Safer Ayı Başlangıcı, ibadetleri ve bela, felaket rivayetleri

Safer Ayı ne zaman başlar?

Muharrem ayından sonra gelen İslami ayların 2.’si Safer Ayı’dır. Belaların 1.kat semaya indiği felaket ayı, bela ayı olarak da anılır.2016 senesinde miladi takvimdeki karşılığı 1 Kasım 2016 Cuma günü dür. Safer ayı sonu (son günü) 30 Kasım 2016 Çarşamba günüdür. Efendimiz SAV bu ayda ölüm hastalığına tutulmuştur.

BU RİVAYETE GÖRE;

Safer ayında Levhi Mahfuz’dan birinci kat semaya 320.000 bela inmektedir. Bu belalar ve kazalar sene içine yayılmaktadır. Bir dahaki safer ayına kadar bu 320.000 beladan birinin size isabet etmesinden korunmak isterseniz, aşağıda tarif edilen namazları kılınız, tesbihatları yapınız. Aile efradınıza ve çevrenize de tavsiye ediniz. Bu namazları kılanların, bir dahaki sene aynı güne kadar (üzerine kat’i yazılmış yani ALLAH’ın Teâlâ’nın C.C., senin üzerinde gerçekleşmesine kesin hüküm verdiği kazalar müstesna) kazalardan korunacağı rivayeti vardır.

ÖNEMLI!-Bu rivayete inanıp inanmamak ve bu belalardan korunmak için tavsiye edilen ibadetleri yapıp yapmamak herkesin kendi tasarrufundadır. Herkes dinini ve ibadetini kendi isteği doğrultusunda yaşamakta özgürdür.

Yapılması Önerilen İbadetler:

  • Sefer ayı boyunca her gün aşağıdaki dua en az bir kere okunmalıdır:

” ALLAHÜMME BARİK LENA Fİ ŞEHR-İ SAFER VAHTİM LENA BİSSAADETİ VEZZAFER.

  • Safer ayının ilk ve son çarşamba gününün gecesinde, yani salı gecesi kılınacak namaz:

(İSLÂM’da gece günden önce gelir. Yani Cuma günü, Perşembe Günü akşam ezanı okunduğunda giriyor)

1 Rekât : Fatiha’dan Sonra ; 17 Kevser Sûresi
2 Rekât : Fatiha’dan Sonda; 5 İhlâs Sûresi
3 Rekât : Fatiha’dan Sonra ; 1 Felâk Sûresi
4 Rekât : Fatiha’dan Sonra ; 1 Nâs Sûresi

Selam verdikten sonra:

7 defa “Estağfirullah El Azimé

11 defa “Salat-i Müncine (Salaten Tüncina) duası okunur.

SALATEN TÜNCİNA DUASI:

“Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî’il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi’s-seyyiât ve terfe’unâ bihâ a’lâ’d-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ’l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî’l-hayâti ve ba’del-memât birahmetike Yâ erhame’r-rahimîn.”

Namaz sonrası okunacak dua:

“Hasbünallahü ve nimel vekil nimel Mevla ve nimennasir” denilip “İnneke ala külli şey’in Kadir.”denilir.. Bundan sonra;

” Ya Rabbi, beni ve aile efradımı ve bi cümle mü’mini afat-ı semaviye ve aradiyyelerden (yer ve gök afetlerinden) ve cemi belalardan muhafaza eyle” diye dua edilir..

  • Safer ayının ilk ve son çarşamba günü, öğlen ve ikindi namazı    arasında kılınacak namaz:

1 Rekât : Fatiha’dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2 Rekât : Fatiha’dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi

Bu namazdan sonra 100 kere “Yâ dâfia’l-belâyâ, idfâ anna’l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü’r-Râhimin, inneke alâ külli şey’in kadir”okunmalı ve dua edilmelidir.

  • Yine Korunmak için;

*Ayet-el Kûrsi:
Evden çıkarken ve eve girerken Ayet-el Kûrsi okunmalıdır: Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir. Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi ‘yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.

  • Evden çıkarken üç kere: “BİSMİLLAHİ HASBİYALLAHİ LAİLAHE İLLA HÛ ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBİL ARŞİL AZİYM” söylenmelidir.
  • Bu ay bol bol sadaka verilmelidir..

(BU YAZI ALINTILARDAN DERLENMİŞTİR)

……………………………………………………………………………………………………………………..

SAFER AYININ UĞURSUZ SAYILMA GEREKÇELERİNE VE BU DÜŞÜNCENİN YERSİZ OLDUĞUNA DAİR BİR BAŞKA GÖRÜŞ: 

Soru: Safer ayına girmiş bulunuyoruz. Safer ayı, bazı felâketlerin sıklaştığı bir zaman dilimi, binaenaleyh uğursuz bir ay olduğu söyleniyor. Bu hususta bir açıklama yapar mısınız?

Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Safer, kameri ayların ikincisinin adıdır. Resmi vesikalarla hususî mektuplarda ve takvimlerde “Saferu’l-hayr” şeklinde yazılır ve (s) rumuzuyla gösterilirdi. Bilindiği gibi kamer (ay)ın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına “kamerî aylar” denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîu’l-evvel, Rebîu’l-ahir, Cemaziye’l-evvel, Cemaziye’l-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Bu hususta Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

Hakikatte ayların sayısı ALLAH katında, ALLAH’ın kitabında -ta gökler ve yeri yarattığı günden beri- on iki aydır. Onlardan dördü haram olanlardır. İşte bu, en doğru hesaptır. O halde bilhassa bunlarda, o haram aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Bununla beraber müşrikler sizinle nasıl topyekûn harb ederlerse, siz de onlarla topyekûn harb ediniz. Bilin ki ALLAH, haramlardan, fenalıklardan sakınanlarla beraberdir.” (Tevbe Sûresi: 36)

Ebû Bekre (R.A.)den rivayete göre, Veda haccında okuduğu hutbesinde:

Takvim düzeni açısından zaman, ALLAH’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki ilk durumuna dönmüştür. Artık sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü peşi peşinedir ki, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cemaziye’l-âhir ile Şaban arasında yer alan Müdar’in Receb’idir.” (Buhari, Tefsir (9) 8, Bed’ül’l-Halk: 2, Megazi: 77, Edahi: 5, Tevhid: 24, Müslim, Kasame: 29, Ebu Davud, Menasik: 67, Ahmet b. Hanbel, 4/37,73) buyuran Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz haram ayların: “Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb” ayları olduğunu belirtmiştir. Araplar daha İslâmiyet gelmeden önce Haram ay denilen bu ayları kutsal tanır ve bu aylarda savaştan, yağmacılıktan kaçınırlardı.

Çünkü müşrik de olsalar, inanç ve yaşantılarında “Hak Din”den kalıntılar vardı. Haram aylara hürmet, Kâbe’yi tavaf etmek ve hac yapmak gibi. Tabii bütün bunlar da tahrif edilerek, aslından uzaklaştırarak yapıyorlardı. Aslında bütün batıl dinler, hep “Hak Din”den uzaklaşma neticesinde oluşmuşlardır. Hiçbir batıl din, birileri tarafından kurulmamıştır. Bu bakımdan dinimizi, olduğu gibi dosdoğru öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindeyiz.

Araplar her yıl kendi adetlerine göre gelip hacceder, ALLAH’a iman ile putlara tapmayı birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz garip bir inanç sistemi meydana getirirlerdi. Ama her şeye rağmen mal ve can güvenliği yoktu. Mekke’ye hac mevsiminde gelebilmek bile başlı başına bir problem idi. O yüzden kabile reisleri hac aylarından olan Zilkade ile Zilhicce’de bir de onu izleyen Muharrem’de savaşmayı kaldırırlar ve bu ayları hürmetli sayıp kesinlikle uyulmasında ısrarla dururlardı. Böylece uzak yerlerden hac için gelenler bu üç ayda hem ibadetlerini yerine getirirler, hem de güven içinde evlerine dönme imkanı bulurlardı.


Cahiliyye devrinde, birbiri ile çarpışmaya ve talana alışmış olan Araplara fasılasız üç ay güvenlik ve sulh içinde yaşamak çok ağır geliyordu. Onun için Hz. İbrahim (A.S.) ve Hz. İsmail (A.S.)dan beri devam ede gelen bu tertibi canlarının istediği gibi bozmaya, mesela Muharrem ayındaki haramlığı Safer ayına çevirmeye, diğer haram ayları da ileri geri götürmeye başladılar ve hadis-i şeriflerde de belirtildiği üzere:

Muharrem ayını Safer diye isimlendirerek”, (Bak. Buhari, Hacc: 34, Menakıbu’l-ensar: 26, Müslim, Hacc: 198, Ebu Davud, hacc: 80) Muharrem’i haram ayı olmaktan çıkarıyorlar, haram ayındaki yasakları işliyorlardı. Böylece, Muharrem’in haramlığını Safer ayına tehir ediyorlardı. Maksatları ardarda gelen üç haram ayı ikiye indirmek, üçüncüyü bir ay geriye bırakmaktı. Çünkü üç ay üst üste, savaşmak, yağmalamak ve öldürmek gibi alışkanlıklardan uzak kalmak onlara zor geliyordu. Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de:

Haram ayları ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptırılır. ALLAH’ın haram kıldığının sayısını bozmak ve O’nun haram kıldığını helal kılmak için haram ayını bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. Böylece onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. ALLAH kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe Sûresi: 37) buyurarak, onların bu nesi’ tatbikatlarını “küfürde artış” olarak değerlendirmiştir.

Bu hal hicretin 10. yılına kadar devam etti. Veda Haccında Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ayların o sene tam yerini bulduğunu açıkladı.

Binaenaleyh, Safer ayının uğursuzluğu hakkında söylenenlerin asıl menşei işte bu cahiliyye devri davranışlarıdır. Öyle ya! Bir adamın yurdunda ve ailesi yanında rahatça oturmasını ve dağda, bayırda serbestçe gezip-dolaşmasını değiştiren, şehirlileri gurbete çıkarıp bedevilerden bir kısmını savaşa gönderen, bir kısmını da sakınmaya, korunmaya, korkmaya mecbur eden bir ay; uğursuz sayılmaz da ne yapılır? İşte Arabistan çöllerinde meydana gelen bu hadiseler, Safer ayının “Saferu’l-hayr” diye vasıflandırılmasına rağmen uğursuz sayılmasına sebep olmuştur. (Geniş bilgi için bak. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, 3/89-90)

Safer; ayrıca cahiliyye devri arablarının inandığı bir uğursuzluk çeşididir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bunu reddetmiştir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

Hastalığın, sahibinden bir başkasına kendi kendine sirâyeti yoktur, eşyâda uğursuzluk yoktur. Ükey ve baykuş ötmesinin te’sîri ve kötülüğü de yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Bunlar Cahiliyet hurâfeleridir. Fakat ey mü’min! Sen cüzzâmlıdan, arslandan kaçar gibi kaç!” buyurdu. (Buhari, Tıp: 19)

Hadis-i şerifte geçen “Safer” iki şekilde te’vil edilmiştir. Birinci te’vile göre bundan maksat: “Safer ayı”dır. Yukarıda da izah edildiği gibi, Cahiliyyet devrinde Araplar Nesi’ usûlüne göre, Muharrem ayının haram ay oluşunu Safer’e naklederlerdi. Ve bu sûretle Safer, haram aylardan sayılırdı. Resûlü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz bunu da men edip: “Artık Safer ayı için hürmet yoktur!” Buyurmuştur.

safer ayı bela-felaket ayı mıdır? Safer ayı ilk ve son çarşamba namazları ,duaları,korunmak için hangi ibadetler yapılmalıdır? safer ayı belalardan korunmak için neler yapılmalıdır?

Asr-ı Saâdet’ten zamanımıza kadar devam edip gelen halk inanışına göre, bu ayda akdedilen nikahı devamsız sayarlar. Hatta halk arasında bu aya boş ayı derler. Çünkü “Safer” lûgatta boş demektir. Dilimizdeki Sıfır kelimesi de buradan gelir. Araplar bu ayda birbirlerine yağmada bulunurlar ve evlerini eşyadan hâli ve boş (Safer) bırakırlardı. Bu sebeple yağma ayına Safer denmiştir. İşte bu hadis-i şerif ile, Safer ayının uğursuz kabul edilmesi men olunmuştur. Çünkü Safer ayının diğer aylardan hiçbir farkı yoktur. Diğer aylar zamanın bir dilimi olduğu gibi Safer ayı da zamanın bir dilimidir. Bu batıl akide cahil halk arasında yaşamakta ve Safer ayında nikah yapmanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Bu batıl inancı yıkmak için İslâm alimleri mücadele etmişler, hatta pek çok alim özellikle bu ayda nikah kıymışlardır. Buharî’nin bir rivayetine göre, Hz. Âişe (R.Anha) validemiz: Benim nikahım da, zifâfım da Safer ayında idi, buyurduklarına göre, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz bu hurâfevi fikrin izâlesine fiilen de çalışmıştır.7 Bu bakımdan safer ayında evlenilmez, yoksa devam etmez; safer ayında doğan çocuklar uğursuz olur v.b. inanışlar tamamen batıldır, hurafedir.

İmam Malik’e, hadis-i şerifte geçen: “La safere” sözünün manası soruldu da: Cahiliye halkı Safer ayını helâl aylardan sayarlardı. Sonradan onu bir sene helâl, bir sene de haram saymaya başladılar. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de onların bu âdetini kaldırmak için: “Böyle bir sene helâl, bir sene de haram sayılan bir Safer ayı yoktur” buyurdu, cevabını verdi. (Ebu Davud, Tıp: 24, No:3914)

İkinci te’vile göre Safer karında yaşayan bir takım kurtlardır. Câhiliyet devri itikatlarından biri de budur. Araplar karın boşluğunda yılana benzeyen bir hayvanın yaşadığına, insan acıktığı zaman o hayvanın heyecanlanıp, çok defa sahibini ısırıp öldürdüğüne inanırlardı. Hatta bunu uyuz hastalığından daha bulaşıcı sayarlardı. Bunun, insan veya havyan karnında bulunup, bulaşıcı bir hastalık olduğuna da inanırlardı.

Cahiliyyet devrinde bulaşıcı hastalıkların ilâhî bir te’sîre tâbi olmaksızın bizâtihi, yani kendi kendilerine sirâyet edip geçtiklerine inanılırdı. Halbuki her şeyde hakîkî müessir, ALLAH’ın irâdesidir. Bu irâde de hastalıkların geçmesinde bir takım sebepleri vasıta kılar. Bunlardan biri, hasta olan kimselerle temâstır. Hadisteki “Cüzâmlıdan kaç!” emri, hastalığın başkasına geçme sebeplerinden birini en açık şekilde belirtmiştir.

İşte Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, “Yok” diye buyurmakla her iki manaya gelen Safer’in batıl ve asılsız olduğunu belirtmektedir. Hadis-i şerifte işaret buyrulan cahiliyye devrinin diğer batıl inançlarından bazıları:

a- Tıyere: Bir yolcunun sefere çıktığı sırada önünden bir kuşun uçması uğursuzluk sayılırdı ve böyle bir durumla karşılaşan yolcu yolculuğundan vaz geçerdi.

b- Hâme: Hâme, baykuştur. Bu kuşun bir evin üzerine konup da ötmesinin uğursuzluk getireceğine inanılırdı. Bugün bile cahil halk arasında böyle bir endişe vardır.

c- GûI: Cahiliyye Araplarının inancına göre Gûl, tenha ve ıssız çöllerde insana değişik suretlerde görünerek yolunu şaşırtır, sonunda onu helâk eder. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bunların aslının olmadığını, cehalet devri Araplarının batıl inançları arasında yer aldığını bildirmiş ve bunlara itibar edilmemesini öğütlemiştir.

Safer ayı
Mehmet Talü 26.02.2007
Kaynak: İtibar-Haber

 

Rebiülevvel Ayı Faziletleri, İbadet, Dua ve Namazları

Hicri Kameri aylardan “Safer” Ayından sonra gelen ay “Rebiüllevvel” ayı dır. Safer ayının son günü 30 Kasım 2016 Çarşamba ve Rebiüllevvel ayı nın ilk günü 01 Aralık 2016 Perşembe günü dür.

Bu sene  Rebiülevvel ayının bitişi 29 Aralık 2016 Perşembe günüdür; 30 Aralık 2016 Cuma günü ise Rebiülahir ayı başlar.

