası takındığı tutuma ilişkin, “Bu referandum sürecine giderken CHP mal bulmuş mağribi gibi davranıp ‘nasıl gererim, nasıl bu süreci sabote ederim, hepimizin ortak acısından nasıl rant devşiririm’ derdi içindedir” dedi.
AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Murat Baybatur, AK Parti İl Başkanlığına atanan Berk Mersinli’ye yaptığı hayırlı olsun ziyaretinde İstanbul Reina’daki terör saldırısının ardından CHP’nin eleştirilerine, “CHP’nin eski hastalıkları nüksediyor” diyen Baybatur, “Terör camide, okulda olsun bizim için fark etmiyor. Şucu bucu olması da önemli değil. CHP’nin eleştirileri kasıtlı ifadelerdir. Bu referandum sürecine giderken CHP mal bulmuş mağribi gibi davranıp ‘nasıl gererim, nasıl bu süreci sabote ederim, hepimizin ortak acısından nasıl rant devşiririm’ derdi içindedir” dedi.

“TERÖR TERÖRDÜR”
CHP’lilerin ‘Noel ile ilgili yapılan açıklamalar saldırıya zemin hazırladı’ yönündeki eleştirilerine yanıt veren AK Partili Baybatur, “İstanbul’da bir eğlence mekanında hain bir terör saldırısı oldu. Bunların içerisinde bizim kendi vatandaşlarımız olmakla beraber yabancılar da vardı. Yapılan saldırıyı nefretle kınıyoruz. Böyle bir şeyi zinhar kabul edemeyiz. İkincisi muhalefet partisinin ifade ettiği bir eğlence mekanının bu şekilde saldırıya uğraması, Noel’den dolayı bunun yapılması bu ülkede bizlerin de kabul etmediği bir husustur. Terör camide, okulda olsun bizim için fark etmiyor. Terör terördür. Terörü yapanın şucu bucu olması da önemli değil. Terörü yapmış olan insanlar, günahsız insanlara bu şekilde haince saldırması bizim için teröristtir. Dünya literatüründe de böyledir. Ha eğlence mekanı ha okula yapılmış hiç fark etmiyor bizim için. Bizim için hepsi aynıdır” diye konuştu.

‘MAL BULMUŞ MAĞRİBİ’ BENZETMESİ
Cumhuriyet Halk Partisi yetkililerinin bu şekilde ifadeler kullanmasının kasıtlı olduğunu kaydeden Baybatur şunları söyledi:
“Bundan önce de saldırılar oldu, İstanbul’da, Kayseri’de oldu, polisimize oldu, askerimize oldu, vatandaşlarımıza oldu. Bununla alakalı biz şundan dolayı bundan dolayı diyerek ayrım içine düşmedik. Bu tehlikeli bir ifadedir. CHP’nin eski hastalıkları, özellikle bu referandum sürecinin gündeme gelmesi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin tek başına iktidar şeklindeki gayretimizden sonra CHP’nin Anayasa komisyonundaki tavırlarını zaten görüyoruz. Padişahlara küfrediyorlar, DHKPC’lilerin marşlarını söylüyorlar. Grup başkanvekilleri milletvekillerine su fırlatıyor, hakaret ediyor, çok amiyane tabirle resmen sövüyor. Bu referandum sürecine giderken bu tip olaylardan dolayı, CHP mal bulmuş Mağribi gibi davranıp ‘nasıl gererim, nasıl bu süreci sabote ederim, hepimizin ortak acısından nasıl kendime bir rant devşiririm’ derdi içindedir. Noel’den dolayı, şundan dolayı, yaşam tarzından dolayı gibi kesinlikle alakası yok. Terör saldırıları bir süreden beridir ülkemizde hem askerimize, hem polisimize hem sivil vatandaşlarımıza yönelik ne yazık ki devam ediyor. İnşallah hükümetimizin dirayetiyle bunları da bertaraf edeceğiz. Eğlence mekanında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. 78 milyon biriz. Bir vatandaşımızın dahi terör saldırısından dolayı zarar görmüş olması hepimizi derinden üzüyor. Bizim için ırkı, milliyeti, mezhebi, meşrebi önemli değil. Önemli olan bu milletin evladı olmasıdır, bu toprakların çocuğu olmasıdır.”
(Sadık Cangel / İHA)

2017 yılının ilk Bakanlar Kurulu Beştepe’de toplanacak

2017 yılının ilk Bakanlar Kurulu toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılacak.
Yeni yılın ilk Bakanlar Kuruluna Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık edecek. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde saat 14.00’de başlayacak toplantının ana gündem maddesi yurt içi ve yurt dışında yürütülen terörle mücadele çalışmaları olacak. Suriye’de DEAŞ ve diğer terör örgütlerine yönelik yürütülen Fırat Kalkanı Harekatına ilişkin detaylar toplantıda masaya yatırılacak. Yurt içindeki terör olayları da toplantının gündeminde ilk sıralarda yer alacak.
(Derya Yetim / İHA)

İsmail Kahraman’ın sağlık durumuna ilişkin açıklama

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın yoğun bakım ünitesinden çıkartıldığı açıklandı.
TBMM Başkanı Kahraman’ın tedavisinin devam ettiği Güven Hastanesinden yapılan açıklamada, “Ameliyat sonrası üçüncü gününde Yoğun Bakım Ünitesi’nde izlemine devam edilmekte olan TBMM Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’ın genel durumu iyi seyretmektedir. Bu sabah yapılan tıbbi konseyde Yoğun Bakım Ünitesi’nden çıkarılarak, takip ve tedavisine normal serviste devam edilmesinin uygun olduğuna karar verilmiştir. Hastanın sağlığı açısından ziyaretçi kabul edilmemektedir” denildi.
(Goncagül Özcan /İHA)