Bağlantıdaki makalemizden 2016 Hicri ayların hangi tarihlere karşılık geldiğini öğrenebilirsiniz.

 REBİÜLEVVEL AYI FAZİLETLERİ

Resulullah (s.a.s), bu ayda dünyaya geldiği için, ayların şereflilerin dendir. Çoğunluğun kabul ettiği görüşe göre, Resulullah (s.a.s), bu ayın on ikinci gününde doğmuştur. Mevlid Kandili bu sene  13 Aralık 2016 salı – 14 Aralık 2016 Çarşamba günleridir. Dini günlerde tarih gece 12:00 yerine akşam ezanı ile başlar. Doğum vakti sabaha yakın bir zamandır. Bunun için bu gün, günlerin en sevinçlilerinden kabul edilerek değerlendirilir. Bundan dolayı, Resulullah (s.a.s) için yazılan mevlidler ve diğer eserlerde Rebiulevvel ayının bu günü özel bir değere sahiptir.
Süleyman Çelebi’nin mevlidinde bu tarih şöyle zikredilir: “ol Rebiulevvel ayın nicesi-on ikinci gice isneyn gicesi”. Rebiülevvel ayının böyle bir olayın tarihi olması, müslümanların bu ay içerisinde, bilhassa on ikinci gecesinde ihtiyaç sahiplerine ikramlarda bulunarak, Resulullah (s.a.s)’in hatırasını canlı tutmaya çalışmalarına sebep olmuştur.

Mevlid-KandiliREBİÜLEVVEL AYI

Kamerî ayların üçüncüsü; Ay’ın hareketleri esas alınarak oluşturulan İslamî takvimin aylarından biridir.

Bu ay, adını, Arapça “bahar” demek olan “rebi” kelimesinden almıştır. Araplar “Rebiu’ş-Şuhür” ve “Rebiul-Ezmine” şeklinde iki baharlı bir zaman anlayışına sahiptiler. Rebiu’ş-Şuhür, Safer ayını takip eden iki aydır. Rebiul-Ezmine ise, bahar ve güz mevsimlerini ifade etmektedir. Çiçeklerin açtığı zamana Rebiul-Evvel, meyvelerin olgunlaştığı zamana da Rebiu’s-Sani denilmekteydi.

Araplar, ilk başlangıçta seneyi dört mevsime ayırmış, ilk mevsimi Sayf (yaz) kabul etmişler ve ilk bahara tekabül eden dördüncü mevsime de Rebi’ demişlerdi. Ancak, kamerî aylar, senede güneş takvimine on küsûr günlük bir fark yaptıkları için bu aylar, bazan yaza bazan da kışa denk gelerek seneyi otuz üç yıl gibi bir zaman zarfında deveran etmektedirler. Rebiul-Ahir ayı, eski belgelerde “R” şeklinde kısaltılarak gösterilmektedir.

REBİÜLEVVEL AYI İBADETLERİ

*En’am suresi akşam ile yatsı arası 12. gece dahil, Rebiülevvelin birinci gecesinden itibaren okunur. Rebiülevvel ayının 18. gecesine kadar da okunabilir. Devamlı olarak okunması mümkün olmadığı hallerde, Rebiülevvel ayının ilk gecesi, 12. ve 18. geceleri mutlaka okunmalıdır.

Rebiülevvel ayının ilk gecesinde yapılması gerekenler
* Gusül Abdesti: Gusül esnasında “Ya Rabbi! Biz bu abdestle dışımızı yıkarız, sen azimüşşan,
maddî ve manevî kirlerden kalbimizi temizle ve şu mübarek Rabiülevvel ayının fazileti ve
âdâbına mani olacak ahlâkı zemimelerden, bu almış olduğum abdest temizlenmeme vesile
eyle…” denir.

* İki Rekat namaz: İlk rekâtında fatihadan sonra Kul ya Eyyühel kâfiruni ikinci rekatında da ihlas sureleri okunmak suretiyle namaz eda edilir.

* Namazdan sonra her zamanki yaptığımız duâdan maada, niyaza şöyle son verilir:”

Allahümme inni es’elüke bi hürmeti habibike ve resulike muhammedin sallallâhü aleyhi
ve sellim ve bi hürmeti nuru velâdetellezi zehere fi misle haza şehri ve adae cemil kâinatı enter
zukani rü’yete cemâli vechikelkerimi ve rü’yete cemali resulike Muhammedin ve enteh şureni
maahu ve mean nebiyyine ve sıddıkine ve şühedai ves salihine ve enter zukani hüsnel hatimeti
vel akibeti.Amin bi rahmetike ya Erhamerrahimin…El Fatiha.”

* 25 Kelime-i Şahadet

* 101 Estağfirullah

(Yüzbirincide El azim el kerim ellezi lailahe illa hüvel hayyel kayyume ve
netubü ileyhi ve nes’elühüttevbete vel mağfirate velhidayete lena innehü hüvettevvabürrahimü
tevbete abdin zalimin linefsihi layemlikü linefsihi mevten vela hayaten vela nüşura..”)

* 1 Fatiha-ı Şerif

* 1 Amenerrasulü

* 7 Elemneşrahleke-i Şerif

* 11 İhlas-ı Şerif

* 1 Muavezeteyn sureleri okunur.
“Subhane rabbike rabbil izzeti amma yasifune veselâmün alel mürselin velhamdülillahi rabbil alemin ilâ ruhun nebiyyi Muhammedin (sav) ve ilâ ervahi âlihi ve evlâdihi ve ezvacihi ve eshabihi ve etbai eimmetil arbaa ve ilâ ervahi cemi seyyidina ve ilâ ervahi cemi mürşidini kiram vel evliyayı salihin ve ilâ ervahi cemi Ricalullah kaddesallahu sırrıhu ve ilâ ervahi cemi şühedai müslimin vel mazlumin ve ila ervahi ulemai muttakin ve ilâ ervahi hassatan imamül Nükaba, imamül Nüceba, Abdurrauful Yemeni, İbrahimül Ahzab, İmamül Evtad, İmamül Ahyar, Celalüddini Buhari, Yunusus Sani, Abdürrazzak, İmamül Ahrar, Arifüt Tayyar el mağrufi bi mülham(küllühüm sıddıkün) el Fatiha.”

* En’am suresi okunur.

Kuran-ı azimüşşanın beşinci suresi olan bu sure, akşam ile yatsı arasında on ikinci gece dahil, Rebiülevvelin birinci gecesinden itibaren, okunur. Rebiülevvel ayının on sekizinci Tesmiye gecesine kadar da okunabilir. Devamlı olarak okunması mümkün olmadığı hallerde, Rabiülevvel ayının ilk gecesi, on ikinci ve on sekizinci geceleri mutlaka okunmalıdır.

Mevlid-Kandil-mesajlari-en-guzel-kandil-mesajlari-Mevlid-Kandili-Nasil-Dualar-Okunur muhabbetim

Rebiülevvel Ayının On İkinci Gecesi Mevlid Kandili gecesi yapılması gerekenler

İki Rekat namaz kılınır. Bu namazın hususiyteti şöyledir. İlk rekâtında Fatiha’dan sonra ” Ve liküllin deracatin mimma amilü vema Rabbüke bi gafilin amma yağmelun” ikinci rekatında da “Vağbud Rabbeke hatta ye’tiyekel yakin.” ayeti kerimeleri okunmalıdır.

Namaz selâm ile ikmal edildikten sonra, iki defa daha tekrar secde edilir. Ve her secde de yedişer defa (Subhane Rabbilyel alâ) denilir.

Secde bittikten sonra, seccadede oturulken 7 defa “Subbuhun Kuddusun Rabbüna Ve rabbül Melâiketü Verruh” okunur.

Rebiül- evvel duası okunur.

Bu makale hazırlanırken; 2015 Bela ayı olarak bilinen Safer ayı ne zaman bitiyor? ve sonrasında hangi hicri ay var/gelir? 2015-2016 Rebiülevvel ayı ne zaman başlar, başlıyor? ve biter, bitiyor. Rebiülevvel 1. ve 12.gece yapılan dua ve namazlar nelerdir? Rebiülevvel ayı faziletleri duaları namazları, tesbihleri hangi ibadetler yapılır? 12-13 Ocak 2014 Mevlid Kandili miladi takvime göre ne zamana denk gelir? Mevlid kandili Tarihi 2015-2016 tam olarak hangi güne denk gelir? Mevlid Kandili faziletleri ibadetleri namazı ve duaları nelerdir? Mevlid Kandili ne demektir? Rebiülevvelden sonraki ay hangisidir? 2015-2016 dini gün ve geceler miladi takvime göre ne zaman dır? sorularınıza cevap vermek için hazırlanmıştır. Eğer bu sayfada aradığınız bilgiye ulaşamadıysanız aşağıdaki yorum bölümünden bize iletebilirsiniz.

Mevlid Kandili ile ilgili diğer makaleler;

Hicri aylar hangileridir? ve 2015-2016 yıllarında hangi hicri ay hangi miladi aya karşılık gelir öğrenmek için buraya tıklayın.
Mevlid kandili nedir? ne zaman kutlanır? ibadetleri, namazı, dua ve tesbihleri için buraya tıklayın.
Nihat Hatipoğlu Mevlid kandili programını ve duasını izlemek için burayı tıklayın.
Nihat Hatipoğlu Mevlid kandili özel programı hangi kanalda? saat kaçta? öğrenmek için buraya tıklayın.
Dini Gün ve Geceler Takvimi 2015-2016 için burayı tıklayın.

Daha fazlası için @1haber beğenin…

2016 – Diyanet TV Mukabele videoları bütün cüzler – Kuran-ı Kerim Hatim etmek

Diyanet TV Mukabele videolarını tamamını (bütün cüzleri) aşağıdan izleyebilirsiniz.

Mukabele 1. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 2. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 3. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 4. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 5. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 6. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 7. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 8. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 9. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 10. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 11. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 12. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 13. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 14. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 15. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 16. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 17. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 18. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 19. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 20. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 21. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 22. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 23. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 24. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 25. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 26. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 27. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 28. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 29. Cüz | Diyanet TV

***

Mukabele 30. Cüz | Diyanet TV

***

Anahtar kelimeler: Ramazanda hatim indirmek, Hatim takip etmek, kuran okumak, cüz okumak, cüz takip etmek

2016 – Ramazanda mukabele yayınlanan kanallar hangileridir? Saat kaçta başlıyor?

Ramazan ayında Televizyonda Mukabele Hangi Kanalda ve hangi saatte yayınlanır? saat kaçta başlar?

Ramazan ayında mukabele okumanın ve dinlemenin faziletleri büyüktür.

Mukabele nedir?

Mukabele, Bir kimsenin Kur’an’ı ezberden veya kitaptan yüksek sesle okuması ve onu dinleyen topluluğun da sessizce Kur’an’dan takip etmesidir. Mukabele anlamca karşılıklı verme, karşılıklı okuma anlamına gelir. Özellikle Ramazan aylarında her gün bir cüz okuyarak, bayrama kadar bütün Kur’an’ı baştan sona okuma geleneği içinden mukabele geleneği doğmuştur. Buna göre 30 Müslüman birer cüz okumayı paylaşarak kısa sürede karşılıklı paylaşımla Kur’an hatmini gerçekleştirmiş olurlar. Özellikle Ramazan ayında yapılır.

2016 – Günlük Mukabele yayınlanan kanallar ve saatleri listesi

03:30 – TRT 1 – Mukabele Saati – canlı yayını izlemek için tıklayın!
03:30 – TRT Diyanet – Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!
03:30 – TRT Avaz – Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!
03:45 – Kanal A – Ramazan Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!
04:30 – Beyaz TV – Kur’an-ı Kerim Cüz – izlemek için tıklayın!
04:45 – Kanal 7 – Ramazan Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!
07:00 – TRT Diyanet – Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!
10:10 – Dost Tv – Mukabele saati – izlemek için tıklayın!
17:00 – TRT Diyanet – Mukabele Saati – izlemek için tıklayın!

Ayrıca TRT Diyanet’in tüm mukabele videolarını (tüm cüzleri, 30 cüz) internet üzerinden buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Kandil Mesajları

Berat, Regaip, Miraç v.b Kandilini kutlamak amacıyla sevdiklerinize gönderebileceğiniz mesajlar:

● Sevgi hak edenin, umut sabredenin, zafer inananın, mutluluk bekleyenin, bunların tümü senin ve sevdiklerinin olsun

● Beyaz bir güvercin gönderiyorum sana, kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi, tüylerinde nur var. Senin de kalbin nurla dolsun kadir gecen mübarek olsun.

● Bir avuç alkış, bir kucak sevgi, sıcak bir mesaj, kapatır tüm mesafeleri, kalbiniz nurlu ve mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

● Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın kandillerin hep kutlu olsun.

● Bir bayram gülüşü savur göklere eski zamanlara, gülücükler getirsin, öyle içten, öyle samimi olsun, gözyaşlarını bile tebessume çevirsin.

● Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu hep seninle olsun.

● Ne zaman ki iyiki’lerimiz keşke’lerimizden önde gider; O zaman hayatı yaşarız. Oysa çoğumuzu hayat yaşıyor. İyiki’lerle dolu bir yaşam dileğiyle iyi kandiller.

● Ellerin duaya uzandığı, sinelerin dostlara açıldığı, gözlerin masumiyet aradığı bu mubarek günde tum dualarınız kabul olması dileğiyle iyi kandiller.

● Bir damla umut serpilsin yüreğine, bin tatli umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün duaların kabul, kandilin mubarek olsun.

● Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, şeytan senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki duaların kabul kandilin mubarek olsun.

● Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

● Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının percerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

● Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde duşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.

● Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

● En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm mutlulukarın avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

● Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

● Kalpler vardır ,sevgiyi yaşatmak için,İnsanlar vardır, dostluğu paylaşmak için,Mubarek günler vardır, Beraberce kutlamak için..

● Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, bin bir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun…

● Yükü sevgi özü saygı gücü barış süsü hoşgörü olan mübarek Berat kandilinizi kutlarım Allah’a emanet olun.

● Allah’ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Kandiliniz mübarek olsun.

● Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

● Koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı, o kadar çok sayıda insanı af ve mağfiret eder.” HADİS

● Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez kabul olunur: Recep’in gecesi, Şaban’ın yarısında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.” HADİS

● Affımıza vesile olması dileklerimle miraç kandilinizi tebrik ederim.

● Allah’ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Kandiliniz mübarek olsun.

● Allah’ın adıyla başladığınız her işinizde başarılar dilerim. Miraç kandiliniz mübarek olsun.

● Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. Hayırlı kandiller?

● ALLAH’ın daveti üzerine peygamberiz bir gece melekler tarafından mekkeden kudüse götürülmüştür. Burada cebrail ile birlikte bütün gökleri aşarak ”sidretül münteha” denilen makama yükselmiş ve ALLAH ile görüşmüştür. Bu yolculuğun Mekke?den Kudüs?e kadar olan bölümüne isra Kudüs?ten ALLAH ile görüşmesine kadar ise Mirac denir. Bu görüşmede pegamber efendimize ümmet’i için vakit namaz ve Mirac hediye edilmiştir. Hayırlı Kandiller!

● Allah’ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Regaib Kandili’nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz. Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun.. Kandiliniz mübarek olsun!

● Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

● Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

● Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı, anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

● Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalplerimizi okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gecede dualarda birleşmek dileğiyle…

● Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..

● Beraat kandilin mübarek olsun. Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin.

● Beraatin, hayatımıza yeni ufukların açılmasına vesile olması dileğiyle..

● Biçarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır.

● Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle Miraç kandiliniz mübarek olsun..

● Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle, kandiliniz mübarek olsun..

● Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, kandilin mübarek olsun…

● Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, binbir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, Miraç kandilin mübarek olsun…

● Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun.

● Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun?
Bu gece beraat gecesi. Dua edelim.. Yürekler bir atsın bu gece, günahlarımız affolsun. İyi kandiller.

● Bu gece beraat kandili.. Günahtan kurtuluş gecesi.. Haydi dua edelim.. Temizlensin günah defterleri.. İyi kandiller..

● Bu gece Cenab-ı Hak?ın, kendisine yönelip af dileyen müminleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Hepimiz için hayırlı olsun!

● Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla’ya sunacağı ve O’nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Regaip kandiliniz hayırlı olsun!

● Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun.

● Tüm dualarınızın kabul olması dileğiyle.. Hayırlı kandiller..

● Tüm Müslüman dünyasının Mübarek Regaip Kandilini tebrik ederiz.

● Üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları manevi yönden daha önemli ve hayırlıdır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaip kandilidir. Yani bu gece ALLAH’ın rahmet ve bağışlamasının bol olduğu gecedir. Edilen dualar, tövbeler bu gece kabul olunur. Yürekler binbir nurla doludur. Kandiliniz kutlu olsun..

● Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Beraat kandiliniz mübarek olsun..

● Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.

● Bu gece peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa S.A.V ‘in dünyaya şereflendirdiği gecedir. O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur.. Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun..

● Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..

● Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun.

● Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

● Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla’ya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün Miraç kandili, kandilin mübarek olsun.

● Bugün ellerini semaya gönlünü Mevla’ya aç. Bugün günahlardan olabildiğince kaç. Bugün en gizli incilerini onun için saç. Çünkü bugün kandil Kandilin mübarek olsun.

● Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

● Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Miraç kandiliniz mübarek olsun.

● Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun. Saadetiniz kaim olsun. Kandiliniz kutlu olsun.

2014 Berat Kandili Resimli Kutlama Mesajlari

Berat Kandili (Beraat Kandili), islam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gecesi Berat gecesidir. 

Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Selim’den itibaren minarelerde kandil yakılmasıyla kandil adını almıştırberat kandili

Berat gecesi, Kur’an-ı Kerim’in Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir

Bin aydan daha hayırlı bu mübarek gecenin büyüsüne kapılmanız dileğiyle Beraat Kandiliniz Mübarek Olsun.

 

 

Regaip Kandil Duaları, İbadetleri, Fazileti, Namazı

Üç aylar içinde yer alan Regaip Kandili (1 Recep 1437) 07 Nisan 2016 Perşembe ve 08 Nisan 2016 Cuma gününe denk geliyor. Regaip Kandili’nin manası özeldir. Regaip kelime anlamı olarak ‘Pek çok ihsan’ anlamına gelir.

REGAİB KANDİLİ : Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi Regaib kandilidir. Regaib, “pek çok ihsan” manasına gelen “Ragibe” kelimesinin çoğuludur. Bu gecede Cenab-ı Hakk engin rahmetiyle tecelli edip sonsuz mağfiretiyle muamelede bulunduğu için geceye bu isim verilmiştir.

Peki Regaib Kandili’nde nasıl ibadet etmeli. Regaib Kandili gecesinde hangi namazlar kılınmalı?

REGAİB KANDİLİ NAMAZI

Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir.

Bu namazın kılınışı şöyledir:

Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere ‘ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi’ denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere ‘ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi’ denir.

Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere ‘Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü’ dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere ‘ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi’ dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları, 1974, c:1, s:555)

Regâib namazını cemaatle kılmak bid’attir. Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz cemaatle kılınmaz.

Regaib kandili nedir?

Dinimizde her cuma günü perşembe gecesinden başlayarak çok önemli bir gündür o cuma gününü ibadetle geçirmemiz bizim manevi yönden tatmin olmamızı sağlamaktadır. Bazı günler vardır ki diğer günlerden daha hayırlıdır o günler tüm günahlarımız affolur. İşte o günlerden biride Receb ayının ilk cuma günüdür. Receb ayının ilk cuma gecesine Regaib gecesi (Regaib kandili) denir. Regaib kelimesi Arapça bir kelimedirregaib kandili

“Reğa-be”, ifade olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba harcamak demektir. “Reğib” kelimesi ise, “reğabe”‘den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Kelime anlamı olarak regaib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan” manalarına gelmektedir. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur.

Diğer zamanlarda okunan her Kur’an harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regaib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regaib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadislerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.
Regaib kandili’ni neler yaparak geçirmeliyiz?

1- Kur’an-ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekanlarda Kur’an ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2- peygamber Efendimiz (sas)’e salat ü selamlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3- Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4- Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayati meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5- Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plan ve programı çizilmeli.

6- Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

7- Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

8- Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

9- Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

10- Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hatta isim zikrederek dualar etmeli.

11- Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlakı yerine getirilmeli.

12- Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

13- O gece ile ilgili ayetler, hadisler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

14- Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli.

15- Kandil gecesinin akşam, yatsı ve Sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

16- Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevi iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

17- Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

18- Hayattaki manevi büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e-mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

19- Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

Regaib gecesi Namazı nasıl kılınır?

Bu geceyi ibadetle geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede kılınacak namaz 12 rek’attir. Bu namazın kılınışı şöyledir:

Her rek’atta fatihadan sonra üç kadir suresi ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki rek’atta bir selam verilerek 12 rek’at tamamlanır. On ikinci rek’at kılınıp selam verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş kere “ Allahumme salli ala Muhammedinin nebiyyil ummiyyi ve ala alihi” denilir. Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” denir.

Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta oturulur. Ve yetmiş kere “Rabbiğfir ve erham ve tecavez ta’lemü” dedikten sonra tekrar secde edilir. Secdede yetmiş kere “ subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi” dedikten sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz edilir.

Regaib namazını cemaatle kılmak bid’attir. Zaten teravihten başka hiçbir nafile namaz cemaatle kılınmaz.

Receb-i şerifin ilk Cuma gecesi Regaib Gecesidir. Bu geceye Regaib denilmesi, melekler bu geceye çok rağbet ettikleri içindir.

Pergamber efendimiz (sav) buyuruyor ki, 
Recebin ilk Cuma gecesinde gâfil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler Regaib ismini vermişlerdir. Bu gecenin üçte bir olduğunda melekler Kâbei Muazzmanın etrafında toplanırlar. Cenabı hak hallerine muttali olur. Ey meleklerim dilediğinizi söyleyiniz buyurur. Onlar da yarabbi senden hacetimiz recep ayında oruç tutanları bağışlamandır derler.Rabbimizde bağışladım buyurur.

Regâib gecesi, ulviyetini Peygamber Efendimizden almıştır. Bu gece, Hz. Amine validemizin Peygamber Efendimize hamile olduğunu anladığı gecedir. Şu bir hakikattir ki Cenab-ı Hakk’ın mahlukatına gönderdiği en büyük hediye ve ihsan-ı ilahi Peygamber Efendimiz (sav)’dir. Çünkü o bütün mahlukatın yaratılma sebebidir. Onun vücud-u şerifi ve unsur-u latifi, bütün mahlukattan efdaldir. Hz Adem (as) dan itibaren devam eden nur-u Muhammedii, Hz Abdullah’ın alnından Hz Amineye geçmişti kısa zaman sonrada sahibini bulacaktı.

Allahü Tealanın nezdinde bütün zamanlar müsâvidir. Birbirine eşittir. Fakat bazı zamanlar, içinde cereyan eden bir takım hadiseler, ulvi hadiseler, vuku’ bulan tecelliyat-ı ilahi sebebiyle diğer vakitlerden efdaliyyet kazanır.
Regaib Geceside böylesine ulvi gecelerden birisidir. Bugecenin hürmeti ile rabbimiz pek çok günahların, hatalarını rahmeti ilahiyyesi ile bağışlar. Mağfiret deryası dolar taşar.

3 Aylar Ne Zaman Başlıyor – 8 Nisan 2016

2016 Üç Aylar Ne zaman başlıyor? 3 Aylar ne zaman başlar? Recep ayı 2016 da hangi güne, tarihe karşılık geliyor? 3 Aylar başlangıcı, Üç Aylar Takvimi

 

Receb Ayı: 8 Nisan 2016 Cuma günü başlıyor.

Şaban Ayı: 8 Mayıs 2016 Pazar günü başlıyor.

Ramazan Ayı: 6 Haziran 2016 Pazartesi günü başlıyor.

 

Üç Ayların Fazileti Nedir?

 

Ramazan Ayı 

Müslümanlıkta bu aylar son derece kutsal sayılıp, Müslümanlar için sevap kazanacakları aylar olarak görülür. Peygamber Efendimiz de “Ya Rabbi, Recep ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diyerek dua etmiştir.

 

Receb Ayı

Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:

(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]

(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Recebayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemî]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Başında demek, ayın ilk günleri demektir. Ortası, ortadaki günlere yakın olan günler, sonu da, ayın son günleri demektir.)

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâistediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münâdi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Recebde gemiye bindirdi. O da, Receb ayınıoruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberanî]

(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN ayı: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:

(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:

(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesiniisterim.) [Nesaî]

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizî]

(Şaban’da üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlm.]

Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şabanayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızkvereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesinvereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

 

Ramazan Ayı

eygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. Oayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesaî]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazanayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Biri size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Kutlu Doğum Haftası Ne Zaman?

2016 Kutlu Doğum Haftası Ne Zaman? Kutlu Doğum Haftası nedir? ne demektir?

Kutlu doğum haftası Peygamber efendimiz (s.a.v)’in doğduğu haftaya denir. Diyanet işleri başkanlığı’nın 1989 yılında başlattığı ve her yıl 14-20 nisan tarihleri arası sabit kıldığı hafta olarak kutlanılmaktadır. Diyanet işleri başkanlığı’nın burada amacı Peygamber efendimizi hatırlamak hatırlatmak. Yani peygamber efendimiz her yıl kutlanan 14-20 Nisan arası doğmadı Diyanet işleri başkanlığının bir organizasyonudur.

 Peygamber efendimizin gerçek doğum günü: 
Peygamber efendimizin gerçek doğum günü Hicri takvimdeki Rebiülevvel ayının 12. gününün sabahı dünyaya gelmiştir. 11.gece Mevlid kandili olarak islam alemi tarafından kutlanmaktadır. Yani her yıl Nisan 14-20 günleri arası kutlanan kutlu doğum haftası, peygamber efendimizin doğduğu gerçek ay değildir, Diyanet işlerinin çıkarttığı bir tür etkinliktir.

Kutlu doğum haftası 2016 yılında 14 Nisan 2016 Perşembe gününe denk gelmektedir.

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Doğum gününü Mevlid Kandili olarak kutlamaktayız. Mevlid Kandili tarihi yaklaşmakta bununla ilgili hazırladığmız makalelere aşağıdaki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Mevlid Kandili Nedir? Ne Zaman Kutlanır?

Rebeülevvel ayı 12. günü Mevlüd kandilidir;

Rebeülevvel ayı faziletleri, ibadet, dua ve mazaları nelerdir?

14-20 Nisan 2016 tarihleri arasında kutlu doğum haftası kutlanacaktir.

Kutlu Doğum Haftası, peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in doğum gününü kutlamak amacıyla her yıl 14-20 Nisan arasında kutlanır.

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
(Enbiyâ, 107)

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

“Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.”
(Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, “Alemlere rahmet olarak gönderildi.” Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O’na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O’nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O’nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.”
(Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O’nu örnek almak, Kur’an’a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)’nın ifâdesiyle O’nun ahlâkı Kur’an’dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

“Andolsun, Allah’ın rasûlünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 21)

Mevlid Kandili ile ilgili diğer makaleler;

Hicri aylar hangileridir? ve 2014-2015 yıllarında hangi hicri ay hangi miladi aya karşılık gelir öğrenmek için buraya tıklayın.
Mevlid kandili nedir? ne zaman kutlanır? ibadetleri, namazı, dua ve tesbihleri için buraya tıklayın.

Kutlu doğum haftası ile ilgili makaleler;

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Doğumu..

Diyanet İşleri Başkanlığı 2014 Kutlu Doğum Haftasına özel Sitesi

Diyanet İşleri Başkanlığı Nurla Nurlandık Videosu

Kutlu Doğum Haftasını Nasıl Geçirmeliyiz..

Kutlu Doğum Haftasında Yapılacak İbadetler..

Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Kutlu Doğum Haftasına Özel Hüsn i Hat Sergisi

2 Mart 2016 Yeni Hac Kura Sonuçları Sorgulama

2 Mart 2016 Yeni Hac Kura Sonuçları Sorgulama Ekranı, 02.03.2016 Hac Kura sonuçları açıklandımı?

Saat Kaçta açıklanıyor?

2016 Hac Kuraları 2 Mart Çarşamba günü saat 11:00 de Diyanet İşleri Başkanlığı konferan salonunda basına açık bir şekilde dijital platformda gerçekleştirildi. 2016 Hac Kura sonuçlarını Hacı adayları Aynı gün akşamı saat 09.00 itibari ile TC kimlik numaralarını girerek aşağıdaki adresten öğrenebilirler.

2016 Hac Kura Sonuçları Sorgulama

 

2016 Hac Sonuçları Sorgula – 2016 Hac Kura Sonuçları

2016 yılında, 581.768 vatandaş ilk kez hac başvurusunda bulundu.

Geçmiş senelerden bekleyen 1.178.983 kişinin kayıtları tekrarlandı.

Toplam 1.760.751 kişinin müracaat ettiği bu yılki hac kuraları 02.03.2016 çarşamba günü saat 11.00’de Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonunda elektronik ortamda, medya ve kamuoyuna açık olarak gerçekleştirildi.

Kura sonuçlarını 02.03.2016 saat 09:00 dan itibaren aşağıdaki bağlantıya tıklayarak öğrenebilirsiniz.

>> 2016 Hac Kura Sonuçları <<

 

Kura sonucunda eğer adınız yazıyorsa.. Tebrikler.. Bundan sonra kesin kayıt tarihleri 7 ve 18 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. İlk Hacı kafilesi 4 Ağustos’ta gidecek ve son hacı kafilesi de 5 eylül de gidecek, Kutsal topraktan dönüşler ise 16 Eylül ve 16 ekim tarihlerinde tamamlanacaktır.

 

2016 Hac kayıtları ile ilgili öğrenmek istediğiniz herşey

2016 Hac Kuraları çekildi.

Bağlantıya tıklayarak tc kimlik numaranızı girerek 2016 hac kura sonuçlarını öğrenebilirsiniz

>> 2016 hac kura sonuçları

 

Suudi Arabistan’ın 2013 yılından itibaren uyguladığı %20 kontenjan azaltması iptalinin ardından müftülüklerde 2016 hac kayıtları başladı.

Hacca gidip islamın şartlarını tamamlamak isteyen müminler için Diyanet’ten güzel bir haber geldi. 2016 Yılı Hac Kayıtlarının 18 Ocak 2016 itibarı ile başlayacağı ve 27 Ocak 2016 itibarı ile biteceği bu haberle duyuruldu. Hacca gitmek için önce Hac Başvurusu Yapmanız gerekmektedir.

Hacca gitmek isteyen vatandaşlar ön kayıtlarını veya kayıt yenileme işlemlerini, 18-27 Ocak 2016 tarihleri arasında bağlı bulundukları il ya da ilçe müftülüklerine ya da Diyanet İşleri Başkanlığının resmi web sayfasından elektronik ortamda yaptırabilecekler.

Diyanet İşleri Başkanlığının resmi web sayfası: http://hac.diyanet.gov.tr/HacOnkayitWeb/giris.aspx

2016 Hac kayıt tarihleri ne zaman? Hac başvuru işlemleri nasıl yapılıyor? ve Hac başvurusu yapmak için gerekli evraklar nelerdir?

İşlemler 5 aşamadan oluşuyor. Bunlardan kendinize uygun olanı yapmanız gerekiyor.

1- 2016 yılında hacca gitmek üzere “İlk Defa Kayıt” yaptıracakların ilgili bankalara 20.-TL. önkayıt ücretini yatırmış olması gerekmektedir.

2016 Hac Başvurusu yapabilmek için bankaya yatırılan önkayıt ücretini hangi bankalara yatırabilirim? anlaşmalı bankalar hangileridir?

Anlaşmalı Bankalar: Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Ziraat Katılım, Albaraka, Kuveytürk, Türkiye Finans

2- 2015 yılında kur’aya katılanlardan hacca gidemeyenlerin “Kayıt Yenileme” işlemleri 18 Ocak 2016 tarihinde saat 09:00 itibariyle yenilenmiş olacaktır.

3- 2015 yılı tercihlerinden; Kayıt İl, İlçesi, İletişim, Hac Konaklama Türleri veya Kur’aya birlikte gireceği kişi bilgilerinde değişiklik yapmak isteyenler Müftülüklere başvurarak 18-27 Ocak 2016 tarihleri arasında değişiklik yapabileceklerdir.

4- Kura çekiminden sonra kesin kayıt yapmaya hak kazanan vatandaşlarımızın, “kesin kayıt yaptırabilir” belgeleri, cep telefonlarına gelecek olan sms’deki şifre ile alabileceklerinden, özellikle cep telefon bilgilerinin güncellenmesi gerekmektedir.​

5- 2016 yılı Hac Ön Kayıt ve Kayıt Yenileme ile ilgili detaylı bilgiye http://hac.diyanet.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

2016 Hac başvurusu durum sorgulama (02.03.2016 – Çarşamba)

Hac başvurusu ön kayıt, kayıt veya kayıt yenilemesi yaptıysanız ve başvuru sonucunu öğrenmek istiyorsanız durum sorgulamasını buraya tıklayarak yapabilirsiniz.

Hac Başvurusu sonrası Kura çekimi ne zaman, nerede ve saat kaçta yapılacak? Hac başvurusu sonrası yapılması gerekenler nelerdir?

Hac Başvurusu yaptıysanız 2 Mart 2016 Çarşamba günü Diyanet İşleri Başkanlığı konferans salonunda yapılacak kura çekimini beklemeniz gerekiyor. Eğer kura çekiminde isminiz çıkarsa SMS yolu ile bilgilendiriliyorsunuz. Cep telefonunuza gelen kısa mesajla “kesin kayıt yaptırabilir” belgesini almanız gerekiyor.

NOT: Kayıt sırasında veya kayıt yenileme yapacakların güncel telefon numaralarını vermeleri gerekmektedir.

 

2016 Hac Konaklama ücreti ne kadar dır?

Normal, Müstakil ve Otel konaklama olmak üzere 3 çeşit konaklama bulunuyor. Konaklama ücretleri

A- Normal Konaklama Türü
a) Hac yolcuları, kadın ve erkekler ayrı ayrı odalarda olmak üzere, her bir odada en fazla 5 kişi bir arada kalacaklardır.
b) Banyo ve tuvaletler ortak kullanılacaktır.
c) Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği tabldot usulü verilecektir.
d) Takribi Fiyatı: 3.600 – 3.800 Dolar. Takribi Süresi : 25-40 gün.

B. Müstakil Konaklama Türü
a) Hac yolcuları, banyo ve tuvaleti içinde olan odalarda tercihe göre 2 veya 3 kişi kalacaklardır.
b) Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği tabldot usulü verilecektir.
c) Takribi Fiyatı: 5.000 – 5.400 Dolar. Takribi Süresi : 15-30 gün.

C. Otel Konaklama Türü
a) Hac yolcuları, banyo ve tuvaleti içinde olan odalarda 2 veya talep halinde 3 kişi kalacaklardır.
b) Sözleşmeye göre açık büfe usulü ile 2 veya 3 öğün verilebilecektir.
c) Takribi Fiyatı: 6.500 Dolar ve üzeri. Takribi Süresi : 10-25 gün.

Yukarıda belirtilen Normal ve Müstakil hac konaklama türlerinde, Mekke’de Harem’e en fazla 7 km., Medine’de ise Merkeziye’de veya Harem’e en fazla 700 metre mesafede yer alan binalarda kalınacak ve Mekke’de Harem’e ulaşım servislerle yapılacaktır.

2016 YILI HAC MÜRACAATI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

2016 Yılı Hac Müracaatı ile ilgili detaylı açıklamaların yer aldığı PDF dökümanına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Nihat Hatipoğlu 31 Aralık Yılbaşı, Mekke’nin Fethi yazısı

Nihat Hatipoğlu: Mekke’nin fethi mi, yılbaşı mı?

Mekke’nin fethi, miladi yılbaşı, hicri yılbaşı nedir nihat hatipoğlu’nun kaleminden.

Bu ne kötü bir sorudur! Mekke’nin fethi özdür, esastır, ruhumuzdan gelendir. Putperestliğin temellerinin yıkıldığı en şerefli askeri harekattır. Ruh harekatıdır. Aynı zamanda Peygamberlik görevinin zirve hadisesidir. Böyle bir iman projesinin, alternatifi olabilir mi? Böyle bir soruya sebep olmak da başlı başına sıkıntıdır.Ortalıkta gördüğümüz şekliyle yılbaşını kutlamak ise; bizden olmayan, İslam’a ve geleneğimize yabancı bir çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşmuş bir yozlaşmanın sonucudur. Batının, kültürünü bir paket halinde bize servis etmesidir. İçinde noel baba, viski, hindi kızartması, çam ağaçlarının süslenmesi gibi yığınla yabancı detay var.

Pazar gecesi İstanbul’daydım. Geceleyin Sarıyer’e doğru giderken villaların bahçelerine konulan devasa çam ağaçlarını, noel baba süslerini görmem mümkün oldu. Bir kesim insanımız; bu kutlamaları içselleştirmiş. Belki batılıya benzemek niyetiyle yapmıyordur ama, neticede kendini böyle bir ortamda buluyor. Nitekim; Nişantaşı ve Taksim’deki görüntüler ve hatta ekrandaki özel programlar bu kutlamanın yerleştiğini gösteriyor. Elbette herhangi bir kötü niyeti olmadan, sadece bu gecede bir şeyler yapmaya çabalayan insanlar az değildir. Bu geniş halk kitlesini, bu işi tasarlayarak yapanlarla bir tutmamak lazım. Peki ne yapmalı. En yukarıdaki soruyu yineleyerek sorayım; Mekke’nin fethi mi, yılbaşı mı? Bence sorulabilecek en kötü ve en zararlı sorudur bu; Mekke’nin fethi, yılbaşına alternatif mi? Böyle bir şey olabilir mi! Böyle bir anlayış ayrışmayı, derinleşmeyi, farklılaşmayı körüklemez mi? 1383 sene önce dünyanın kaderini değiştiren bu şerefli olay, herhangi bir şeye alternatif olmaz, başka şeyler ona alternatif olmaya çabalayabilir ancak.

Bence bu soru, kötü bir sorudur. Bu oyuna gelmeyiniz. Çünkü bu ayrışma, Mekke’nin fethini kutlayanları Müslüman; yılbaşını kutlayanları gayri Müslim gibi görecek bir yanlışlığın kapısını aralar. İşte bu keskin çizgi, yıllarcadır yıkmaya çabaladığımız daralmayı, İslam’ı dar alana mahkum etmeyi, İslam’dan uzaklaştırmayı getirir. Mekke’nin fethi gibi ulvi bir hadiseyi sadece bir kesim insanımızın kutladığı bir noktaya taşırız.

Halbuki Mekke’nin fethi, yılbaşını kutlayan geniş halk kitlelerinin de fethidir. Eğer Müslüman iseler bu böyledir. Onların da peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in en büyük fethidir. Kabe’yi kazanmasıdır. Putperestliği, paganlığı toprağa gömmesidir. O halde bu insanları başka yerlere itecek yorum ve görüntülerden uzak duralım..

O halde ne yapalım

İnsanımızın büyük kısmı Mekke’nin fethini bilir ama, bunun yılbaşına denk geldiğini bilmez. Bunu hatırlamalı ve yılbaşındaki kutlamaların içindeki bir çok unsurun bize yakışmadığı, yabancı kültürlerin sinsi bir yozlaştırması olduğu anlatılmalı. Ama zararlı ve faydasız bir restleşmeyi, ayrıştırmayı alternatif mantığını dışlayarak bu yapılmalı. Çünkü yılbaşını kutlayan insanların çoğu, dine aykırı olan şeyleri yapayım da rahatlayayım diye bunu yapmıyor. Belki insanlar yaptığının ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Onları kaybetmeye hiç , ama hiç hakkımız yok. Bu hassasiyete önem vermeyen ve kendisini Hz. Nuh’un gemisinde , insanları ise tufanda zanneden insanlara ise söyleyebilecek bir şeyim olamaz. Allah yollarını açık etsin!

Önümüzdeki yıl Mekke’nin fethi; daha yaygın, herkesi kuşatan, kitleselleşmiş, herkesi kucaklayan bir tarzda ve ama alternatiflik mantığından kurtarılarak sunulmalıdır. Bu konuda Diyanet mutlaka inisiyatif almalıdır.

2016’ün manevi takvimi

Ömrümüz olursa bir yıl içinde önümüzde 365 günümüz var. Peki bu yıl içinde kendimize bir takvim belirledik mi? Bu yıl neler yapalım. Faydalı olan ne tür kararlar verelim. Dilerseniz beraberce düşünelim.

1- Kuranı Kerim okuyalım : Güvenilir bir meal almakla bu işe başlayalım. Hem Kuranı Kerim okuyalım ve hem de mealine bakalım. Tıkandığımız yerde güvenilir bir tefsire başvurabiliriz. Günde iki sahife okursak, bir yılda Kuranı Kerimi hatmetmiş oluruz.
2- Hadis okuyalım : Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadisleriyle bağımız devam etmeli. Mesela; İmam Nevevi’nin Riyazu’s Salihin adlı eseriyle bu işe başlayabiliriz. Peygamberimiz (s.a.v.)’i merkeze alıp davranışlarımızı O’na göre düzenlemeliyiz.
3- Namaza başlayalım : Biliyorum, belki bir bayram namazına bile gitmeyeniniz vardır. Olsun, nereden başlarsak kârdır. Önemlidir. Önemli olan yanlışın farkına varıp karar vermektir. Beş vakit namaz her Müslüman a farzdır. Zaman geçmeden namaz kararı almamız lazım. Tabii sözüm henüz başlamamış olanlara.
4- Umre ziyareti düşünelim : Hac ziyareti zor. Çünkü sırada bekleyen çok insan var. Ancak umre kolay. Aslında maddi imkânı olan sık sık Mekke ve Medine’yi ziyaret edip kendini yenilemelidir. Bunun için yaşlanmayı beklemeyin. Umreden döndükten sonra şu şekilde yaşayamam diye düşünmekten de vazgeçiniz. Bu şeytanın verdiği bir vesvesedir. Hele bir gidin bakalım. Sonrasını Rabbinize bırakın.
5- Günlük dualar edinelim : Her gün için kendimize dualar edinelim. Sabah, akşam duaları, günlük zikirler edinip bunları küçük bir kağıda yazalım. Ve sık sık okuyalım. Dua Müslüman’ın en büyük koruyucusudur, zırhıdır.
6- Eşimizle daha çok ilgilenelim : Belki farkında değilsiniz ama eşinizi ihmal ediyorsunuz. Kendinizi işinize öylesine kaptırmışsınız ki, etrafınızı dahi göremiyorsunuz. Gül gibi eşinize bakmıyorsunuz bile. Bir- iki güzel cümleyi bile çok görüyorsunuz. Bu yıl evlilik yıldönümünü belki ufak ama değeri yüksek bir hediyeyle hatırlamanız iyi olmaz mı?
7- Çocuklarımızla ilgilenelim : Çocuklarımızla kardeş, arkadaş gibi olmalıyız. Çocuklarımız değişiyor. Çünkü insanlar değişiyor. Çağımız iletişim, internet çağı. Çocuklarımız yanlış işlere yönelebilir. Sizin sert tavrınız onları sizden uzaklaştırır. Onlarla arkadaş gibi iletişim kurunuz.
8- Her gece muhasebe yapalım : Hayatınızın muhasebesi için kandil gecelerini veya ramazanı beklemeyin. Aslında her gece yatağa çekilince bu tür bir muhasebe yapmalıyız. Hz. Ömer’in dediği gibi; “Allah hesaba çekmeden siz kendinizi hesaba çekiniz.”
9- Fakiri – Muhtacı görelim : Elbette görüyorsunuzdur. Ama daha çok görün. Onları daha çok ziyaret ediniz. Sadece etrafınızdakini değil, uzaktakini de görün.
10- Selamı yayalım : Sadece tanıdıklarımıza değil, herkese Allah’ın selamını yayalım. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Medine’de söylediği ilk emirdir. Selamı yayın, aç doyurun, herkes uyurken namaz kılın.

Medine’de bir Allah dostu

Geçen senelerde vefat etti. Buharalıydı. Soyu dolaylı olarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’e dayanıyordu. Kendisini gördüğümde 100 yaşını aşmıştı. 30-40 kiloydu. Adı : Zekeriya Ensari’ydi. Medine’ye giden bütün Türklerin ve Müslümanların uğrağıydı. Evinde sürekli yemek pişerdi. Çorbası hiç eksik olmazdı. Evi bir bayram yeri gibiydi. O, ufak minderinde gelen-gidenlerden habersiz gibi daimi bir istiğrak “manevi sarhoşluk” halindeydi. Başı sürekli önündeydi. Kulakları az duyardı. İki büklümdü. Gerçek dünyayla hiçbir ilgisi yoktu. Sanki vücudu orada, ruhu uzaklardaydı.
70 yıldır Medine’den hiç çıkmamıştı. Başka yerde ölürüm de cenazem Hz. Peygamber (s.a.v.)’den uzak bir yere gömülür diye korkuyordu.. Medine’nin bir parçası gibiydi. Bereket olarak anılırdı. Hali garipti. Sanki Hz. Resul’ün (s.a.v.) oradan gelmiş ve Medine’ye konmuştu. Medine’de onu tanımayan yoktu.

Hac mevsiminde yanına gitmiştim. Yanımda kardeşim vardı. Son derece değerli olan Siirtli bir hocaefendi de oradaydı. Zekeriya el Ensari nin elini öptüm. Dua istedim. Siirtli Hocaefendi isteğimizi yüksek sesle kulağına söyledi. Gözlerini açtı. Kaşları gözlerini örtüyordu. Bana baktı. Gülümsedi ve sonra fısıldadı. Anlamak için ağzına doğru eğildim. Şöyle dedi: Ba’de umrin tavilin, cenbe ebikum” ” Uzun bir ömürden sonra babanızın yanına gömülürsün inşallah” Evet, aynen böyle dedi. Benim en büyük arzumun bir gün Medine’de babamın yakınına gömülmek olduğunu elbette bilemezdi..Medine mescidinde yıllanmış bu takva abidesi.

Sonra yeniden iç alemine döndü. Yüzü göğsünde kayboldu. Sanki bir an için ruhu vücuduna geri dönüyor, söyleyeceğini söylüyor, sonra tekrar Hz. Resulullah (s.a.v.)’in huzuruna gidiyordu.

Beni tanımıyordu, kimseyi tanımıyordu. Onun aleminde hiç kimse yoktu. Kendisi dahi yoktu. Çünkü o, hiç orada değildi. Benim Medine Havaalanı’nda vefat etmiş olup , Medine’de gömülü olan eski İzmir müftüsü, Diyanette fetva komisyon başkanı olan Haydar Hatipoğlu Hocanın oğlu olduğumu elbette bilmiyordu. Babam şu an Medine’de Baki’de gömülü. Hz. Osman’a ve ehli beyte yakın bir yerde. Zekeriya Hocanın bunların hiçbirini bilmesi mümkün değildi. Değildi, çünkü onun hayatında bu bilgilerle ilgili bir şey yoktu.O bu dünyaya ait değildi ki..

Başını kaldırıp bana baktığında, bilmediği her şeyi bilip yüzüme söyledi: ” Uzun bir ömürden sonra babanın yanına gömülürsün” dedi.
Duası kabul olur inşallah..

Zekeriya Ensari vefat etti.. Şimdi Medine’de, Baki Mezarlığı’nda dirileceği günü bekliyor.

sabah

2015 Mevlid Kandili Ne Zaman?

2015 Mevlid Kandili Ne Zaman? Hangi Ay’da? 2015 Mevlid Kandili Günü? 2015 Mevlid Kandili Duası Nelerdir? 2015 Mevlid Kandil Ayetleri nelerdir? Mevlid Kandil İbadetleri? Mevlid Kandili Hadisleri Nelerdir?

Mevlid Kandili 2015 yılında 22 Aralık 2015 Salı gecesini 23 Aralık 2015 Çarşamba gününe bağlayan gece kutlanacaktır. Dikkat: Hicri tarihe göre gün 12:00 da değil akşam namazı sonrası başlar.

Tüm İslam Aleminin Mevlit Kandili Mübarek Olsun..

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Rebiü”l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Miladî takvime göre bu tarih, 20 Nisan 571’e tekabül eder.

22 Aralık 2015 Salı günü İtibariyle Mevlid Kandilini kutlayacağız inşallah. Böyle güzel bir günü fırsat bilip Peygamberimizin hayatını dikkatlice bir kez daha okumalıyız. İslamiyeti hayatının her alanında uygulayan,yaşam şekli haline getiren  Peygamber Efendimizi kendimize rehber edinip Onun davranışlarını örnek almalıyız. Biliyoruz ki O” nun sünnetini uygulamak demek,  öte Alemde O”nun Şefaatine de inşallah dahil olmak anlamına geliyor.Kişi sevdiği ile beraberdir hadis-i şerifine göre, herkes bu dünyada kimi severse ahirette onunla beraber olacaktır.

Çocuklarımıza da Peygamber Efendimizi sevdirmek için çeşitli etkinlikler yapabiliriz bu günde.Yakın bir arkadaşım mevlid kandilinde Peygamberimizin doğum gününü kutlamak istemişti, bunun için de pasta almış bir dilimini de ayırmıştı O “na… Peygamberimizin hayatından kesitler anlatmıştı. Çocuklarından da O”na hediye olarak her gün 3 er tane sünnetini uygulamalarını istemişti. Çocukları için unutamayacakları güzel bir zamandilimi yaşatmıştı. Peygamber efendimizi evlatlarına tanıtmayı ve sevdirmeyi amaçlamıştı bu sayede.Herkesin bu konuda farklı bir yöntemi olabilir, önemli olan  bu konudaki samimiyet ve iyi niyet.

Mevlit Kandil Ayetleri

“And olsun ki, Allah mü’minlere onlara âyetlerini okuyan onları(kötülüklerden) arıtan, kitap ve hikmet öğreten, kendilerinden bir Peygamber göndermekle, büyük bir lütufta bulunmuştur Oysa ki onlar önceleri apaçık bir sapıklık içindeydiler” (Al-i İmran sûresi: 165)

“Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya sûresi: 106)

“Biz seni müjdeci, uyarıcı, davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik” (Ahzab: 45-46)

“And olsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız, ona çok ağır gelir O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir”(Tevbe: 128)

ilgili: mevlit kandili veya mevlüt kandili yazılışları yanlıştır. doğru yazım mevlid kandilidir.

Mevlid Kandili ile ilgili diğer makaleler;

Hicri aylar hangileridir? ve 2015-2016 yıllarında hangi hicri ay hangi miladi aya karşılık gelir öğrenmek için buraya tıklayın.
Mevlid kandili nedir? ne zaman kutlanır? ibadetleri, namazı, dua ve tesbihleri için buraya tıklayın.
Nihat Hatipoğlu Mevlid kandili programını ve duasını izlemek için burayı tıklayın.
Nihat Hatipoğlu Mevlid kandili özel programı hangi kanalda? saat kaçta? öğrenmek için buraya tıklayın.
Dini Gün ve Geceler Takvimi 2015-2016 için burayı tıklayın.

Etiketler (Tags): mevlid kandili 2015, mevlüt, mevlid kandili duası, mevlid kandili hadisleri, 2015 mevlid kandil ayetleri, 2015 mevlid kandili, 2015 mevlid kandili duası, 2015 mevlid kandili hangi ay, 2015 mevlid kandili hangi gün, mevlid kandili ibadetleri

Daha fazlası için beğenin…

Kerbelâ Olayları Kerbelâ Savaşı Hz.Hüseyin’in Ölümü


Kerbelâ Olayı
 ya da Kerbelâ Savaşı, 10 Ekim 680 (Hicri: 10 Muharrem 61) tarihinde bugünkü Irak sınırları içindekiKerbela şehrinde, İslam peygamberi Muhammed’in torunu Hüseyin bin Ali’ye bağlı küçük bir birlik ile Emevi halifesi I. Yezid’e bağlı ordu arasında cereyan etmiştir.

Bu savaş Şii ve Alevi inanışının belkemiğini oluşturan en önemli olaylardan biridir. Muhammed’in kızı Fatıma’nın Muhammed’in kuzeni Ali’den olma oğlu İmam Hüseyin’in ölümü, Şiilerce her sene Aşure Günü’nde yâd edilir.

 

Muhammed’in 632 yılında vefat etmesinden sonra Müslüman toplumunun başına kimin geçeceği kaygısı baş gösterdi. Müslümanların bir kısmı ilk olarak Ebu Bekir’in halifeliğinikabul ettiler. Ebu Bekir’den sonra sırasıyla Ömer bin Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib’in halifeliğini kabul ettiler. Bununla beraber bir kısım Müslümanlar Muhammed’in kuzeni ve damadı olan, çocukluğundan itibaren evinde büyümüş ve onu korumak için kendi hayatını tehlikeye atmış olan Ali’nin ilk halifelik için daha doğru bir seçim olduğunu düşünüyorlardı.

Müslümanların bir kısmı Ali’nin yanlış olduğunu düşünmekle beraber kendinden önceki halifeleri kabul ettiğine inanırlar. Bununla beraber kendi halifeliğine kadar hiçbir savaşa katılmayışı diğerlerini halife olarak kabul etmediğine yorulur. Osman asiler tarafından öldürülünce Ali başa geçti. Osman’ı halife kabul edenler onun katilini bulana kadar Ali’yi halife olarak kabul etmeyeceklerini söylediler ve Müslüman toplumu ilk kez iç savaşa sürüklendi. İslam Devleti, Ali ve Muaviye önderliğinde ikiye bölündü. Ali, 661 yılında HaricilerdenAbdurrahman İbn-i Mulcem tarafından gerçekleştirilen bir suikastte hayatını kaybetti ve iktidar 20 yıllığına düşmanı Muaviye’nin eline geçti.

Muaviye, oğlu Yezid’in kendinden sonraki halife olarak kabul edilmesini daha hayatteyken garantiye almaya çalıştı. Taraftarlarına Yezid’e bağlılık yemini ettirdi. Yezid başa geçince ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazarak Hüseyin bin Ali’ye değil, kendisine itaat etmesini, aksi takdirde bunu canıyla ödeyeceğini bildirdi. Bu arada Hüseyin Kufelilerdenkendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyordu. Kufe’ye gelip halife olduğunu ilan ederse Hüseyin’i destekleyeceklerini söylüyorlardı. Hüseyin bu teklifleri ciddiye aldı ve Kufe’deki taraftarlarının gerçekte olduğundan çok daha fazla olduğunu zannetti. Yaklaşık 70 taraftarı ve ailesi ile Kufe’ye doğru yola çıktı.

Sayıca fazla olmayan Kufeli taraftarları Yezid’in yandaşları tarafından bastırıldı. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’da Yezid’in 4500’e yakın adamıyla karşılaştılar. Burada meydana gelen savaşta Hüseyin ve taraftarlarının hepsi öldürüldü ve ailesi esir alındı.

Şii ve Alevi Müslümanlığında bu olayın çok önemli yeri vardır. Onlara göre Ali’nin oğulları yenilmez savaşçılardır, çok yüce şahsiyetlerdir ve halifelik makamının su götürmez sahibidirler. Sünni Müslümanlığında da en yüce sahabelerden ve dört büyük halifeden birinin oğulları oldukları için çok yüce şahsiyetlerdir ve dini liderler olarak kabul edilirler.Sünnilere göre de seçilmemiş ve zorla başa gelmiş bir halife tarafından katledilmişlerdir.

Muhammed sağlığında Ali bin Ebu Talib ve sonrasında da oğullarını kendinden sonraki halifeler olarak atadı ancak iktidar baskıyla başkalarının eline geçti. Muaviye öldüğünde adil düzenin tekrar sağlanması için bir fırsat doğdu.

Muaviye’nin oğlu Yezid, Hüseyin’in iktidarda hak iddia etmesinden korkuyordu. Bu nedenle bir elçi göndererek kendisine itaat etmesini istedi. Hüseyin bu teklifi reddetmesinin bir görev olduğuna inanıyordu. Medine’den Mekke’ye doğru hac için yola çıktı.

Bu arada Kufe’den kendisini destekleyeceklerine dair mektuplar aldı. Sancağını açıp hakkı olanı almak amacıyla yönünü Kufe’ye çevirdi. Yolun bir kısmını aşmıştı ki Yezid’in Kufe’ye Ubeyd-Allah bin Ziyad’ı vali olarak atadığını, beraberinde bir ordu gönderdiğini, Kufelilerin savaşmaktansa itaat etmeyi yeğlediklerini öğrendi.

Buna rağmen yoluna devam etti. Öldürüleceğini biliyordu ancak ölümünün Yezid’in kötülüğünü dünyaya ispat edeceğini düşünüyordu. Kufe yakınlarındaki Kerbela’da kamp kurdu.

Kuşatma

Yezid’in valisi İbn-i Ziyad’ın 30 bin kişilik orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Askerler kampın etrafını sardılar ve Hüseyin ile görüşmelere başladılar.

Hüseyin, kuşatmanın kaldırılmasını, kendisi ile birlikte ailesi ve taraftarlarının da Irak’ı terk etmesine izin verilmesini istedi. Ordunun komutanı Ömer bin Sa’d bu teklifi makul buldu ve üstlerine iletti. Bu teklif İbn-i Ziyad’ın da hoşuna gitti ancak yönetimde söz sahibi olan Emevilerden Şimr bin Zi’l-Cevşen, Bahteri bin Rebia ve Şeys bin Rebia karşı çıktılar. Ömer bin Sa’d’a Hüseyin ve beraberindekileri öldürmesini, yoksa kendi canından olacağını söylediler.

Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın suyollarını kesti.

Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece ölmek ya da teslim olmak seçeneği kaldı. Hüseyin, İbn Sa’d’a sabaha kadar ibadet etmek istediklerini söyledi ve bu nedenle mühleti uzatmasını istedi. İbn Sa’d isteğini bir kez daha kabul etti.

Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikârdı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terk edip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.

Savaş

Ertesi sabah Hüseyin’in adamları düşman ordusunun ön saflarına yanaşıp teker teker düşman ordusundaki akrabaları ve arkadaşları ile konuştular. Savaşmamalarını istediler. Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hûr, devasa düşman ordusunu terk edip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı.

İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Savaş önce düello şeklinde cereyan etti. Hüseyin önce Temim bin Kahta ile savaştı. Onu bir kılıç darbesiyle öldürdü. Sonra Arap âleminin korkulan savaşçısı Zeyd Ebtahi’yi ikiye böldü.[2]

Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları dövüştüler. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı. Bu arada Yezid’in ordusu da çok fazla kayıp vermişti.

Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu İmam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kâhil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.

Hüseyin’in Ölümü

Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai[3] veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü.[2] Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı.

Sonrası

Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi canice atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.[3]

Ertesi gün kadınlar ve çocuklar develerle yargılanmak üzere Kufe üzerinden Şam’a götürüldüler. Çok kötü muamelelere tabi tutuldular. Açlık ve susuzluğun üzerine Hüseyin ve askerlerinin kaybının acısı da eklenmişti. Yezid’in bu kötülükleri yapmaktaki amacının Hüseyin’in destekçilerinin ne hallere düştüğünü gösterip, halkın desteğini kaybetmesini sağlamak olduğu söylenir.

Bununla birlikte Kerbela’dan Kufe’ye ve Kufe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilen etti ve Hüseyin’in Yezid’e başkaldırısını övdü.

Tutuklular bir sene Şam’da tutuldular. Hüseyin’in 4 yaşındaki kızı Sakine bin Hüseyin acıya dayanamayarak vefat etti. Yerel halk tutukluları hapiste yalnız bırakmadı ve Zeynep bin Ali ile Ali bin Hüseyin her gelen ziyaretçiye Hüseyin’in haklı davasını anlattılar. Günümüz Suriye ve Irak’ına denk gelen topraklarda Yezid aleyhtarı oluşumlar baş göstermeye başladı. Durumdan endişelenen Yezid tutukluları serbest bırakarak Medine’ye gönderdi. Yaşananlar kulaktan kulağa yayıldı ve Kerbela Olayı günümüze kadar Aşurâ Günü’nde yâd edile geldi.

Sonuç

Kerbela’da yaşananlar her yıl Şii ve Aleviler tarafından tören şeklinde, Sünni Müslümanlar tarafından da tören yapılmaksızın (mevlid okunarak ve muharrem orucu tutularak) anılır. Yas tutma savaşın gerçekleştiği Muharrem ayının 10’unda (Aşure Günü) doruğa çıkar. Bu günde konuşmalar yapılır, yapılanlar tiyatro şeklinde canlandırılır ve ağıtlar yakılır. Hüseyin’in neden hayatını feda ettiği özellikle vurgulanır. Baskıya ve zulüme teslim olmadığı belirtilir. Ayrıca Caferi Şiiler, 10 Muharrem Aşura Gününde Hüseyin’e yardım edemedikleri ve onun çektiği acıya engel olamadıklarından dolayı kendilerini sırtlarına zincirle vurarak dövünürler.[kaynak belirtilmeli] Aynı şekilde Muhammed’in torunu Hüseyin’in Kerbela’da öldürülmesi hadisesi, Sünnilik’te de üzücü bir olay olarak kabul edilip, Yezid Sünni cemaat içerisinde sıklıkla yerilse ve Sünnilikte isim olarak neredeyse hiç kullanılmasa da Ehli Sünnetinancında yas tutmak caiz olmadığı için Kerbela Olayı, Sünnilik’te Şia’dakine benzer bir şekilde her yıl törenlerle anılmaz.

Ali bin Ebu Talib ile Muaviye arasında gerçekleşen Sıffin Savaşı sonrasında İslam Devleti ikiye bölünmüştü. Ali yönetiminde başkenti Kufe olan ve Muaviye yönetiminde başkentiŞam olan iki devlet kurulmuştu. Ali’nin bir Harici tarafından öldürülmesi, daha sonra Hasan bin Ali’nin baskıyla halifeliği Muaviye’ye bırakmak zorunda kalması, en sonunda daHüseyin bin Ali ve Yezid arasında gerçekleşen Kerbela Savaşı ile bu ayrım derinleşmiş ve İslam’da mezhep ayrılığının temel nedenlerinden biri olmuştur.

Filozof ve sosyolog İbn-i Haldun’a göre Hüseyin akıllı ve içtihat sahibidir. Yani ayet ve hadisleri anlamaya ve doğru şekilde yorumlamaya muktedirdir. Ona göre adaletli bir halife olmayan Yezid’in saflarında savaşmak caiz değildir. Hüseyin’e karşı asker göndermesi fasıklığını kuvvetlendirir. Bu nedenle Hüseyin’in şehit, ecirli ve sevaplı olduğunu belirtir.

Kerbela Olayı; Alevi ve Şii coğrafyada birçok edebi ve müzikal esere konu olmuş, mersiye gibi yeni türlerin doğuşuna neden olmuştur.

Kaynak: wikipedia.org – Kerbelâ Olayı

Kerbela’da Hz. Hüseyin Nasıl Şehit Edilmişti ?

Kerbela’da Hz. Hüseyin Nasıl Şehit Edilmişti ?

Hazreti Hüseyin ve 70 yakınının 1333 yıl önce Kerbela’da hunharca katledilip şehit edilmesini Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Üzüm, kaleme aldı.

Hz. Hüseyin, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in güzide torunudur; onun “cennet kadınlarının efendisi” diye nitelediği kızı Fatıma’nın küçük oğludur.

İSMİNİ HZ. MUHAMMED KOYMUŞTU

10 Ocak 626 yılında Medine’de doğmuştur. İsmi “güzelcik” anlamında bizzat dedesi Hz. Muhammed tarafından konulmuştur. Doğumundan bir hafta sonra akika kurbanı kesilmiş, saçları toplanıp ağırlığınca gümüş fakirlere sadaka olarak dağıtılmış, aynı gün sünnet edilmiştir.

Hz. Hüseyin kutlu bir ailede yetişmiştir. Babası, hayatı beş yaşından itibaren Hz. Peygamberin yanında geçmiş Hz. Ali, annesi Resulullah’ın biricik kızı Hz. Fatıma’dır. Altı yaşına kadar ağabeyi Hasan ile birlikte sık sık dedesi ile birlikte olmuş, çocukluk saflığı ve masumluğu içinde onun inanç ve ahlakını duygularına taşımış, ayrıca yine onun özel ilgi ve dualarına nail olmuştur.

HZ. OSMAN’I KORUDULAR

Hz. Hüseyin ehl-i beyt mensubudur. Başka bir ifadeyle o, Peygamberin aile fertlerinden birisidir. Bu özelliğiyle o, Allah’ın “ehl-i beyti tertemiz kılmayı murat ettiğini” bildiren ayet (Ahzab 33/33) nazil olduğunda Peygamber tarafından âbânın/örtünün altına alınarak bu vesileyle yaptığı duasına dahil edilmiştir. Yine aynı özelliğiyle o, Hz. Peygamberin Necran Hıristiyanlarıyla yaptığı ahitleşmede onun birinci dereceden yakını olarak hazır bulunmuştur.

Yaşının küçüklüğü dolayısıyla ilk iki halife döneminde fetih faaliyetlerine katılamayan Hz. Hüseyin, üçüncü halife döneminde ağabeyi Hz. Hasan ile birlikte Taberistan fethine iştirak etmiştir. Ayrıca Hz. Osman’ın hilafetinin son yıllarında meydana gelen iç karışıklıklarda halifeyi korumak üzere önemli görevler yapmıştır.

İLİMLE MEŞGUL OLDU

24 Haziran 656 yılında babası Hz. Ali’nin hilafete geçmesiyle birlikte, sürekli onun yanında yer alan Hz. Hüseyin Cemel, Sıffîn ve Nehrevan savaşlarında yer almıştır. Dört buçuk yıl sonra babasının şehit edilmesinin ardından ağabeyine itaat etmiş, onun Muaviye lehine hilafetten çekilmesinden sonra ise Medine’ye gelerek burada ilim ve ibadetle meşgul olmuştur.

Hz. Hüseyin’i faziletli kılan Peygamberle olan kan bağı değil, imanı, ibadet bilinci ve ahlakı ile Peygambere layık bir torun olma vasfını gerçekleştirebilmiş olmasıdır. Nitekim onun hayatına tahsis edilen eserlerde kaya gibi güçlü imanı, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet bilinci, doğruluğundan/sıdkından cömertliğine kadar üzerinde topladığı ahlakî güzellikleri çarpıcı örnekleriyle anlatılmaktadır.

AİLESİYLE YOLA ÇIKTI

İşte Kerbela, bu müstesna insanın siyasi ihtiraslar uğruna şehit edildiği yer, Kerbela olayı da bu acının dramatik sahnelerinin bütünüdür.

681 yılında cereyan eden bu olayın üzerinden 1333 yıl geçmiştir. Bu acı olay, sadece tarih sayfalarında kalmamış, yüzyıllardır Müslümanlar’ın ciğerini sızlatan, içini kanatan bir olay olarak canlılığını korumuştur.

Hakkında manzum ve mensur yüzlerce eserin kaleme alındığı olay en kısa haliyle şöyle cereyan etmiştir:

Muaviye’nin ölümünden sonra tahta geçen oğlu Yezid, biat almak için insanları zorlamaya başlamıştır. Durumu öğrenen Hz. Hüseyin buna şiddetle karşı çıkmış, önce Mekke’ye giderek yapılması gerekenlerle ilgili olarak güvendiği insanların fikrini almıştır. Bu arada vaktiyle babasının hilafet merkezi olan Kufe’den kendisini hilafete geçmek üzere Kufe’ye davet eden ısrarlı mektuplar almıştır. Bunun üzerine yerinde incelemeler yapmak üzere amcasının oğlu Müslim’i Kufe’ye göndermiştir. Onun olumlu raporları çerçevesinde hazırlıklara giren Hz. Hüseyin aile efradı ve yakınlarından oluşan küçük bir askeri birlikle yola çıkmıştır.

HUNHARCA ŞEHİT EDİLDİLER

Kufe’de Hz. Hüseyin lehine gelişen olaylardan haberdar olan Yezid harekete geçerek valiyi görevden alıp yerine problemi çözmesi emriyle İbn Ziyad’ı görevlendirmiştir. Duruma el koyan yeni vali önce halkı tehdit edip korkutmuş, ardından Müslim’i yakalatıp öldürtmüştür. Hz. Hüseyin bu olumsuz gelişmelerden yolda iken haberdar olmuş, geri dönmek ya da yola devam etmek arasında tereddüt yaşamış ise de özellikle Müslim’in çocuklarının ısrarıyla devam kararı almıştır. Hz. Hüseyin’in yolda olduğunu öğrenen İbn Ziyad, başka bir görev için hazırlanmış Ömer b. Sa’d komutasındaki askeri birliği Hz. Hüseyin’in üzerine göndermiştir. Önce su yolları kapatılan ve teslime zorlanan Hz. Hüseyin ve küçük birliği ardından 10 Muharrem’de acımasız bir saldırı ile devre dışı bırakılmıştır. Kahramanca savaşan Hz. Hüseyin’in mübarek başı gövdesinden ayrılmış, ayrıca 70 dolayındaki yakını da hunharca şehit edilmiştir.

Kerbela olayında dikkat çekici birçok nokta vardır. Söz gelimi, Hz. Hüseyin’i Kufe’ye davet edenlerin onu yalnız bırakmaları, Hz. Hüseyin’in görüşlerine baş vurduğu başta önemli şahisyetlerin Kufeliler’e güvenilemeyeceğini söyleyerek onu yolundan vazgeçirmeye çalışmaları, Hz. Hüseyin’in olay öncesinde Ömer b. Sa’d ile görüşürken geri dönmesine izin verilmesi, Şam’da Yezid ile doğrudan görüşmesinin sağlanması veya sınır boylarında fetihlerle meşgul olmasına müsaade edilmesi gibi seçenekler sunması bunlardan bazılarıdır.

Fakat durum ne olursa olsun kesin olan şudur ki; a) Hz. Hüseyin tamamen masumdur. b) Cinayet ve katliam tamamen siyasi sebeplerle yapılmıştır. c) Olayın failleri kendilerini Müslüman olarak niteleyen topluluklardan oluşmaktadır.

KERBELA HALEN YAŞANIYOR

Geçmiş dönemler bir tarafa, günümüz İslam dünyasındaki gelişmelere bakıldığında, değişik yerlerde, değişik biçimlerde Kerbela’nın hâlen yaşandığı görülmektedir.

Daha açık ifadeyle, bugün kendisini İslam dairesi içinde gören gruplar siyasi sebeplerle birbirini öldürmeye devam etmektedir. Suriye’de yaşanan iç savaşta ölenlerin sayısı 120.000’i geçmiştir. Irak’ta Sünniler ve Şiiler arasında yaşan olaylarda son üç ayda ölenlerin sayısı iki binli rakamlara yaklaşmıştır. Aynı şekilde her yıl Hint alt kıtasında mezhep çatışmalarında hatırı sayılı rakamlarda insan ölmektedir. İslam’ın temel ilkeleri açısından bu tabloyu onaylanabilir görmek hiçbir biçimde mümkün değildir. Zira adını “barış”tan alan ve mensuplarına dünya ve ahiret saadeti vadeden, peygamberinin “alemlere rahmet olarak gönderildiğini” söyleyen İslam, kendi bağlılarının farklı anlayış ve düşünceler için birbirinin kanını akıtmasına izin verebilir mi?

İslam’ın inanç açısından temel ilkeleri bellidir; Allah’ın birliği ve Hz. Muhammed’in O’nun peygamberi olduğu. Bunu kalbiyle tasdik eden bir kimse Müslüman’dır, mümindir. İslam’ın Müslümanlar’ın birbiriyle ilişkilerine dönük temel ilkeleri de bellidir: Birbirini kardeş görmek, birbirine yardım etmek, birbirine dua etmek, birbirinin sıkıntısını gidermeye çalışmak. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”. (Hucurât 49/10).

Oysa bugün İslam coğrafyasının bazı yerlerinde maalesef “Lâ ilâhe illallah” diyen insanlar “Lâ ilâhe illallah” diyen insanlarca “Lâ ilahe illallah” denilerek öldürülüyor.

MÜSLÜMAN CANLI ÖLDÜREMEZ

Burada ciddi bir problem olduğu açıktır: Zira bir Müslüman, bırakalım bir Müslüman kardeşini, bir insanı, bir canlıyı öldüremez; bir bitkiyi yerinden koparamaz. Kur’an-ı Kerim’de çok açık şekilde yer alan şu ayet müminleri titretir, niteliktedir: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.” (Maide 5/32)

TÜM MÜSLÜMANLAR İÇİN HÜZÜN

İslam dünyasında meydana gelen iç karışıklıların elbette uluslararası birçok dinamiği bulunmaktadır. Ülkelerin çıkarları, silah şirketlerinin hedefleri, uluslararası güç odaklarının hesapları vs. Bu çerçevede bilinen ve bilinmeyen birçok odak Müslümanlar’ın zaaflarından yararlanarak kargaşa çıkarmak, insanları birbirine düşürmek, tarihsel ihtilafları kaşımak isteyebilir ve istemektedir.

Ancak bütün bunların üstünde ve ötesinde müminlerin İslam’ın temel ilkelerini dikkate alarak davranmaları gerekmez mi? Mezhebi, din anlayışı, kültürü ne olura olsun “Lâ ilâhe illallah” diyen bir insan öldürülebilir mi?

Hz. Hüseyin, Peygamberin güzide torunu ve fazilet timsali olarak bütün Müslümanlar’ın sevdiği bir şahsiyettir. Bunun en somut kanıtlarından biri onun isminin Sünni, Alevi, Şii bütün Müslümanlar tarafından çocuklara ad olarak konulmasıdır.

Elbette Kerbela’da onun hunharca şehit edilmesi bütün Müslümanlar’ı üzmüştür. Bu üzüntünün dışa vurması ve yansıtılması çeşitli biçimlerde kendini göstermektedir. Sünni çevreler çoğunlukla İslam’da kurumsal nitelikte bir matem olmadığını, söz gelimi şehit edilen Hz. Ali için de yas tutulmadığını söylemekte, bazıları ise diğer mazlumlar gibi Hz. Hüseyin’in şehadeti için de üzülmekte ve gözyaşı dökmektedir. Şiiler ise bazı yerlerde bedenlerine işkence ederek bazı yerlerde sadece sine döğüp mersiyeler okuyarak kendi gelenekleri içinde özel programlarla bu acıyı hatırlamaktadır. Aleviler de mersiye okuyarak Hüseyin’in acısını hissetmektedir.

GELENEĞE SAYGI DUYMALI

Kerbela olayını kim nasıl anarsa ansın herkese saygı duyulmalıdır. Ancak bu vesile ile bütün Müslümanlar İslam kardeşliğinin gereğini yerine getirip getirmediğini bütün netliği ve içtenliğiyle yeniden sorgulamalıdır. Dış mihrakların bazı iç ihtilafları karıştırmalarına asla izin vermemelidir.

Her kesim birbirinin dini inanç, anlayış ve geleneğine saygı duymalıdır. İşte o zaman İslam kardeşliği lafta kalmayacak, Kerbela olayı doğru okunmuş olacak, yeni Kerbelalar yaşanmayacaktır.

2017 Muharrem Ayı, Aşure Günü ve Hicri yılbaşı ne zaman başlar?

2017 Hicri Yılbaşı ne zaman başlar? başlıyor?

20 Eylül 2017 Çarşamba gecesi Hicri 1438 bitiyor. 21 Eylül 2017 Perşembe günü hicri takvimin ilk günü yani hicri 1 muharrem 1439 tarihidir.

2017 Aşure Günü ne zaman başlar?

Muharrem ayının 10. günü yani 30 Eylül 2017 Cumartesi günü Aşure Günü olarak kutlanır.

Hicri Kameri Aylar Hangileridir? Sayarmısınız? dinimizde ayların isimleri

1-Muharrem 2-Safer 3-Rebiulevvel 4-Rebiulahir 5-Cemaziyülevvel 6-Cemaziyülahir 7-Receb 8-Şaban 9-Ramazan 10-Şevval 11-Zilkade 12-Zilhicce

Hicri Aylar 2017 yılında hangi güne karşılık gelir? Dini günler

Bu tarihlerin her yıl değiştiği unutulmamalıdır.

2017 Yılı

1. Ay : 21 Eylül 2017 Perşembe – 1 Muharrem 1439 Muharrem ayı 
2. Ay : 21 Ekim 2017 Cumartesi – 1 Safer 1439 Safer ayı
3. Ay : 20 Kasım 2017 Pazartesi – 1 Rebîulevvel 1439 Rebîulevvel ayı
4. Ay : 19 Aralık 2017 Salı – 1 Rebîulâhir 1439 Rebîulâhir ayı

2018 Yılı

5. Ay : 18 Ocak 2018 Perşembe – 1 Cemâziyelevvel 1439 Cemâziyelevvel ayı
6. Ay : 17 Şubat 2018 Cumartesi – 1 Cemâziyelâhir 1439 Cemâziyelâhir ayı
7. Ay : 19 Mart 2018 Pazartesi – 1 Recep 1439 Recep ayı
8. Ay : 17 Nisan 2018 Salı – 1 Şaban 1439 Şaban ayı
9. Ay : 16 Mayıs 2018 Çarşamba – 1 Ramazan 1439 Ramazan ayı
10. Ay : 15 Haziran 2018 Cuma – 1 Şevval 1439 Şevval ayı
11. Ay : 14 Temmuz 2018 Cumartesi – 1 Zilkâde 1439 Zilkâde ayı
12. Ay : 12 Ağustos 2018 Pazar – 1 Zilhicce 1439 Zilhicce ayı
1. Ay : 11 Eylül 2018 Salı – 1 Muharrem 1440 Muharrem ayı 
2. Ay : 10 Ekim 2018 Çarşamba – 1 Safer 1440 Safer ayı
3. Ay : 09 Kasım 2018 Cuma – 1 Rebîulevvel 1440 Rebîulevvel ayı
4. Ay : 08 Aralık 2018 Cumartesi – 1 Rebîulâhir 1440 Rebîulâhir ayı

 

Bu sene (2017) Hicri Yılbaşı ne zaman, hangi tarihte başlar? Başka bir deyişle 2017 Muharrem Ayı ne zaman başlar?
Hicri Yılbaşı 1 muharrem 1439 bu sene 21 Eylül 2017 Perşembe günü başlayacak.

2017 Aşure Günü ne zaman başlar?
Muharrem ayının 10. günü yani 30 Eylül 2017 Cumartesi günü Aşure Günü olarak kutlanır.

Muharrem ayı : Şehrullahi’l-Muharrem olarak meşhur olan, yani Allah’ın ayı Muharrem olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

Bugünde on peygamberine on farklı ikramda bulunan Allah (cc), bizlere de af ve mağfiret için imkânlar sunuyor. Peki, bu kutlu ayı nasıldeğerlendirmeli?Asr-ı saadet döneminde sahabeden biri Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum. cevabını verir.-Hicretin 1433′üncü yılına girilecek. Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan bugün, İslam tarihinde bir dönüm noktası. Bu mübarek gün, Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edildi ve 1 Muharrem hicri yılbaşı oldu.

Muharrem ayı ve aşure günü, Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da kutsal sayılırdı. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. Bunun ne orucu olduğunu sordu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gün. Hz. Musa, şükür olarak bugün oruç tutmuştur.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz de, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz.” buyurdu. O gün oruç tuttu ve tutulmasını da emretti. Ancak ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca isteyenlerin tutmasını söyledi. Peygamberimiz (sas), bu günle ilgili olarak, “Zilhiccenin son günü ve Muharrem’in birinci günü oruç tutan, o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.” buyuruyor.

Muharrem ayı Hicri takvimin birinci ayıdır. Onuncu günün de ismi, Aşure’dir. Tarihi kaynaklara göre milattan çok önce Arap, İsrail ve Fars milletleri tarafından, Muharrem ayının Aş;ure günü, kutsal kabul edilen ortak bir değerdir. Bugünün değerini ve kutsallığını, tarihler şöyle anlatıyor:

-Adem atanın tövbesinin kabul edildiği gün.
-Nuh Peygamber’in gemisinin karayı bulduğu gün.
-İbrahim Peygamber’in Nemrut,un ateşinden kurtulduğu gün.
-Musa Peygamber’in kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı gün.
-Yunus Peygamber’in balığın karnından kurtulduğu gün.
-Eyüp Peygamber’in dertlerine şifa bulduğu gün.

Saymakla bitiremeyeceğimiz bütün peygamberlerin refaha, kurtuluşa ve başarıya ulaştıkları gündür. Onun içindir ki Nuh Peygamber dahil ondan sonra gelen bütün peygamberler, Hz. Muhammed ve Hz. Ali de 10 Muharrem Aşure günü şükür ve senalarını ifade ederek, oruç tutmuşlar. Nuh Peygamber’in kurtuluş çorbasını pişirip fakir fukaraya yedirmişler, Hayır ihsan yapmışlar. Bütün tarihler o güne kadar olan, Muharrem ayının kutsallığı ve özelliğini böyle anlatırlar.

Bir gün ikramda bulun, bir sene kazan..

Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. hadis-i şerifi, bugünlerde tutulan orucun önemini ifade ediyor. Bu hadisin açıklamasını İmam-ı Gazali şöyle yapıyor: “Muharrem ayı hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı daha fazla ümit edilir.” Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam aşure gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye ediliyor.

Muharrem Ayının İlk Günü Nasıl Karşılanmalı?

Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının on ikinci Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü,Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların Şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların kameri yılbaşı gecesidir. Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.

Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir?

Muharrem orucunun önemi?
Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10’uncu gün aşûre pişirmek fazîletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıy’allâhu anhümâ) Efendilerimiz’le cennete girecekleri ümit edilir.

Bu 10 günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10’uncu günleri oruç tutmalıdırlar.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz 9’uncu günü seferde bulunuyorlardı. O bakımdan yalnız 10’uncu günü oruç tutmuşlar ve “sağ olursak gelecek sene 9’uncu günü de tutarız” buyurmuşlardır.

Muharrem’in 9 ve 10’uncu geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9 ve 10’uncu geceleri teheccüd vaktinde rızâ-i ilâhî için 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur.

Muharrem ayı faziletleri nelerdir?
Asr-ı saadet döneminde sahabeden biri Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” diye sorar. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” cevabını verir.

Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma’dır.) [Deylemi]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai] Bu hadisin açıklamasını İmam-ı Gazali şöyle yapıyor: “Muharrem ayı hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı daha fazla ümit edilir.”

(Nafile oruç tutacaksan, Muharrem ayında tut! Çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün, tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]

Muharrem ayı ve aşure günü, Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da kutsal sayılırdı. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. Bunun ne orucu olduğunu sordu. Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gün. Hz. Musa, şükür olarak bugün oruç tutmuştur.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz de, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz.” buyurdu. O gün oruç tuttu ve tutulmasını da emretti. Ancak ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca isteyenlerin tutmasını söyledi. Peygamberimiz (sas), bu günle ilgili olarak, “Zilhiccenin son günü ve Muharrem’in birinci günü oruç tutan, o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.” buyuruyor.

Aşure Günü faziletleri
Aşure Günü neler yapılır
Muharrem’in 10’uncu günü Aşûre günüdür, 2017 senesi için Miladi Takvimde 30 Eylül 2017 Cumartesi gününe tekabül eder. Aşûre gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir.

Aşure günü meydana gelen hadiseler nelerdir?
Fakîh Ebu’l-Leys Semerkandî Hazretleri’nin beyânına göre Aşûre günü meydana gelen hâdiselerden bazıları şunlardır:

Yerlerin ve göklerin yaratılması,
Hz. Âdem (a.s.)’in tevbesinin kabul edilmesi,
Hz. Musa (a.s.)’nın Firavn’ın şerrinden kurtulması ve Firavn’ın helak olması,
Hz. İbrahim (a.s.)’in dünyaya gelmesi ve ateşten kurtulması,
Hz. Eyyûb (a.s.)’un hastalıktan şifâ bulması,
Hz. Yûnus (a.s.)’un balığın karnından kurtulması,
Hz. Süleyman (a.s.)’a saltanat verilmesi,
Hz. Nuh (a.s.)’un gemisinin karaya oturması,
Hz. Hüseyin (r.a.)’in şehid edilmesi ve
Kıyâmetin kopması da Aşûre günü olacaktır.

Aşûre Günü ne yapılır?
a – O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
b – En az 10 müslümana birer selâm veya bir müslümana 10 selâm verilir. Fakir-fukarâ sevindirilir.
c – O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
d – 10 defa şu duâ okunur:
سُبْحَانَ اللهِ مِلاْءَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَى وَزِنَةَ الْعَرْشِ

“Sübhânallâhi mil’el mîzân. Ve müntehel-ılmi ve mebleğar-rızâ ve zinetel-arş”
e – Yine Aşûre gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra 100 defa:
اللهِاَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآدَمَ وَنُوحٍ وَاِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى وَمَا بَيْنَهُمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ صَلَوَاتُ وَسَلاَمُهُ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ

“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ ve mâ beynehüm minen-nebiyyîne vel-mürselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn”

f – Öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Beher rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra:
70 İstiğfâr-ı şerîf,
70 Salevât-ı şerîfe,
70 defa:
لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym” okunur.
Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’in hidâyeti ve halâsı için duâ edilir.

HİCRÎ YILBAŞI DUÂSI

Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurdu ki: “Bir kimse, Muharrem ayının ilk günü [ya’nî hicrî yılbaşında], aşağıdaki duâyı 3 defa okursa, Allahü teâlâ o kimseyi, gelecek Muharrem ayına kadar bütün belâlardan emîn kılar.”

Şeyh Şihâbüddin-i Sühreverdî’den menkûldür ki: “Her kim bu duâyı aşûre günü üç kerre okursa ölümden de emîn kılınır. Zîrâ o sene ölümü mukadder olan kimseye, bu duâyı bu veçhile okumak nasip olmaz. (Hâmiş)

Duânın Latin harfleriyle yazılışı şöyledir.Mümkün mertebe, duâyı, doğru olarak Arabî aslından, orijinalinden okumalıdır.

“Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdü lillahi Rabbil-âlemîn. Ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme Entel-Ebediyyül-Kadîm. El-Hayyül-Kerîm. El-Hannânül-Mennân. Ve hâzihî senetün cedîdetün, es’elüke fîhel’ısmete mineş-şeytânir-racîm, vel-avne alâ hâzihin-nefsil-emmâreti bis-sûi vel-iştigâle bimâ yukarribünî ileyke, yâ zel-celâli vel-ikrâm, bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn. Ve sallallahü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve Ehli beytihî ecmaîn.”

Meâli ise şöyledir:

“Besmele”, “hamdele” ve “salvele”den sonra, “Ey Allah’ım! Sen Ebedî ve Kadîmsin [Kendinden evvel hiçbir varlık olmayan], varlığı, hayâtı devâmlı olan, kullarına keremi ziyâde, merhameti, ni’metler bağışlaması sonsuz, yalnız Sensin Allahım!

İşte bu yeni yıldır ki, ben, bu yıl boyunca, huzûrundan kovulmuş şeytândan korumanı ve dâimâ kötülüğü emreden nefsime gâlip olmam için yardımını ve beni Sana yaklaştıran işlerle meşgûl olmamı Senden dilerim ey celâl ve ikrâm sâhibi Allahım. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle muâmele eyle. [Sonunda tekrâr salevât-ı şerîfe var].”

“Nüzhetü’l-mecâlis” kitâbında [I, 156] bildirildiğine göre bir kimse böyle derse, şeytân: “Biz bu kişiden ümîdi kestik” der ve Allahü teâlâ ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki melek görevlendirir.

Bayram Namazı Nasıl Kılınır? / Bayram Namazı Video İzle

2015 Ramazan Bayramı, Ramazan Bayramı Bayram Namazı, Bayram Namazı Nasıl Kılınır?, Bayram Namazı Nasıl Kılınır izle, Bayram Namazı Kaç Rekat?

Birinci rek’at:

1)Cemaat düzgün sıralar hâlinde imamın arkasında yer alır ve “Niyet ettim Allah rızası için (Ramazan-Kuran – hangi bayramın namazı kılınıyorsa zikredilir) Bayramı namazını kılmaya¸ uydum imama” diye niyet eder.

2) İmam “Allahü Ekber” deyip ellerini yukarıya kaldırınca¸ cemaat de imamın peşinden “Allahü Ekber” diyerek ellerini yukarıya kaldırıp bağlar.

3) Hem imam¸ hem de cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:

Birinci Tekbir: İmam yüksek sesle¸ cemaat da onun peşinden gizlice “Allahü Ekber” diyerek (iftitah tekbirinde olduğu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.

İkinci Tekbir: İkinci defa “Allahü Ekber” denilerek eller yukarıya kadırılıp yine aşağıya salıverilir ve burada da birincide olduğu kadar durulur.

Üçüncü Tekbir: Sonra yine “Allahü Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.

4) Bundan sonra imam¸ gizlice “Eûzü-Besmele”¸ açıktan Fatiha ve bir sûre okur. (Cemaat bir şey okumaz¸ imamı dinler.)

5) Rükû ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.

İkinci Rek’at:

6) İmam gizlice Besmele¸ açıktan da Fatiha ve bir sûre okur. Sûre bitince imam yüksek sesle¸ cemaat da içinden (birinci rek’atta olduğu gibi) üç kere daha tekbir alır¸ üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan¸ dördüncü tekbir ile rükûa varılır sonra da secdeler yapılarak oturulur.

7) Oturuşta¸ imam ve cemaat¸ “Ettehiyyatü¸ Allâhümme salli¸ Allâhümme bârik ve Rabbenâ âtina…” duasını okuyarak önce sağa¸ sonra sola selâm verip namazı bitirirler.  Namazdan sonra hutbe okunur.

Allah kabul etsin!

Ramazan bayram namazı kılınışı, Bayram namazı nasıl kılınır video anlatım izle…

Kurban Bayramı Namazı Saat Kaçta Kılınacak? – 2015

Kurban Bayramı Namazı Saat Kaçta Okunacak? (Ezan kaçta okunacak?)

24 Eylül 2015 Perşembe Günü Sabahı Türkiye ve Dünyanın dört bir yanındaki müslümanlar Kurban Bayramı Namazını kılmak için camii lere akın edecek. Ülkemizde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere tüm iller için kurban bayramı namazı saatleri açıklandı. Aşağıda yayınlanan listeye göre kurban bayramı namazanın sizin bulunduğunuz ilde saat kaçta kılınacağını  öğrenebilirsiniz.

24 Eylül 2015 Perşembe

ŞEHiRLER  : KUR.BAY. ŞEHiRLER   : KUR.BAY.
———– ——– ———— ——–
ADANA 7 : 06 İSKELE 7 : 11
ADIYAMAN 6 : 54 İSTANBUL 7 : 33
AFYON 7 : 26 İZMİR 7 : 39
AĞRI 6 : 36 KAHRAMANMARAŞ 7 : 00
AKSARAY 7 : 12 KARAMAN 7 : 14
AMASYA 7 : 05 KASTAMONU 7 : 14
ANKARA 7 : 17 KAYSERİ 7 : 06
ANTALYA 7 : 24 KIRKLARELİ 7 : 40
ARDAHAN 6 : 38 KIRŞEHİR 7 : 11
ARTVİN 6 : 42 KOCAELİ 7 : 29
AYDIN 7 : 36 KONYA 7 : 18
BALIKESİR 7 : 37 KÜTAHYA 7 : 28
BARTIN 7 : 20 LARNACA 7 : 12
BATMAN 6 : 43 LEFKE 7 : 15
BAYBURT 6 : 48 LEFKOŞE 7 : 13
BILECIK 7 : 28 MAGOSA 7 : 11
BİNGÖL 6 : 46 MALATYA 6 : 54
BİTLİS 6 : 39 MANİSA 7 : 38
BOLU 7 : 22 MARDİN 6 : 44
BURDUR 7 : 26 MERSİN 7 : 09
BURSA : 32 MUĞLA 7 : 34
ÇANAKKALE 7 : 43 MUŞ 6 : 42
ÇANKIRI 7 : 14 NEVŞEHİR 7 : 09
ÇORUM 7 : 09 NİĞDE 7 : 09
DENİZLİ 7 : 31 ORDU 6 : 57
DIPKARPAZ 7 : 09 OSMANİYE 7 : 02
DİYARBAKIR 6 : 47 RİZE 6 : 47
DÜZCE 7 : 24 SAKARYA 7 : 27
EDİRNE 7 : 43 SAMSUN 7 : 04
ELAZIĞ 6 : 51 SİİRT 6 : 40
ERZİNCAN 6 : 50 SİNOP 7 : 09
ERZURUM 6 : 43 şANLıURFA 6 : 52
ESKİŞEHİR 7 : 26 ŞIRNAK 6 : 38
GAZIANTEP 6 : 58 TOKAT 7 : 02
GİRESUN 6 : 55 TRABZON 6 : 50
GİRNE 7 : 13 TUNCELİ 6 : 50
GÜMÜŞHANE 6 : 51 UŞAK 7 : 30
HAKKARİ 6 : 32 VAN 6 : 34
HATAY 7 : 02 YALOVA 7 : 32
IĞDIR 6 : 32 YOZGAT 7 : 09
ISPARTA 7 : 25 ZONGULDAK 7 : 22

 

ilgili: bayram namazı vakti, bayram namazı saat kaçta

Zilhicce Ayı Nedir? Başlangıcı, Fazileti ve Oruçları – 23 Ağustos 2017

Zilhicce ayı ne zaman? zilhicce ayı nedir? ilgili hadisler namazı orucu?

Zilhicce ayı bu sene 23 Ağustos 2017 Çarşamba günü başlıyor.

Sayfanın en altında hicri takvim yer alıyor.

“Allâhü Teâlâ’ya -içinde kendisine ibadet olunan- en sevimli günler Zilhicce’nin (ilk) on günüdür. Her bir gününün orucu bir senelik oruca, her gecesinin ihyası da Kadir Gecesi’ni (ibâdetle) ihya etmeye denktir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Zilhicce Ayı Nedir?

Kurban bayramının içinde olduğu aya zilhicce ayı denir, hicri-kamerî ayların 12’ncisidir. Her senenin Kurban Bayramından önceki ilk dokuz günü ve Kurban bayramı günü olmak üzere tam “on gün” “leyâli-i aşere” yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

Bu akşam idrâk edeceğimiz kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esâsından biri olan hac farîzasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafât’a çıkıldığı, Allâh için milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.

Zilhiccenin birinci on gecesi “leyâlî-i aşere” yâni 10 mübârek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için istiğfâr, salevât-ı şerîfe, diğer duâlar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.

Hacca gidemeyen mü’minlerin bu günlerde oruç tutmaları çok büyük fazîlettir. O bakımdan Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yemeyip kurban etinden yemelidir. Bu mendubdur. Hiç olmazsa 8’inci gün ile beraber, 9’uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.

Arefe günü sabah namazından bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazların arkasından Teşrîk tekbîri (Allâhü Ekber Allâhü Ekber, Lâ ilâhe ilallâhü vallâhü ekber, Allâhü Ekber ve lillâhil-hamd) okumak kadın-erkek her mükellef Müslümana vâciptir.

Zilhiccenin ilk on gününde neler yapılır?

Zilhicce ayının birinden onuna (yâni Kurban Bayramının ilk gününe) kadar, her gün sabah namazlarından sonra:

10 salevât-ı şerîfe: “Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”

10 istiğfâr: “Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâ ilâhe illâ Hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.”

10 tevhid: “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunur.          (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Zilhicce ayının ilk on gününü nasıl değerlendirmeliyim?
Zilhicce ayında sadaka verilmeli, dua ve istiğfar ile meşgul olunabilir

“Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli, çok dua ve istiğfar etmelidir.”

Zilhiccenin ilk on gününde “سبحان الله” “Sübhanallah”, “الحمد لله “ “Elhamdülillah”, “لا إله إلا الله” “La ilahe illallah” ve bolca tekbir getirilmelidir

“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi “سبحان الله” “Sübhanallah”, tahmidi “الحمد لله “

“Elhamdülillah”, tehlili “لا إله إلا الله” “Lâ ilâhe illallah” ve tekbiri “اكبر الله “ “Allahu ekber” çok söyleyin!”

Zilhicce ayı oruç tutma günlerinden birisidir Senedeki faziletli günler. Ramazan ayından sonra, Arefe günü, Aşûre günü, Zilhicce ve Muharrem aylarının ilk on günleridir. Haram aylarının tamamı, oruç tutma günleridir. Bunlar faziletli günlerdir.  Bu kıymetli ay ibadetle değerlendirilmelidir “Allah’ın katında, Zilhicce ayının (ilk) on günlerinden daha kıymetli günler yoktur, O günlerde Allah-ü Teala’ya çok ibadet ediniz!”  Bununla birlikte bu ibadetlerle de meşgul olmak gerekir;

Kaza namazı kılmak,
Sadaka vermek,
Kur’ân-ı Kerim tilavetiyle meşgul olmak,
Tesbih namazı kılmak,
Cevşen-i Kebir, evrad-ı kudsiye ve hususen tahmidiye duasını okumak.

Zilhicce ayında yapılan amellerin kıymetini biliyor musunuz?
Zilhicce ayında yapılan iyiliklere kat kat mükafat verilir…
Zilhicce’nin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir 

Bir kimse, bu on günlerde;
Yoksul birine iyilik ettiği zaman;
Allah’ın (cc) Peygamber’ine (asm) bir iyilik bulunmuş gibi olur.
Bir hastayı ziyaret eder ise;
Allah’ın (cc) veli kullarından birini ziyaret etmiş gibi olur.
Bir cenazeye katılır ise;
Allah (cc) yolunda şehit olanların cenazesine katılmış gibi sevap alır.
Bir Mümin’i giydirir ise;
Allah (cc) öbür alemde kendisine cennet hullelerinden giydirir.
Bir yetime iyilik ederse;
Kıyamet günü Allah (cc) ona arşının altından lutfunu yağdırır.
İlim meclislerinden birinde hazır olur ise;
Nebilerin ve resullerin meclislerinde bulunmuş kadar sevap alır.
On günleri değerlendirenler için denilmiştir ki:
Bir kimse, bu on günleri değerlendirir ise, Cenab-ı Hak o kişiye on ikramda bulunur.

Şöyle ki:
Ömrü uğurlu ve bereketli olur.
Malında bereket olur, artar.
Allah onun çoluk çocuğunu korur.
Günahlarına kefaret olur.
Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.
Ölüm halini kolay eder.
Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.
Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.
Ahirette düşük hallerden, rezil ve zelil olmaktan kurtarır.
Cennetteki derecelerini yükseltir.

Dünyada günlerin en üstünü: Zilhicce ayının ilk on günü
Zilhicce ayının kıymeti ve önemi nedir? Zilhicce ayını kıymetli kılan nedir?
Cenab-ı Hak Zilhicce ayının ON GÜNÜ üzerine yemin etmiş, Peygamberimiz (asm) ise; “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah (cc) nezdinde daha makbuldür” buyurmuştur.

Kimi yerlerin mukaddeslik açısından başka yerlere göre daha faziletli olması gibi, bazı vakitler de diğer vakitlere göre daha değerli ve faziletli olabilir. Bu anlamda Zilhicce’nin ilk on günü, yıl içindeki diğer günlere göre daha üstündür, bu hükmün en önemli sonucu “senenin en faziletli günlerinde oruç tutmayı veya herhangi bir ibadet yapmayı adayan kimsenin nasıl hareket edeceğinin belirtmesinde” ortaya çıkar.
Bir kimse en faziletli günlerin birisinde bu ibadetleri yerine getirmeyi adarsa, arefe gününde bu ibadeti yerine getirmesi gerekir. Zira Zilhicce’nin on günü içindeki en faziletli gün arefe günüdür. [1]
Zilhicce ayının ilk on günü dünyadaki günlerin en üstünüdür
“Dünyada günlerin en üstünü Zilhicce ayının ilk on günleridir.” [2]
Bu ayda yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden daha makbuldür
Cenab-ı Hak Zilhicce ayının on günü üzerine yemin etmiş, Peygamberimiz (asm) ise; “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah (cc) nezdinde daha makbuldür.” buyurmuştur. [3]
Zilhicce ayının içerisinde Kurban Bayramı olduğu için mübarek aylardandır
Zilhicce; Ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep) ikincisidir. İçinde Kurban bayramının da bulunduğu Zilhicce ayı, mübarek ayların en mühimleri arasında yer almaktadır. [4]
Zilhicce ayında hacc-ı ekber olduğu için faziletlidir
Senedeki faziletli günler. Ramazan aynıdan sonra, Arefe günü, Aşûre günü, Zilhicce ve Muharrem aylarının ilk on günleridir. Haram aylarının tamamı, oruç tutma günleridir. Bunlar faziletli günlerdir.
Bu ayların birisi tek, diğer üçü arka arkaya gelmektedir. Bu ayların en faziletlisi Zilhicce’dir. Çünkü hac mevsimine, haccın on günü olan eyyam’ul-ma’lumat (Bilinen günler) ve teşrik günleri olan eyyam’ul-madudat (Sayılı günler) bu aydadır.
Haram aylardan olan Zilhicce ayı da, Ramazan ve Muharrem gibi fazileti bol olan aylardandır. Hacc-ı ekber bu aydadır. Bu ayın ilk on günü, Kurân’ın diliyle “el-eyyam’ul-ma’luma” (belli başlı günler) diye ilan edilmiştir. Bir de yine bu ayda “el-eyyam’ul-ma’duda” diye tabir edilen teşrik günleri vardır. Ramazan ayının en faziletli günleri son on günü; Zilhicce’nin en faziletli günleri ise, ilk on günüdür. [5]
Allah (cc) katında Zilhicce ayı makbul aylardan biridir

“Yemin olsun fecr’e (şafak vaktine)!
Ve on geceye!
Hem çifte ve teke!
Ve geçip giderken, geceye!
Bunda bir akıl sahibi için (ibret alınacak) bir yemin (bu yemine lâyık hakikatler) vardır, değil mi?”

Zilhicce’nin ilk yarısındaki günler, yüce Allah katında değerli günler arasındadır. Fecr Suresinde; “On geceye yemin olsun ki…” diye üzerine yemin edilen Zilhicce ayının ilk on günü Müminler için müjdeler taşıyan mübarek bir zamandır.

Zilhicce ayında gerçekleşen önemli hadiseler…
Zilhicce ayında Cenab-ı Hakkın peygamberlere verdiği ikramlar nelerdir?
Zilhicce ayının ilk on gününde peygamberlere gelen ikramlar
Zilhicce ayının ilk on gününde peygamberlere Yüce Allah’tan nice ikramlar gelmiştir. Bu manada gelen birçok haberler vardır.
Allah (cc) Adem (as) tevbesini kabul buyurdu
Zilhicce ayının on günü içinde, Allah (cc) Adem’e (as) tevbeyi nasip etti. O’na tevbe, Arefe günü nasip oldu. O gün Adem (as) günahını itiraf edip tevbe edince, Allah (cc) da onun tevbesini kabul buyurdu.
Kabe-i Muazzama’yı İbrahim (as) Zilhicce ayında yapmaya başlamıştır
Yine bu on günlerde İbrahim (as) Halil olmuştur. Malını misafirlere bolca çıkardı. Kendini ateşe attı. Oğlunu kurban etti. Kalbini Rahman Allah’a verdi. İbrahim (as) dışında tam manası ile tevekkül, başkasına nasip olmamıştır. Kabe-i Muazzama’yı İbrahim (as) yine bu günlerde yapmaya başlamıştır.
Bu on günlerde Cenab-ı Hak Musa Peygamber’e (as) zatı ile münacat ettti
Davud’a (as) mağfiret bu on günler içinde geldi
Kur’ân-ı Kerim’in ilk inişi Kurban Bayramı sabahına rastlanır
Mübahat gecesi dahi, yine bu on günler içindedir. Denilmiştir ki: Kur’ân-ı Kerim’in ilk inişi Kurban Bayramı sabahına rastlar. O sırada, Resulullah (asm) Efendimiz namazgaha çıkmak üzere idi.
Rıdvan biatı yine bu günler içerisinde yapılmıştır
Rıdvan Biat’ı dahi bu on günler içinde olmuştu. Cenab-ı Hak, bu manada şöyle buyurdu:
“Ağacın altında seninle biat ettikleri zaman…” [1]
Ki bu ağaç sakız ağacı idi… ve bu biat Hudeybiye’de oldu… O gün Resulullah Efendimiz’le (asm) biat eden ashabın sayısı bin dört yüz kadardı ve hepsi erkekti…

Zilhicce ayına has bir ibadet var mıdır?
Zilhicce ayının mahsus namazı nasıl kılınır?

Hz. Ali’ye (ra) ; Resulullah Efendimiz’in (asm) şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

“Zilhicce ayının ilk on günü geldiği zaman; tâate (ibadet etmek) daha ciddi sarılın. Zira bugünler, Allah’ın faziletli kıldığı günlerdir. O günlerin gecelerine gösterilen hürmet, günlerine gösterilen hürmet gibidir.”
Bir kimse, o gecelerden birinde namaz kılmak isterse, şu şekilde kılsın:
Gecenin son üçte biri geçtikten sonra kalksın; dört rekat namaz kılsın.
Kılınacak bu namazların her rekatında bir kere Fatiha suresini okumalıdır. Üçer kere İhlas Suresi ve Muavvezeteyn (Felak ve Nas) surelerini okumalıdır.
Yine her rekatta üç kere (Bakara suresinin 255. ayeti celilesi olan) Ayet’el Kürsi’yi okumalıdır.
Namaz bittikten sonra, ellerini açmalı ve şöyle dua etmelidir:
“İzzet ve Ceberut sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.
Kudret ve melekut sahibi Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.
lümü olmayan diri Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.
Kendisinden başka ilah yoktur; öldürür ve diriltir.
Kulların ve ülkelerin Rabbi olan Allah (cc), noksan sıfatlardan münezzehtir.
Çokça temiz mübarek bir şekilde, her hal ü karda Allah’a (cc) hamdolsun.
Allah (cc) büyükler büyüğüdür. Rabbimiz’in şanı yücedir; ilmi ve kudreti her yerde geçerlidir.”
Bundan sonra, ne dileği var ise dilemelidir, böyle eden kimseye;

Allah (cc) Beytini (Kabe-i Muazzama’yı) ve Peygamber’in (asm) kabrini ziyaret eden, Allah (cc) yolunda cihat eden kimsenin sevabını verir.
Allah-ü Teala’dan ne gibi bir dilekte bulunur ise Allah (cc), onu kendisine ihsan eyler. Bir kimse, o on gecelerin her birinde, bu namazı tek tek kılar ise, Allah (cc) onu en yüksek Firdevs Cennetine koyar. O kimsenin her kötülüğü silinir ve kendisine şöyle denir:
“Yeniden iyi şeyler yapmaya başla.”
Arefe günü geldiği zaman, bir kimse onun gündüzünü oruçlu geçirir de; gecesinde de anlatılan namazı kılar ise, bu anlatılan duayı da okuyarak Allah’ın (cc) huzurunda ağlayarak yalvarır ise, Allah (cc) meleklerine şöyle buyurur:

“Ey meleklerim şahit olun; bu kulumu bağışladım, hac edenlerin sevabına da ortak ettim.”
Resulullah (asm) Efendimiz daha sonra şöyle buyurdu:
“Kıldığı namazdan ve ettiği duadan dolayı, Allah (cc) bu kuluna ettiği ihsanı melekler duyunca sevinir ve birbirlerine müjdelerler.

Zilhicce’nin bir günü fazilet yönünden bin gün gibidir
Zilhicce ayında bir gün ibadet, diğer zamanda yapılan bir yıllık ibadete bedeldir

Allah nezdinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli ve faziletli günler yoktur ki, o günlerde yapılan ibadet, bu on gündekinden daha üstün olsun. Zilhicce’nin bir gününde yapılan ibadet, diğer zamanda yapılan bir senelik ibadete bedeldir. [1]

Zilhicce’nin bir gecesinde yapılan ibadet, Kadir gecesinde yapılan ibadete denktir[2]

Başka bir hadiste ise Allah Resulü’nün (asm) şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:

“Amel edilen günler arasında Allah-ü Teala’ya Zilhicce’nin on gününden daha üstün ve daha sevimli geleni yoktur. O günlerden birinde tutulan oruç, bir yıllık oruca bedeldir. O günlerde bir gece ibadete kalkmak, Kadir gecesi kıyam etmeye bedeldir.”  [3]

Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler, Allah (cc) yolunda yapılan cihattan daha makbuldür

“Zilhicce’nin ilk on gününden birinde yapılan amel, Allah (cc) yolunda gündüzü oruç tutulan ve gecesi nöbet beklenen bir cihada eşittir. Ancak bir kişinin cennetlik olduğu müjdelenmesi hariç.” buyurduğu nakledildi. [4]

“Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler Allah (cc) katında diğer aylarda yapılan iyi amellerden daha makbuldür.” buyurdu. Ashap;

“Ya Resulallah! Allah yolunda yapılan cihat da mı Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetten, Allah (cc) katında daha makbul değildir?” dediler. Resulullah (asm):

“Evet, o da daha makbul değildir. Ancak canını ve malını tehlikeye atarak cihada çıkıp sonra geri dönmeyenin (şehit olanın) cihadı ondan daha sevgilidir.” [5] buyurdu.

Zilhicce’nin ilk on gecesini ihya etmek, Kadir gecesini ihya etmeye denktir

Ebu Hureyre’den (ra) Hz. Peygamber’in (asm) şöyle buyurduğu rivayet edildi:

“Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadet Allah (cc) katında diğer günlerde yapılan ibadetten daha güzeldir. Çünkü bunun her bir gününde tutulan oruç bir sene oruç tutmaya ve her bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmeye denktir.” [6]

Bu on gündeki hayır ve bereketten mahrum kalmamalıdır

“Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun.” buyurdu. [7]

Zilhicce’nin bir günü fazilet yönünden bin gün gibidir

“Zilhicce’nin ilk on günü hakkında, onun her günü fazilet yönünden bin gün gibidir. Arefe günü ise on bin gün gibidir.” [8]

Zilhicce ayının sekizinci gecesini ihya edene cennet vacip olur

“Beş geceyi ihya edene cennet vacip olur. Bunlar: Terviye (Zilhicce ayının sekizinci) gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi ve Şaban’ın on beşinci gecesidir. [9]

Zilhicceayında zekat veren büyük bir fazilete nail olur

Zekat veren kimse, Havl’in başlangıcını Ramazan ve Zilhicce ayları yaparsa daha büyük bir fazilete nail olur. Çünkü bu iki ay, diğerlerinde bulunmayan faziletler ihtiva eder. Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in indirilmesiyle şereflendirilmiş bir aydır. Ayrıca bin aydan daha hayırlı görülen Kadir Gecesi de bu ayın içindedir. Yine bu ay, oruç gibi mühim bir farzın da eda edildiği aydır

2017 Miladi = 1438-1439 Hicri Takvim

5. Ay : Cemâziyelevvel 1438 Cemâziyelevvel ayı 29 Ocak 2017 Pazar
6. Ay : Cemâziyelâhir 1438 Cemâziyelâhir ayı 28 Şubat 2017 Salı
7. Ay : Recep 1438 Recep ayı 29 Mart 2017 Çarşamba
8. Ay : Şaban 1438 Şaban ayı 27 Nisan 2017 Perşembe
9. Ay : Ramazan 1438 Ramazan ayı 27 Mayıs 2017 Cumartesi
10. Ay : Şevval 1438 Şevval ayı 25 Haziran 2017 Pazar
11. Ay : Zilkâde 1438 Zilkâde ayı 24 Temmuz 2017 Pazartesi
12. Ay : Zilhicce 1438 Zilhicce ayı 23 Ağustos 2017 Çarşamba
1. Ay : 21 Eylül 2017 Perşembe – 1 Muharrem 1439 Muharrem ayı
2. Ay : 21 Ekim 2017 Cumartesi – 1 Safer 1439 Safer ayı
3. Ay : 20 Kasım 2017 Pazartesi – 1 Rebîulevvel 1439 Rebîulevvel ayı
4. Ay : 19 Aralık 2017 Salı – 1 Rebîulâhir 1439 Rebîulâhir ayı

2018 Miladi = 1439-1440 Hicri Takvim

5. Ay : 18 Ocak 2018 Perşembe – 1 Cemâziyelevvel 1439 Cemâziyelevvel ayı
6. Ay : 17 Şubat 2018 Cumartesi – 1 Cemâziyelâhir 1439 Cemâziyelâhir ayı
7. Ay : 19 Mart 2018 Pazartesi – 1 Recep 1439 Recep ayı
8. Ay : 17 Nisan 2018 Salı – 1 Şaban 1439 Şaban ayı
9. Ay : 16 Mayıs 2018 Çarşamba – 1 Ramazan 1439 Ramazan ayı
10. Ay : 15 Haziran 2018 Cuma – 1 Şevval 1439 Şevval ayı
11. Ay : 14 Temmuz 2018 Cumartesi – 1 Zilkâde 1439 Zilkâde ayı
12. Ay : 12 Ağustos 2018 Pazar – 1 Zilhicce 1439 Zilhicce ayı
1. Ay : 11 Eylül 2018 Salı – 1 Muharrem 1440 Muharrem ayı
2. Ay : 10 Ekim 2018 Çarşamba – 1 Safer 1440 Safer ayı
3. Ay : 09 Kasım 2018 Cuma – 1 Rebîulevvel 1440 Rebîulevvel ayı
4. Ay : 08 Aralık 2018 Cumartesi – 1 Rebîulâhir 1440 Rebîulâhir ayı

 

Buda ilginizi çekebilir: Muharrem ayı ve aşure günü ne zaman başlar?